23 Haziran’a doğru

07/06/2019 Cuma
23 Haziran’a doğru

Bırakın geçmiş yılları, Mayıs ayından bu yana yaşadıklarımızın aşağıdaki özeti bile gidişatı gösteriyor.

Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde, müftülük tarafından 4-6 yaş grubu öğrencilerine “Camiyi seviyorum namaza başlıyorum” etkinliği düzenleniyor. Takke ve türban giydirilmiş çocuklara, Kaymakamla birlikte namaz kıldırılıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na linç girişiminin yapıldığı Çubuk’un Akkuzulu köyünde, ‘Şeriat İsteriz’ diyerek Ankara’ya yürüyen Ticani tarikatının yapılanmış olduğu ortaya çıkıyor. Tarikatların girmediği yer kaldı mı, bilinmiyor.

Türkiye'de 15-24 yaş arasında 12 milyon 725 bin kişi bulunurken bu nüfusun 2 milyon 976 bini okula gitmediği/gidemediği gibi, bir işte de çalışamıyor. Türk-İş’in açıklamasına göre, yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğu açlık ya da yoksulluk sınırında yaşıyor.

Cumhur ittifakının ortağı MHP’ye yakınlığıyla bilinen Türk-Eğitim-Sen’in Başkanı, bakanlığın 3 Mayıs’ta "bitecek olan yönetici görevlendirme süresini 7 Mayıs’a uzatıyor. Daha eğitim çalışanlarının genelinin haberi olmadan, bir sendika(!) yönetici üyelerine mesaj geçiyor: ‘Tercih yapmayın. Süre uzatılıyor.’ Ve arkasından tezgah kuruluyor. Diğer çalışanların tercihlerini gören çete üyeleri başlıyor organizeye, kim nereyi tercih edecek ince ince tanzim ediliyor!” açıklamasını yapıyor. Bu açıklama, bakanlıkta iktidara yakın büyük bir kadrolaşma hareketinin son anda açığa çıkması anlamına geliyor. Daha sonra bakanlık il milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği yazıda, “Bu süreçte tercih başvurusunu gerçekleştiren adayların, tercihlerinin bazı adayların lehine değiştirtildiği bakanlığımıza gelen duyumlardan anlaşılmıştır” ifadelerine yer vererek kadrolaşma hareketini doğrulamış oluyor. Benzer olay demokratik ülkelerde olsa bakan anında istifa ediyor, bizimki ise umursamıyor.

5 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliklerle, üniversitelerde gericiliğin kökleşmesinin kapısı açılıyor. Bir yönetmelikle Necmettin Erbakan Üniversitesinde “Kur’an-ı Kerim Çalışmaları ve Kırâat İlmi Uygulama ve Araştırma Merkezi” kuruluyor. Bu yönetmeliğin 6’ncı maddesinde, “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör ve kişilere yönelik olarak Kur’an-ı Kerim çalışmaları ve Kırâatilmi ile ilgili alanlarda ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim programları, çalıştaylar, kurslar, seminerler, konferanslar ve sempozyumlar düzenlemek ve projeler yapmak… telif ve tercüme türü bilimsel yayınlarda bulunmak, bu türden yayınlara akademik destek vermek… Kur’an-ı Kerim çalışmaları ve Kırâat alanında faaliyette bulunan ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliği içinde bulunmak ve onların faaliyetlerine akademik katkı sağlamak” ifadesi yer alıyor. İkinci yönetmelikle de, Turgut Özal Üniversitesinde de, hacamat ve sülük gibi bilim dışı uygulamalara ağırlık verecek "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi" kuruluyor.

YSK, sandık kurullarının yanlış oluşturulduğu gerekçesiyle, ilçe belediye başkanı, muhtar ve belediye meclisi seçimlerini geçerli sayıp yalnız İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimini iptal ediyor. Sandık kurulları hakkında suç duyuruyor.

MEB'in okullara dağıttığı Almanca ders kitabında, özgün halinde başı açık bir kadının fotoğrafı, üzerinde oynanarak başı kapalı olarak gösteriliyor!

Bakanlığın Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, “Şehr-i Ramazan Etkinlikleri” adıyla müftülüklerle işbirliği yapılarak öğrencilerin topluca camiye götürülmesini, velilere yönelik etkinlikler yapılmasını, iftar ve mukabele programları düzenlenmesini, öğrencilerin Ramazan günlüğü tutmalarının sağlanmasını istiyor. Okul yöneticilerine, “Türkiye Diyanet Vakfı, il ve ilçe müftülükleri, Kuran kursları, okul aile birlikleri, koruma dernek ve vakıfları, STK ve yerel yönetimlerle beraber hareket etmesi” için genelge gönderiyor.  

Ensar Vakfı, TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti gibi gerici kuruluşların oluşturduğu bir platformun, Ensar Vakfı Çaycuma Şube Binası’nda “Eğitime katkı sağlayacak konuları ele almak” amacıyla düzenlediği toplantıya İlçe Milli Eğitim Müdürü de katılıyor.

19 Mayıs 1919’un 100. yılında yapılan resmi törende, bu tarihi önemseyenlerle dalga geçiliyor: Gençliği temsilen türbanlı bir genç konuşuyor, sonra “Abdülhamit” adında bir genç konuşturuluyor! Mehteran takımı, Osmanlı marşları çalıyor! Bağımsızlık mücadelesinin başladığı gün anılırken, dört kıtanın hâkimiyet altına alındığından söz ediliyor! Konuşmalarda din ve saltanat vurgusu öne çıkıyor. Gençlik ve Spor Bakanı, “İ’lây-ı kelimetullah (İslamın yüceliğini ve Kuranı Kerimin üstünlüğünü savunma) yolunda, şehâdet ve gaza kavramlarını şiar edinen ecdadımızın yolunda yürümekten mutluyuz” diyor! AKP Genel Başkanı da, saltanata başkaldırmamış gibi Atatürk’ü, Osmanlı padişahları ile bir arada sayıyor. “Ülkeyi 17 yıldır muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkartarak” bu yoldan gittiklerini söylüyor.

Geçenlerde açıklanan “Okullarda Mobbing (Psikolojik Baskı) Düzeyini Ölçme Anketi” sonuçlarına göre, eğitim çalışanlarının %51’i kişiye göre tavır belirlendiğini, %53’ü idarenin ders programı/nöbet gibi planlamalarında ayrımcılığa tabi tutulduğunu açıklıyor. %62’si kameralar veya kişiler yoluyla gözlendiğini, %67’si bulunduğu okuldan başka bir okulda görev yapmak istediğini ve %79’u ise sürekli olarak genel yorgunluk hissettiğini belirtiyor. Sendikalı öğretmenlerin büyük çoğunluğunun yandaş sendikalara üye olduğu gerçeği anımsanınca bu sonuçlar daha da vahim oluyor.

Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini İsmailağa Cemaati’ne ait kurslara yönlendirmek için talimat veriyor.

Geçtiğimiz günlerde açıklanan bir başka rapora göre, Türkiye’de çocuğa yönelik cinsel saldırı vakalarının son 8 yılın en üst seviyesine ulaştığı belirtiliyor. Bir yılda suç sayısı yüzde 12 artmış bulunuyor. 2018 yılında çocuğa yönelik olarak günde 50 cinsel saldırı olayının yaşandığı, sanıklar hakkında 13.396 mahkûmiyet ve 4.704 beraat kararı verildiği açıklanıyor. Çocuğa yönelik istismar suçunda İstanbul ilk sırada yer alıyor.

İstanbul Eyüpsultan’daki bir lisede bir öğrenci, oruç tutmadığı için ve öğretmenin “oruç tutmayanlar Müslüman değildir” sözleriyle sınıftan atılıyor.

Adana’nın Yüreğir ilçesinde bütün ilkokullarda 4. sınıfı okutan öğretmenlerin, imam hatip ortaokullarının tanıtım toplantısına katılmaları isteniyor.

LGS’ye, 140 binlik kontenjan için 1 milyon 74 bin 13 öğrenci başvuruyor. Kontenjanın neden 280 bine, 560 bine 1.074.013’e çıkarılmadığını anlamak mümkün olmuyor.

İçişleri bakanının askerlerle birlikte kıldığı bayram namazı görüntüleri medyaya servis ediliyor.

Bir imam bu Bayram Namazında, “Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. … Hepsi yalan, keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı'yı daha sonra yeniden kurabilirdik” diyor.

YSK, sandık kurullarıyla ilgili suç duyurusunu geri çekiyor. Bu son karar, YSK’nın İstanbul’la ilgili iptal kararının hukuksal değil siyasal bir karar olduğunu gösteriyor.

Yukarıda örneklenen ve son 40 günde gerçekleşen olaylar, açık ve net bir şekilde ülkenin nereye sürüklendiğini gösteriyor. Gidişata dur demesi gereken Cumhuriyet kurumlarının hiçbiri üzerine düşeni yapmıyor ve bu gidişatta pay sahibi oluyor. Örneğin Selçuk’un bakanlığında gerici gelişmeler artarak devam ediyor.  

Bu durumda 23 Haziran, en azından İstanbul seçmenine, Cumhuriyet kurumlarında çalışan sorumlulardan farklı davranıp “Gidişata dur!” deme fırsatı veriyor.

Bir bakıma ülkenin geleceği, vicdan ve sağduyu sahibi İstanbul seçmenine bağlanmış oluyor.

[email protected]