Türkiye tarihinin en çok zengin yaratan iktidarı AKP

06/12/2018 Perşembe
Türkiye tarihinin en çok zengin yaratan iktidarı AKP

2018 yılı rakamlarına göre Türkiye'de 36 tane dolar milyarderi var. 36 rakamını tek başına yazınca pek bir anlam ifade etmiyor olabilir. Ama Türkiye'nin dolar milyarderi sayısı açısından İngiltere, Fransa, İsveç, İtalya gibi ülkelerle aynı ligde olduğunu söylemek rakamı biraz daha çarpıcı hale getirebilir. Hatta Türkiye'nin bu açıdan dünyanın en büyük ekonomilerinden Japonya'nın bile önünde olduğunu söylemek durumu biraz daha ilginçleştirebilir.

Bir tane rakamdan çok sayıda sonuç çıkartmaktan kaçınmak gerekir elbette. Ancak Türkiye'nin toplam ekonomik büyüklüğü veya nüfusu düşünüldüğünde zengin sayısı açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi olduğu açık. Gelecek yıl liradaki değer kaybı nedeniyle bu rakam azalacak olsa da genel eğilim değişmeyecek. 

Türkiye'nin zenginleri kendileri lehine oluşan bu tablo nedeniyle AKP'ye çok şey borçlu...

AKP iktidarı Türkiye'nin zenginleri açısından gerçekten özel bir dönem çünkü AKP iktidara geldiğinde ülkede altı dolar milyarderi vardı. 16 yıllık uzun iktidarları boyunca AKP ülkemizde bolca zengin yarattı.

Türkiye ekonomisi aynı dönemde yaklaşık olarak dört kat büyüdü. Büyümenin yavaşladığı 2008 yılından itibaren zaten bozuk olan gelir dağılımı hızla daha da kötüye gitti. Zenginlerin ekonominin yavaşlamasına rağmen hiç hız kesmeden zenginleşmeye devam etmelerinin sonucu belliydi. Yoksul daha da yoksullaştı, çalışan kesimler ekonomik büyümeden daha az faydalandı. Böylesi bir zenginleşmenin krizle son bulması kaçınılmazdı.

Türkiye yoksul insanların veya emekçilerin yaptıklarından dolayı değil zenginlerin egemenliği yüzünden bir krize girdi.

Peki, bu zenginleşme tablosundan sadece AKP'nin etrafındakiler mi yararlandı? Türkiye'nin en zenginleri listesi bu açıdan da her şeyi açıklamıyor ama bir fikir veriyor.

Listede doğrudan AKP'nin zengin ettiği pek çok isim var. Ancak listenin tamamı onlardan oluşmuyor. Liste, Türkiye'nin geleneksel ailelerinin de AKP döneminde servetlerini AKP'liler kadar arttırarak konumlarını koruduğunu gösteriyor. Evet listede BİM'in ve LC Waikiki'nin patronları yer alıyor. Yine örneğin bugün varlık fonunun yönetiminde de yer alan Tosyalı ailesi listede üç kişiyle temsil ediliyor. Ama Koç, Eczacıbaşı, Özyeğin ve Tara da aynı listedeler ve hâlâ çok zenginler.

AKP döneminde servetini kaybedenler veya eski gücünden uzaklaşanlara elbette rastlandı. Ama bunlar her siyasi iktidarın zamanında oluyordu.

AKP esas farkını aslında zengin yaratırken ortaya koydu. Türkiye tarihinin en çok zengin yaratan iktidarı AKP'nin eskiye kıyasla daha fazla yandaş patron yaratması gayet doğaldı.

Bu zenginlik şimdi AKP'yi hem güçlü kılıyor, hem de onu zorlayacak koşulları yaratıyor.

Zenginlik AKP'yi güçlü kılıyor, çünkü AKP içeride ve dışarıda attığı her adımda daha güçlü bir patron sınıfıyla birlikte hareket edebiliyor.

Bu durum aynı zamanda AKP'yi zorluyor çünkü AKP bu kadar zengin yaratırken, çok becerikli bir şekilde geniş toplumsal kesimleri bu sürece ikna edebilmişti. Şimdi iktidarını sürdürmek için bu göreve devam etmek zorunda. Bir yandan zenginleri besleyecek ve onların daha da zenginleşmesi için yollar bulacak, diğer yandan ise zenginleşmeden dolayı doğal olarak yoksullaşacak milyonları buna razı edecek. Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda kolay bir görev değil bu. Gerektiğinde otoriterleşen, gerektiğinde dinselleşmenin veya milliyetçiliğin gazına basan AKP'nin her zaman yaptıkları dahi bu görevin üstesinden gelmek için yeterli olmayabilir.

Zenginlerin iktidarını ve pozisyonunu korumak için şu anda tek aday gibi görünen AKP'nin önünde engebesiz, sorunsuz bir yol yok.

Ancak AKP'nin esas şansı, zenginlerden güç alan, zenginler adına iktidar görevini yürüten bir partinin karşısında sırtını emekçilere dayayan, işçilerin iktidarını savunan, sınıfı adına siyaset yapan solun siyaset sahnesinde şimdilik etkisiz olması.

AKP zenginleri kadar güçlü olabilir. Ama bu ülkenin her şeyi olan emekçileri kadar güç kazanacak bir solun karşısında aslında hiç şansı yok. Yeter ki sol Türkiye'de geniş emekçi kesimlerin sesi haline gelebilsin.