Sevgili öğretmenim (II)

28/11/2014 Cuma
Sevgili öğretmenim (II)

Sevgili öğretmenim,

Biliyorsun! Milli Eğitim Temel Kanunu (METK)’na göre öğretmenlik, “devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitimi’nin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler” (m. 43).  Eğitim sisteminin genel amacı da, bireyleri, “… ilgi istidat ve kabiliyetlerine göre ... bir meslek sahibi olacak biçimde ... TC ye karşı görev ve sorumluluğunu bilen ... hür ve bilimsel düşünce gücüne ve geniş dünya görüşüne sahip insan haklarına saygılı …” insanlar olarak yetiştirmektir (m. 2). Bu arada METK’da sistemin uyması ve öğretmenin özen göstermesi gereken eğitim hakkı, eğitimde fırsat ve imkan eşitliği, laiklik, bilimsellik ve karma eğitim gibi 14 temel ilke vardır. 

Yine bildiğin gibi, anayasasına göre Türkiye Cumhuriyeti, “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”  (m.2). “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun  önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” (m.10). “Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. ... Eğitim ve öğrenim … çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz” (m. 42).               

Bu yasal çerçeve, üç aşağı beş yukarı çağdaş ülkelerdeki evrensel anlayışı ile Türkiye’nin altına imza attığı “çocuk hakları” ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi evrensel bildirgelere yakın bir çerçevedir. Bu yasal çerçeve doğrultusunda da cumhuriyet rejimi, cumhuriyetin devamı ve toplumun evrensel değerleri benimsemesi, barış, huzur ve refah içinde yaşamını sürdürmesi için öğretmenden “fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür” nesiller yetiştirmesini beklemektedir. Bu nitelikte nesiller yetiştirmenin koşulu da, çocuk ve gençlerin devinimsel, bilişsel ve duyuşsal gelişimlerini gerçekleştirip onların özgürleşmesini sağlayacak laik ve bilimsel eğitim-öğretim süreçleridir. Bu sürecin bir temel öğesi çocuk ve gençler ise diğer temel öğesi sevgili öğretmenlerimizdir.

Yasa maddelerinde, öğretmenlikte ve eğitimde söz edilen laiklik ve bilimsellik, bilindiği gibi, eğitim ve öğretimin demokratikliğinin, evrenselliğinin, barış ve huzurun, insan haklarına saygının gereği ve göstergesi niteliğindedir. Eğitim öğretim süreçlerinde “laiklik” olmadığında, öğretiler bir inanca dayandığından diğer inanç sahipleri dışlanmakta ya da kendi inançları dışındaki bir inancı öğrenmek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum, bilimsellik, demokratiklik, insan hakları, evrensellik ve çağdaşlıkla bağdaşmadığı gibi,  Anayasanın ve METK’nın yukarıda değinilen maddeleriyle de bağdaşmamaktadır.

Bu arada, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 12. maddesine göre, kısaca imam dediğimiz din adamının, “cami ve mescitlerde din hizmetlerini yürütmek ve dinî konularda toplumu bilgilendirmek” gibi görevleri vardır.

Bilindiği gibi imamın toplumu bilgilendirmesi, Türkiye’de Sünni Hanefi inancı doğrultusundadır; diğer inanç sahiplerini pek ilgilendirmemektedir. Örneğin İran imamının öğretisi Şii öğretisidir ve bu öğretiler Sünnileri genellikle hiç ilgilendirmemektedir. Ancak laik ve bilimsel süreçlerde öğretilenler (öğretmeninin öğrettikleri), hem inançlardan bağımsızdır, Sünni-Şii-Hıristiyan-dinsiz … herkes için geçerlidir. 

Ancak sevgili öğretmenim, senin de gözlemlediğin gibi, son yıllarda öğretmen olmak yerine din adamına özgü işlevlere özenen ve okulu camiye çevirmeye çalışan öğretmenler sayıca artmaktadır!

Batı, aydınlanma sürecinde, din adamlığından öğretmene dönüşebilme becerisi gösterdiği için bugünkü teknoloji, refah ve insan hakları anlayışına yükselmişken, sevgili öğretmenim biz din adamına dönüşen öğretmenle nereye varırız?

[email protected]