Ortaöğretimde Yeniden Yapılanma I

24/10/2008 Cuma
Ortaöğretimde Yeniden Yapılanma I

Tarihsel Gelişim!

1946'da adı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olan bakanlık, 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılışından üç beş gün sonra kuruluyor. 1924 yılında çıkarılan 430 sayılı Öğretim Birliği Yasası ile laik eğitim öne çıkıyor ve askeri okullar dışında tüm okullar bakanlığa bağlanıyor. 1926'da bakanlığın ilk teşkilat yasası kabul edilirken üç ana birim oluşturuluyor: Talim ve Terbiye Dairesi, ilköğretim ve ortaöğretim. 1933'te sisteme mesleki eğitim birimini ekleyen ve eğitsel sorunların tartışılıp çözüm önerilerinin üretilmesi için birkaç yılda bir toplanması öngörülen Milli Eğitim Şurası'nı oluşturan bir yasa çıkarılıyor.

Eğitim sistemine Demokrat Parti'nin son aylarında Ticaret ve Turizm ile Kız Teknik Öğretim 27 Mayıs hükümeti zamanında da Öğretmen Okulları, Halk Eğitimi ile Din Öğretimi genel müdürlülükleri ekleniyor. Daha sonraki yıllarda da bir bakanlık genelgesiyle, yeni birimler açılıyor bazı birimler kapatılıyor, adı değiştiriliyor ya da birleştiriliyor. Ya var olan okulların türüne göre genel müdürlük ya da açılan genel müdürlüğe göre eğitim kurumu üretiliyor. Ortaöğretim çeşitlenirken, 430 sayılı yasa kağıt üzerinde geçerli olsa da polis okulu gibi MEB dışındaki birimlerce açılan ortaöğretim kurumlarının açılmasına başlanıyor.

Bu arada, ilköğretimin kız ve erkek çocuklar için zorunlu ve devlet okullarında parasız olduğunu belirten 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu 1961'de kabul ediliyor. 1965'te özel öğretime düzenleme getiren 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve 1973'te de eğitim sisteminin amaç, görev ve sorumluluklarını belirleyen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu çıkarılıyor.

12 Eylül 1980 darbe hükümeti, sistemin karmaşıklaşmış olmasından hareketle ve sistem yönetimini etkinleştirmek üzere Kasım 1983'teki genel seçimlere kadar MEB'i defalarca "reorganize" ediyor, yeniden yapılandırıyor. Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü'nü kaldırıyor yeni birimler kuruyor, yeni birimlerin bir bölümü kapatırken yenilerini açıyor. O yıllarda (yazar dahil) bakanlıkta çalışanlar, cuma akşamı, "U" biçiminde yapılanacağı söylenen bir birimin elemanı olarak evine gidiyor, pazartesi, "Y" biçiminde yapılandırılacak bir birimin elemanı olarak işe başlıyor.

Anavatan Partisi (ANAP) iktidarının da bir hobisi, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarmak ve KHK'lerle MEB'i yeniden "reoganize" etmek oluyor. ANAP iktidarının ilk haftalarında bir KHK ile eğitim ve spor bakanlıklarını Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Çıraklık Eğitimi ile Yaygın Eğitim Genel müdürlüklerini de Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü adı altında birleştiriyor. Bakanlıkta değişiklikler devam ederken, 12 Eylül'ün kapattığı Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü yeniden açılıyor ve eğitim ve spor bakanlıkları birbirinden ayrılıyor. 19-21 Mart 1990 günlerinde bakanlıktan ve üniversitelerden gelen 24 kişilik bir çalıştay, "Ortaöğretim Sisteminin Reorganizasyonu ve Reformu Semineri" konusunu irdeliyor ve nedense bu seminer raporu 1991'de İngilizce yayımlanıyor.

ANAP'tan sonra gelen koalisyon hükümeti zamanında, 1992 yılında kabul edilen 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile MEB bir kez daha "reorganize" ediliyor. Bazı KHK'ler iptal edilirken bazıları yasa maddesine dönüşüyor merkez örgütün içinden çıkılmaz temel yapısı yasalaşıyor. Bu temel yapı genelde korunsa da MEB'deki eklemeler ve değişiklikler hâlâ devam ediyor.

Çok değil 3797 sayılı yasanın kabulünden üç yıl sonra Kasım 1995'te 15. Milli eğitim Şurası'nın şu gündemle toplanmasına karar veriliyor: İlköğretim ve yönlendirme, ortaöğretimde yeniden yapılanma, yükseköğre&nottime geçişin yeniden düzenlenmesi, toplumun eğitim ihtiya&notcının sürekli karşılanması ve eğitim sisteminin finansmanı. Görüldüğü gibi bu şuranın da genel yaklaşımı MEB'in yeniden "reorganizasyonu" oluyor. Araya giren erken genel seçim nedeniyle bu şura 13-17 Mayıs 1996 tarihlerinde toplanıyor. 22-26 Şubat 1999 tarihlerinde toplanan 16. Milli Eğitim Şurasında da mesleki ve teknik eğitimin ortaöğretim sistemi bütünlüğü içinde ağırlıklı olarak yeniden yapılandırılması temel gündem maddesi oluyor.

Bu şuralarda gündem konularıyla ilgili olarak genelde bakanlığın istediği ve benimsediği öneriler kabul ediliyor, bu öneriler içinde olumlu öneriler de bulunuyor ancak fakültelerde çalışan eğitimcilerle Eğitim Sen'in önerileri genelde ya ret ediliyor ya da oylamaya bile alınmıyor.

Bakanlık 1996 yılında yayımladığı bir kitapçıkta ortaöğretim dahil bakanlıkta yenileşmeye gidileceğini, ilgili yasa taslaklarının hazırlandığını, Dünya Bankası (DB) ve Almanya ile yenileşme projelerinin başlatıldığını belirtiyor.

AKP iktidarında DB projelerine Avrupa Birliği (AB) projeleri ekleniyor. Ortaöğretimin yeniden yapılandırılması konusunda yüzlerce yazı yazılıyor, Kültür Üniversitesi İstanbul'da ve sonra bakanlık Ankara'da bilimsel toplantılar düzenleniyor. İlgili yönetmeliğine göre dört yılda bir toplanması gereken Milli Eğitim Şurasını (17.), bir önceki şuradan yedi yıl sonra (Kasım 2006'da) ve şu iki ana gündemle topluyor. 1) Türk milli eğitim sisteminde kademeler arasında geçişler, yönlendirme ve sınav sistemi 2) Küreselleşme ve AB sürecinde Türk eğitim sistemi. Bu son şura bir bakıma AKP'nin AB ve DB'nin istediği yeni ilköğretim izlencesinin uygulanmasından sonra tüm sistemi AB'ye uyumlu hale getirmenin ön hazırlığı oluyor. AB'nin beklentileriyle ve küreselleşmeyle uyuşmayan öneriler bakanlık mensuplarının oylarıyla şurada reddediliyor.

Bakanlık 2008 Ağustos ayında "Ortaöğretimde program çeşitliliği çalıştayı" düzenliyor ve bakan çalıştayı açış konuşmasında, "Ortaöğretimin yeniden yapılandırılması gerektiğini, bu nedenle 2005 yılında fiili bir program başlatıldığını" söylüyor.

MEB'in yeniden yapılandırılması hiç gündemden düşmüyor. Birileri bakanlığı ha babam yeniden yapılandırıyor!

[email protected]