Kandırılmaya meraklı 'solun' intiharı

01/07/2019 Pazartesi
Kandırılmaya meraklı 'solun' intiharı

Gözlemlerimizin sonucudur: “Ekremeddin” projesinin arkasında Berlin var. Alman medyasında şöyle bir gezinmek, Berlin başta olmak üzere Alman siyaset sınıfının ilk İstanbul tepkilerini toparlamak, bu saptamayı bile gereksizleştiriyor. Rüzgârın yıllardır nereden estiği o kadar açık ki...

“Ekremeddin Projesi”, Berlin olmazsa yürümez.

Ancak Berlin, proje kurucusu olarak değil, destekçisi olarak sahnede. Tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi. Faşist generaller, Helmut Schmidt ve SPD hükümeti sayesinde iktidarda kaldılar. Bonn Cumhuriyeti, Türkiye’nin sosyalizme kapaklanabileceğini (“Türkiye asırlık bir çınar gibi sosyalizme kapaklanıyor”) gördü, generalleri destekledi ve hep birlikte Türkiye solunu yerle bir ettiler. 1989’un küresel karşı devrimini hazırladılar. Sosyalizmi Avrupa’dan rahatça kazıyabildiler.

Şimdi neden farklı davransınlar ki?..

Demek ki, Berlin desteğinin güncel anlamını, emperyalist dünyadan bu yeni modele desteğin çok büyük olacağında aramamız gerekir. Berlin, kapı açıyor yani.

Almanya, nesnel pratikte ve Türkiye’nin hareketlenmesini sağlayan eklem yerlerine, bütün diğer emperyalist başkentlerden daha yakındır. Her istediğini yapamaz, tamam, ama onun istemediğini de diğerleri yapamaz. Öncelikle de ABD.

Sadece solumuzun görmek istemediği, projenin içindekilerin ise çok iyi bildiği müjdeyi verelim: Berlin, Ekrem İmamoğlu’nun, ilk zuhur ettiği andan itibaren kayıtsız şartsız arkasındadır. AB de öyle.

Erdoğan’ın zaten yıllardır Almanca konuşulan dünyada herhangi bir karşılığı kalmamıştı; mecburiyetten tahammül gösteriliyordu. Yakında tamamen hükümsüz ilan edileceğini anlıyoruz. “Reisi” çok zor günler bekliyor.

Ancak...

TÜRKİYE’Yİ GÖMEMEDİLER, SOL CEMAATLER ÇOKTAN YERLE BİR

Ancak bunun, içinde debelendiğimiz büyük kriz ortamında, bir çözüm olduğu çok tartışmalıdır.

Biz, içeriye ve içeriğe bakalım. Tarihe kalsın için de adımızla, sanımızla imzalayalım: “Ekremeddin Projesi”, Ekrem İmamoğlu ve onu bulup ortaya çıkaran, halkımızın ve maalesef “solun” da tıpış tıpış gidip ona oy vermesini sağlayan Kemal Kılıçdaroğlu, bu partinin tabanındaki ileri taleplerle üst yönetim arasındaki bağın nasıl koparıldığına yeni bir örnek oldu. CHP’ye egemen sermaye çetesi, acaba hiç bu kadar güçlü olabilmiş miydi?

Daha açık olsun. Kemal Kılıçdaroğlu ve onun Öztrak’lı, Toprak’lı, Salıcı’lı, Özel’ili vs. ekibi, göstere göstere şunu yaptı: Ankara’da bir faşist parti (MHP) militanına, İstanbul’u ANAP-AKP kazanında yoğrulmuş, Koç sermayesine yakınlığıyla övünen sağcı bir zengine, İzmir’i de Kemal Derviş’in en az o kadar sağcı bir Türk versiyonuna satarak, Türkiye ilericiliğini tıpış tıpış nasıl adam ettiğini kanıtladı.

Bir istisnayla, Türkiye’deki kendisini solcu sayan tüm cemaatlerin, böyle bir satışın gönüllü parçası olduğunu gördük.

Bu, korkunç bir başarıdır: Sermaye için.

Bu, korkunç bir yenilgidir: Sol ve sosyalizm için.

Berlin başta olmak üzere, bu Kılıçdaroğlu-İmamoğlu başarısının ödülsüz kalacağını kimse düşünmemelidir.

“Ekremeddin Projesi”nin yarattığı en büyük katma değer, Türkiye solunu kendi intiharına kolayca ikna edebilmesidir. Türkiye solu, son dönemde bir kitapla (“Badeci Şeyh'in Sır Odası”) hangi boyutları aldığını gördüğümüz bir tarikat bağlılığıyla, bu sağcı militanların kurduğu sandığın arkasında sıraya dizilmiş, kendisinden bekleneni yerine getirmiştir.  CHP’yi tüm hücreleriyle ele geçirmiş bu ekibin bırakın kendi tabanındaki talepleri, Türkye sosyalistlerini de “kendi arzularıyla” bir kirli oyuna alet edebildiğini gördük.

Buna, eğer bu ülkeyi bir arada tutabilirsek, ilerideki kuşaklar inanamayacak. Bu “sırra” bir anlam veremeyecek.

Kılıçdaroğlu ekibi ve projeleri, Erdoğan’ı tamamlayıcı korkunçlukta bir hırsa karşılık geliyor. Erdoğanist İslamofaşizmin yapamadığını, hatta kışkırttığını (“sol direnç”), Ekremeddin zaferiyle ve Ankara-İzmir sağcılarının desteğiyle bir MHP militanının, Türk sağının “medar-ı iftiharı” Sebahatin Önkibar’ın önerilerini yerine getiriyor: Türkiye sağcıdır, sağı ancak sağla yenebilirsiniz!

ANOMALİZM: 'TÜRKİYE VE SOLU BİR ANOMALİDİR'

Bu, egemen Türk ve Kürt anomalizminin çözümüdür, artık ne kadar çözümse... Yani Türkiye toprakları üzerinde sosyalizmi hedefleyen bir sol siyasetin hiçbir şansının bulunmadığı tezini, Türkiye ilerici hareketinin ise, 1923 Projesi dahil, zaten bu coğrafyada bir anomali olduğunu amentü bellemiş Türk-Kürt gericiliğinin çözümüdür.

Türkiye’nin çözülmesi, diyelim... Bugün artık, cumhuriyetin gömülmesi.

Bu çevrelerin tek şanssızlığı, en güçsüz olduğumuzu düşündükleri anda, Türkiye toprağından başka coğrafyalara ders olabilecek bir tepki, bir devrimci enerji, bir ilerici huruç harekâtının çıkabileceğini görememeleridir. Entelektüel şiddetin sonuçlarını yakında hissederler. Devrimci teori (entelektüel şiddet) olmadan, devrimci pratik (plebyen çözüm) olmuyor. Anlarlar.

Sol liberaller kandırılmıştı vaktiyle, malûm, şimdi o liberallere sırtını dönen “bir kısım sol” da sevindirik bir biçimde kandırılmayı başardı. Tıpış tıpış gidip Türkiye’nin en gericilerine solculuk adına oy verdiler ve kazandırdılar. Kendilerini hiçlediler: “Büyük Koalisyon” işte.

Birbirlerine kızmasınlar, bunların hepsi kandırılabiliyor.

Bize ise, kandırılmayanlarla, büyük kriz içinden sosyalist bir çıkış gerçekleştirmek kalıyor.

Haklarını fazla yemeyelim; sonuçta, işimizi kolaylaştırdılar: Türk-Kürt sol cemaatlerinin hepsinin, yönetici katmanlardan söz ediyoruz, sermayenin her adımına meftun olduğunu göstermek için çaba harcamamız gerekmiyor.

İşleri zor, dedik: Genç TKP’nin, bu entelektüel şiddetin neleri koruduğunu, neleri yıktığını ve hangi alanları yarattığını henüz anlayamadılar.

Ekremeddin solcularına da anlatırız.

Var öyle bir parti. İyi ki var.