Kürtler için Türkiye'nin düzeni

08/02/2019 Cuma
Kürtler için Türkiye'nin düzeni

Türkiye'de bir Kürt emekçi için düzen nedir?

Düzen, yoksul Kürdün ay sonunu nasıl getireceğini bilmemesi, bir işi varsa her an o işi kaybetme korkusu, işsizse ne zaman iş bulacağına dair bir fikrinin olmamasıdır.

Düzen, bu ülkede Kürt emekçinin çoğu zaman Türk emekçiden daha çok ezilmesi ve sömürülmesi ama patronların her ikisinin sırtından zengin olmasıdır.

Düzen, yoksul Kürt ailesinin yazları tarlalarda iş bulmak için kilometrelerce yol yapıp geçinmek için gece gündüz başkasının toprağında çalışması, yolda veya tarlada, hastalıktan, kazadan, şundan bundan, genç yaşlı çoluk çocuk ölmesidir.

Düzen, yoksul Kürtlerin okula, hastaneye ulaşamaması, bu hizmetlerden yararlanmanın zengin Kürt için bir problem olmamasıdır.

Düzen, zenginler şehirde ticaret yaparken, sınır boylarında katırlarla mal taşırken yargısız, sorgusuz sualsiz yoksul Kürtlerin kafasına bomba yağmasıdır.

Düzen, gencecik bir Kürt kadınıyken, gericilikten, yoksulluktan, töreden, gelenekten, erkek baskısından yılıp çaresizlikten intiharı seçmektir. Düzen kız çocuklarının evlilik adı altında erkeklere mal gibi satılması, onların tecavüzüne uğramasıdır.

Düzen, çatışmalarda yıkılan kentlerde evlerini terk etmek zorunda kalan Kürt yoksulların kalacak yer bulamaması ama Kürt zenginlerin yüzlerce insanın öldüğü o yıkıntılarda inşaat yapmak için ihale kovalamasıdır.

Düzen, bu ülkede Kürt olmaktan dolayı çekilen acının eşit dağılmaması, Kürt yoksulun Kürt zenginden karşılaştırılamayacak denli daha çok mağdur olmasıdır.

Düzen yoksulla zengin arasındaki ayrımdır ve gücünü bu ayrımın yok sayılmasından, görmezden gelinmesinden, önemsizleştirilmesinden veya bugün çözülemeyecek, ertelenmesi gereken bir sorun olarak görülmesinden alır.

Her kim ki Kürt emekçi ile patronu, Kürt yoksul ile zengini arasındaki farkı yok sayar, görmezden gelir, önemsizleştirir veya bugün çözülemeyecek, ertelenmesi gereken bir sorun olarak görür, o bu düzene güç verir ve bu düzenin bir parçasıdır.

Evet, AKP düzenin çok önemli bir bileşenidir, ama düzen AKP'den ibaret değildir. Listeye CHP'yi veya İyi Parti'yi eklediğinizde de liste tamamlanmaz. Kürt zengini ile yoksulu arasında bir ayrım yapmayan, Kürt patron ile emekçinin çıkarlarının ortak bir paydada buluşabileceğini iddia eden HDP de bu listenin parçasıdır.

Bugün HDP'nin AKP'yle kavgalı olması, yöneticilerinin ve üyelerinin haksız yere hapiste tutulması ve baskı görmesi bu gerçeği değiştirmiyor. HDP'nin bir düzen partisi olması uğradığı haksızlıklara gözümüzü kapatmamız anlamına da gelmiyor.

HDP niye böyle yapıyor, zenginle yoksulu neden bir tutuyor demenin de bir anlamı yok. HDP'nin programı, sorunların çözümüne dair yaklaşımı belli. HDP, yukarıda sayılan kimi sorunları yok sayarken, diğerlerini de zenginle yoksulu, patronla emekçiyi birleştiren bir Kürt kimliğinin etrafında siyaset yaparak çözebileceğini iddia ediyor. HDP siyasi çizgisi ve ideolojik hattıyla bu ve HDP'den başka türlü bir siyaset beklemek her açıdan anlamsız.

Bu nedenle HDP eleştirisi, HDP'yi bir yere çekmek veya HDP'den bir beklentiyle hareket etmek için değil, kendi siyasi pozisyonunu tanımlamak için yapıldığında bir yere oturuyor.

Komünistler, HDP'nin zenginle yoksulu birleştirmek için kullandığı ulusal kimlik siyasetini ve bu siyasetin açmazlarını eleştirirken kendilerinin bu ayrımı ne kadar önemsediklerini ve bu ayrımı temel alarak siyaset yaptıklarını anlatmayı, asla kapanmayacak bir farkı belirginleştirmeyi amaçlıyorlar. Yoksa ne HDP'ye akıl öğretmek gibi bir niyetleri var, ne de HDP'den bir beklentileri...

Tersinin yapılması da aynı ölçüde saçma. HDP'nin zenginle yoksulun çıkarlarını ortaklaştırma uğraşını ve bu uğraşın solun en temel ilkeleriyle çelişmesini önemsizleştirip partinin düzen siyasetinin bir parçası olmasını neredeyse bir ayrıntıya indirgeyenlerin komünistlere solculuk, devrimcilik ve hatta komünistlik öğretmeye çalışması manasız olduğu kadar beyhude bir çaba.

Türkiye bir seçime giderken komünistler, elbette kendileriyle diğerleri arasındaki farkı anlatarak, emekçilerden oy ve destek isteyecekler. En temel farklarını, bu düzen karşısındaki tutumlarını belirginleştirecek, Türkleri de Kürtleri de zenginle yoksul, patronla emekçi şeklinde böldüklerini ve bu bölünme vesilesiyle Türk ile Kürt emekçileri birleştirmeye çalıştıklarını ise hiç saklamayacaklar. Komünistlik bu...

TKP böylesi bir siyasi hattı takip ederken ve aslında adlı adınca komünistlik yaparken, TKP'nin komünistliğinden şikayet edenler içinse haberler kötü. TKP komünistliğe devam edecek çünkü.