Seçim gününde yazarsan…

29/03/2009 Pazar
Seçim gününde yazarsan…

Aslında son iki yazımdan devam etmek istiyordum.

Devletin çözülmesi ve Cumhuriyet'in tasfiyesini kendince "pozitif" bir konsolidasyona dönüştürmek için icat edilen "Osmanlıya dönüş"ü bir hayal, Kemalistlere özgü bir paranoya sayanların su katılmamış cahiller olduğunu yazmıştım.

Hem sol liberal hem de sağ muhafazakâr ideologların yazıp çizdiklerini cahillerin gözüne sokmaya çalışmıştım.

Bugün de oradan devam etmek ve bu Osmanlıya dönüş "projesi"ni bir gerçekçilik testinden geçirmeyi deneyecektim. Bunu ertelemek durumundayım.

Birincisi, bütün memleket Muhsin Yazıcıoğlu'nun tuhaf ölümünü konuşurken, hatta bu vesileyle seçim propagandaları normalden üç gün önce kapatılmışken, kendimi bir şeyler söylemekten alıkoyamıyorum.

İkincisi, memlekette her uydurma lafı bir yazı konusu edemeyiz. (O kadar çok uyduruluyor ki!) Ama zaman zaman kap dolduğunda bir iki not düşmek kaçınılmaz oluyor.

Ve üstelik seçim gününde, birkaç saat sonra üstüne konuşacak bir takım yeni veriler ortaya konacakken, biraz dağınık yazmak, daha iyi gelebilir. Hem size, hem bana...

* * *

Ne zaman üstüne komplo teorisi bina edilebilecek bir konu çıksa, ben kendi payıma hep aynı tutumu alırım. "İşin içyüzünü" araştıracak olan araştırsın benim elimden gelen ya da denediğim şey, siyasal akıl yürütme ve yorumlamadan ibarettir.

Bu yaklaşım, sahibini, işin aslını, yani kaynağını keşfetmeye değil, sonuçlarını kestirmeye yönlendirir. Şimdi de öyle yapıyorum.

Ergenekon'un artık sayısı karışan dalgalarının son birkaç tanesi, öncekilere göre daha geniş kesimlerin aklını teslim aldı. İkna gücünü arttıran mekanizmalar, Ergenekon'u Susurluk'a ve Fırat'ın doğusuna bağlayan köprülerden oluşuyordu.

Ama yetmez. İki alanın daha dolmasına ihtiyaç olduğu kesindir.

Bir: Ergenekon bu haliyle Türkiye'de darbe yapmanın değil, darbe tasarlamanın suç olduğunu söylemektedir. Bu alan olsa olsa 12 Eylülcülerle doldurulur. Bekleyelim bakalım!

Ve iki: Ergenekon bu haliyle kontrgerillanın faşist kaynaklarına bir türlü uzanmamaktadır. Bunun adresi de MHP ile BBP'dir.

MHP neredeyse ana muhalefet. Üstelik Osmanlıcılıkta da, İslamcılıkta da hükümeti tamamlayan parti. BBP'nin cüssesi olsa o da öyle yapacak.

Bu kadar da değil. Söz konusu kadrolar, Türkiye'de her büyük musibetin holdinglerin, batılı büyükelçiliklerin, uyuşturucu yollarının, CIA ve NATO bağlantılarının pek de karmaşık olmayan kanallarından geçip geldiğinin birinci el tanıkları.

Yani gerçekten kolay değil!

Pek bir cüssesi olmasa da, "tanıklığının" halen devam ettiği Trabzon'da ve Dink suikastında yeterince afişe olan BBP için de kolay değil!

Ergenekon'un inandırıcılığını arttırmakta objektif bir güçlük var.

Ve işte bu sorun, geçtiğimiz günlerde, Muhsin beyin en azından 1978'den beri yakından tanıdığı Maraş civarında çözülmüştür:

Muhsin bey temiz siyasetin, dürüstlüğün, mertliğin, ilkeliliğin sembolü olarak toprağa verilecek.

"Nerede bu Ergenekon'un faşist kaynakları" sorusu, Çatlı'nın, Yazıcıoğlu'nun yokluğunda ayıp kaçacak.

Ağca'nınsa zaten aklı kaçmış!

Komplo teorisi falan yazmıyorum. Yazıcıoğlu'nun ölümünün son dönem Türkiye'ye biçim vermekte en fazla iş gören Ergenekon operasyonunu rahatlattığının görülmesi gerektiğini söylüyorum.

Gerisini araştıran araştırsın...

* * *

Adı sol bir partinin, DSİP'in açıklamasını, sol diye bilinen bir haber sitesinde, sesonline'da yayınlamışlar. Başlığı "Arkadaşlarımızı darağaçlarında sallandıranlar, nihayet Ergenekon'da sanık" diye konan haberin içinde aktarılan açıklama tam olarak böyle demiyor.

Ya da daha açık söyleyeyim, bu kadar uydurmuyor!

Haber sitesi seçtiği başlıkla, 12 Eylül'den hesap sorulması yolundaki talepleri boşa çıkartmaktadır. Benim bildiğim kadarıyla "arkadaşlarımızı asan" 12 Eylül'dür ve Ergenekon davasının konusu, yapılmış olan 12 Eylül darbesi değil, hayata geçirilmemiş bazı darbe planlarıdır. Yukarıda değindiğim gibi, tam bu noktada bir inandırıcılık sorunu durmaktadır.

Ayıptır... Hiçbir şeye değilse, asılan arkadaşlarımıza ayıptır!

Açıklamanın kendisi ise site kadar telaş içindedir: "Gün demokrasiyi savunma günüdür. Darbe tehdidi ortadan kalkmamıştır. Darbeci generaller tahliye edilirken Ergenekon soruşturması sayısız engellemeyle karşı karşıyadır."

Yok, yok "telaş" yetmiyor. Bu bir cinnet hali. Sözü edilen türde bir darbe tehlikesinin halen var olduğunu ciddi ciddi dile getirmek için başka güdüler gerekir. Bu güdülerin Ergenekon operasyonunun akıl teslim alma gücünü acilen arttırmayı gözettiği açıktır.

Türkiye'yi külliyen Amerikancılaştırılmasıyla, AKP ile TSK arasındaki "pürüzlerin" tasfiyesiyle vb ülkemizin icabı halinde kolayca darbe yapılacak bir yere çevrildiğini, aslında darbe yapmaya gerek bile kalmadığını anlamalarını beklemiyorum. Sadece uydurmayın diyorum!

Bu arada yeri gelmişken değinmeliyim geçen hafta aynı güdüyle hareket eden bir yazı, Ergenekon operasyonunun yayın organı Taraf'ta yayınlandı. Birileri Amerikancı operasyonu takviye etmek için TKP'ye yüklenmek gerektiğini biliyor. Onlardan biri, Kâzım Özdoğan diye biri de aklınca bunu yapmış... Kâzım bey sırasını beklesin bugün yerim yok...

ÖNCEKİ YAZILARI

Muhalefet cephesinde 22/05/2019 Çarşamba
AKP cephesinde 15/05/2019 Çarşamba
Bir dönüm noktası 08/05/2019 Çarşamba
Tercih yapmadan yaşanır mı? 24/04/2019 Çarşamba
Empati ve adalet 10/04/2019 Çarşamba
Bahar tuzağı 03/04/2019 Çarşamba
Kuyunun dibinden 27/03/2019 Çarşamba
Çok alametler belirdi… 20/03/2019 Çarşamba
Kafalar karışık 13/03/2019 Çarşamba
Gerçek (…) bu değil 06/03/2019 Çarşamba