Sahne kadınların

09/04/2018 Pazartesi
Sahne kadınların

Yıl 1918. Tiyatro sevdalısı beş genç kadın, Darülbedayi’ye (Şehir Tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava girerler. Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife. Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde çıktılar yola. İçlerinden Refika suflör olarak Afife ise oyuncu olarak yollarına devam edebildiler. Bir yıl sonra ise ilk kez sahneye çıktı Afife, Jale takma adıyla. Sonrası hiç de kolay olmadı Afife için. Babası tarafından evlatlıktan reddedildi, “fahişe” damgası yedi, dışlandı. Oynadığı oyunlar sürekli polis tarafından baskına uğradı. Afife vazgeçmedi. Arkasından gelecek olan binlerce kadın oyuncuya rehber oldu.

Afife Jale’nin ilk ateşi yaktığı tarihten yüz yıl sonra aynı ülkede TBMM Başkanı, mecliste gösterilen bir oyunda kadın oyuncuların sahneye çıkmasına izin vermedi.

Kadın oyuncalar kenarda beklediler, bu aşağılanma karşısında şaşkınlık ve çaresizlikten gözyaşlarını tutamadılar. Erkek oyuncular seslerini çıkaramadılar, isteneni yaptılar. Devletin Tiyatrosu uzunca bir süredir zaten “esir”di. Oyun, kadınsız sahnelendi. Dökülen gözyaşları, çalınan alın teriydi emekçilerin. O alın teri ki, yalnız kaldığı müddetçe göz yaşına dönüşmeye mahkumdu.

Yüz yıl geriye ışınlanmamızın tek suçlusu AKP iktidarı değil. Onlarla aynı masaya oturanlar, el sıkışanlar, AKP’den özgürlük bekleyenler... Akil adamlar, sarayda görüntülenmek için birbirleriyle yarışa giren “sanatçı”lar. Sırf işleri bozulmasın, yandaşlık güme gitmesin diye içki masasında içkilerini saklayarak poz veren oyuncular… “Bu ülkede baskı yok, herkes fazlasıyla özgür” diyen ünlüler…Sanatın ayaklar altına alınmasının, sahneden indirilen kadınların, dökülen gözyaşlarının sorumluları onlar.

AKP bugün ne yapıyorsa sermayenin desteğini arkasına alarak yapıyor. AKP, sermayenin işine geldiği için doldurabiliyor tüm koltukları. Patronlar, gericilerden daha iyi ya da daha az tehlikeli değildir. Patronlar zaten gericidir. Geçen haftalarda kadınların özgürlüğü için konferanslar düzenleyen “Doğan”lar ve “Sabancı”lar, neden bu kadar sessizce izliyorlar sahneden kovulan kadınları? Sanat işlerinden çok iyi anlayan Koç, neden sahip çıkmıyor şimdi kadın sanatçılara? Çıkmaz. Kapitalist düzen böyle işler. Kendi çıkarları uğruna her yol mubahtır. Gericilik de, sermayeden ve şakşakçılarından aldığı güçle sataşır sağa sola.

Ne AKP’nin, ne şakşakçılarının ne de sermayedarların gücü yetmez kadını yok saymaya. Onlar beş kadını indirir sahneden, yüzlercesi çıkar sahneye yeniden. Fabrikalarda çalışan milyonlarca işçi kadını da kovabilecekler mi sahneden? Okullarda eğitim gören/eğitim veren kadınları? Tarlalarda, evlerde, mağazalarda, otellerde, hastanelerde çalışan kadınları? Yazan, çizen, üreten milyonlarca kadını hangi sahneden indirecekler? İndiremezler.

Çok değil birkaç yıl sonra, 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte kaldırıldı kadınların sahneye çıkma yasağı. Afife’nin direnişi, hemen arkasından gelen Cumhuriyet ve onun açtığı aydınlık yol ile bize ulaştı. Tarih sahnesinde var olmuş tüm kadın direnişlerinin bir parçasıdır Afife Jale. Tek kişilik cesaret, birlikte örülen bir mücadele içinde taçlanır, yıkılamaz bir güce dönüşür. O yüzden bu kadar net söylüyoruz, öyle kolay indiremezler kadınları yaşam sahnesinden. Çünkü o sahne emekle, insanlığa olan inançla ve umutla örüldü ilmek ilmek. İstedikleri kadar sarmaya çalışsınlar makarayı geri! Tarihte bir yolculuk yapar, bugün sahip olduklarımızı nasıl kazandığımızı hatırlamış oluruz sadece. Cumhuriyet’in aydınlık yüzleri ve değerleri bir bir gelir aklımıza... Bugüne dek hakları için mücadele eden tüm emekçileri hatırlarız. Birlikteyken ne kadar güzel ve güçlü olduklarını görürüz…Tekrar çıkarız zaten bizim olan sahneye, hiç inmemek üzere.