Yabancılaşma örnekleri

10/04/2015 Cuma
Yabancılaşma örnekleri

Bilindiği gibi vali, illerde, kanunlar, tüzükler ve yönetmelikler ile bunlara uygun olan hükümet kararlarını uygulamakla sorumlu olan İçişleri Bakanlığı’nın bürokratıdır. Vali, aynı zamanda, bulunduğu ilde devleti temsil eden bir kişidir. Valinin ilde devleti temsil etmesi, insan haklarına saygılı, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmesi demektir. Bu nedenle vali, Cumhuriyet Bayramı’nda yapılacak törenlere başkanlık edip tebrikleri kabul eder. Yine bu nedenle valinin görevi, yalnız hükümetin ve iş dünyasının değil, ilde yaşayan tüm yurttaşların valisi olup onların Cumhuriyetin temel ilkeleri doğrultusunda güven içinde yaşamalarını sağlamaktır. Arapça bir kelime olan valinin sözlük anlamı da, (ilin) muhafızı ve vasisi olmaktır.

Ancak valiler arasında, devletin temsilcisi olduğunu unutanların sayısı giderek artıyor. Önce yakın geçmişte gazetelere yansıyan vali haberlerinin bir bölümünü anımsayalım: İzmir’in valisi, kurtuluş resepsiyonuna katılmayıp AKP il başkanının kızının düğününe gitmiş! Bir vali, bir başka şehre gidip o şehrin valisiyle kuaför açılışı yapmışlar; bir vali pastane, biri şalgam suyu dükkanı, bir başkası elektronik mağazası, bir diğeri umumi tuvalet açılışı, …  Bir vali, “elbette iktidarın valisiyiz” derken bir diğeri,  “utanılacak sıkılacak bir şey değil, hükümetin valisi olmaktan şeref duyarım” demiş! Bir vali, ayakta işemenin “itikadımıza ters” olduğunu söyleyip camilerdeki pisuarları söktürmüş! Bir vali, “Müslüman Türk kültürünün yaşandığı bir tek yaylalarımız kaldı, oraları da mı turizme açalım” diyerek itiraz etmiş!

Bir de çok yeni bir haber var: Yalova Valisi, sınıfına girdiği öğretmeni, öğrencilerin önünde, “Bu saç sakal ne, sen ne biçim öğretmensin, öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun, çık dışarı o sakalını kes, insanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verir” diyerek hakaret ediyor! Hızını alamıyor, okul idaresine “Siz eşekbaşı mısınız burada, yönetemiyorsanız istifa edin” diyerek hakaretini sürdürüyor! Sonrasında öğretmenler odasına gittiğinde, bir öğretmeninin, “Kıyafet yönetmeliğinin değişmesi ve sesimizi duyurabilmek için eylemdeyiz’ demesi üzerine de eteğindeki taşları döküp, “Yönetmeliği bilerek eylem yapıyorsanız, anarşistsiniz” diyor!

Valinin hakaretine maruz kalan Halil Serkan Öz öğretmen, kendisine ve mesleğine yabancılaşmamış olduğundan kahrından bu dünyadan göçüp giderken, bu valilerin, kendilerine, mesleklerine, Cumhuriyete, çağdaş değerlere ve insanlığa yabancılaştıkları, gün gibi açığa çıkmış oluyor.

Bu valileri, Osmanlı öyküsünde anlatıldığı gibi, makamına jandarma ile getirttiği babasını, “Sen, adam olamazsın der dururdun, ama bak ben paşa oldum” diyen ve babasının da, “Ben sana paşa olamazsın demedim a oğul, adam/insan olamazsın dedim” dediği Osmanlı paşasına benzetmek de mümkün.

Yabancılaşma örnekleri, rektör atamalarında da görülüyor. Uludağ Üniversitesi'nde oyların büyük çoğunluğunu (yüzde 61’ini) alan 1. sıradaki aday değil de, birincinin aldığı oyun yarısından daha da az oy alan kişi rektör olarak atanınca, “Erdoğan tarafından atanmanın onurunu yaşıyorum” diyor!  Harran Üniversitesi’nde de, ilk sıradaki aday değil de 5. sıradaki aday rektör olarak atanınca, “Ne var bunda, nihayetinde takdir Sayın Cumhurbaşkanımızındır” diyor!  

Girdiği seçimde düşük oy alsa da, rektör atanmayı içlerine sindiren kişilere, kendisine, etik değerlere ve üniversitesine yabancılaşmış kişiler demek yanlış mı?

Bu rektörler, üniversitelerinin üniversiteleşmesine mi öncelik verirler, kendisini atayanın kişinin isteklerine mi?

Bugünkü durumda, kendilerine yabancılaşan valileri, yabancılaşmaktan kurtarmanın kolay bir yolu bulunmuyor. Ancak, yukarıda örneklenen rektörlerin, görevi kabul etmediklerinde ya da üniversitelerinde oy verenler oylarına sahip çıktıklarında, yabancılaşmışlıktan kurtulabilme şansları bulunuyor. 

Bu arada ne yazık ki ülkemizde kendisine ve mesleğine yabancılaşanlar hızla artıyor.

Var olan eğitim sisteminin kişileri köleleştirici bir sistem olması, insanın yabancılaşmasını kolaylaştırıyor.  Yabancılaşma olasılığını azaltan eğitim ise, laik ve bilimsel temelli kişiyi özgürleştirici eğitimden geçiyor.

Sahi, 7 Haziran seçimleri için kaç parti, var olan eğitim sistemini değiştirip özgürleştirici eğitimden söz ediyor? 

[email protected]