Çeyrek kala

08/09/2010 Çarşamba
Çeyrek kala

Referandum yaz mevsiminin bizim coğrafyamızın kaderi gereği rehavete kurban gitmesini önledi. Solun bu aralar en son ihtiyaç duyacağı şey rehavettir.

Elde bunun dışında, esas soru itibariyle ne var, henüz bilmiyoruz. AKP önümüzdeki Pazar gecesine cesaretini arttırarak mı girecek, soru bu. Ancak hız kesmeyeceği açıktır. AKP'nin yakın dönemki profili yavaşlama, yeni bir denge arama olasılığını büsbütün bir kenara koyabileceğimizi gösteriyor. Dolayısıyla solun da bu dönemi aktif bir tempoda geçirmesi, hesaplaşmanın hemen açılacak evresi açısından gerçekten hayırlıdır.

Elde Kürt paketi var. AKP'nin BDP taleplerini karşılamaması fazla önemsenmesin. Bunların paketi zaten herhangi bir demokratik öğe içeremez. AKP, Amerikan patentli paketi elinin güçlü olduğu bir momente hazırlamaktadır ve referandumun sonucu ne olursa olsun Kürt cephesinde AKP belli bir kazanımı cebine koymuştur. Boykot taktiğinin zorunlu parçası olan pazarlığın BDP tarafından açılması ve AKP tarafından reddi, yeterli Kürt oyunun evetlere eklendiği yolundaki özgüvenle bağlantılıdır. BDP bloğu bu süreçten hegemonyası delinerek çıkmaktadır. Boykotun oranı bu durumu elbette etkileyecek ama değiştirmeyecek. Üstelik Erdoğan takımı, 13'ünden sonra “bizden açması, ama bunlara beğendirmek imkansız” demeye hazırdır.

Daha önce anlatmaya çalışmıştım. AKP istediği oranı tutturamazsa, açığını kapatmak için hırsla, tutturursa bunun verdiği güçle saldırısını sürdürecek.

Hırslı ve başarısız bir AKP karşısında daha güçlü olacağımız kesin. Bu bir yana, solun elinde, yaz sıcağını uyuşmadan geçirmiş olmaktan fazlası olmalıdır.

Artık solculuğu AKP dönüşümüne yar etmediğimiz için övünme zamanı dolmuştur. Ergenekon operasyonunun karşısına solculuğu dikmeyi başarmamız yetmediyse, Anayasa aldatmacasıyla işin bu safhası tamamlandı.

Solun hayır bloğu bu açıdan anlam taşıyor. Uzun süredir Türkiye'nin temel rotasına ilişkin benzer pozisyonlar geliştiren, ancak güç birliğine gitmekte pratik zorluklar çeken TKP, ÖDP ve HE bu zorlukların çözümsüz olmadığını gördüler ve gösterdiler. Bu topluluğa EMEP'in dahil olması zaten mantıklı olandı. Bu da gerçekleşmiştir.

Ancak güç birliğine, solculuğun AKP'ye yar edilmemesinin ötesinde bir anlam yüklemek tuzaktır. Bu ortaklık sol kitleyi büyütmemekte, solu yeni emekçi ve aydın toplumsallıklarına taşımamaktadır. Bu bir üzüntü ifadesi değil, durum saptamasıdır ve gerçekleşen ortaklığın değerinden eksiltmez.

Eğer başka ve keyif verici bir saptama yapabilecek durumda olsaydık, dörtlü güç birliğinin önünde yeni ufuklar açılması, ne denli pratik zorluklar barındırırsa barındırsın devrimci bir görev olurdu. Buraya kadarının altından kalkanlar, daha fazlası için de kolları sıvarlardı. Ancak durum bu değildir. Güç birliğinin heyecan verdiği kesimler bellidir, aktifleşen aydınlar aritmetik toplama usulü artış göstermiştir, aynı durum diğer toplumsallıklar için de geçerlidir. Hal böyle olunca da, kadroların, güçler birleşti diye aşırı bir coşkuya kapılmamalarında şaşacak bir şey yoktur.

Tuzak ise onlarca yılın içi boş birlik beklentisidir. Türkiye'de solun sorunu bu değil. Sol gerici dönüşüme karşı toplumsal enerjileri açığa çıkartmalı, örgütlemeli, harekete geçirmeli. Bu motivasyonun, üstünde birlik yazan tılsımlı bir değneğin temasıyla uzak yakın alakası yoktur.

Tersine, birlikçilik rehavet ve ortalamacılıktır. Ortalamacılık, önümüzdeki dönemde solun en büyük düşmanıdır. Kürt paketini aval aval beklemek ve acaba ne çıkacak diye umutlanmak veya tasalanmak ortalamacılıktır. AKP'nin tam Anayasa paketine, acaba dokunulmazlık da girecek mi diye beklemek Kılıçdaroğlu'na uyar, bize değil. Ve zaten ortalamacılık solu hep CHP'ye ittirmiştir. İkinci Cumhuriyetin Halk Partisi'ne takılmak, birincisi karşısındaki geçmiş aymazlıklardan çok daha geri bir ortalamacılık olacaktır. İsteyen, beğenmediğimiz Ecevit, İnönü, Baykal hatta Karayalçın'ın kalibreleriyle Kılıçdaroğlu'nu karşılaştırsın.

Sol, şiddetleneceği kesin olan saldırıyı ancak Türkiye ilericiliğini mümkün olan en uç mevzilere taşıyarak, kavgasını en ileri hatlarda vererek göğüsleyebilir. 12'si gecesinden tezi yok, solun görevi bu olmalıdır. Önce bu görev yerine getirilsin getirilsin de, işimiz en ileri hattın toplumsal meyvelerini birlikte derleyip toplamaya kalsın. Dörtlü güç birliği zamanı gelince bunun da yapılabileceğinin işareti olarak kayıtlara geçsin.

ÖNCEKİ YAZILARI

Bayram değil seyran değil 21/08/2019 Çarşamba
Güvenli bölge, bataklık bölge 14/08/2019 Çarşamba
Bizim Cüneyt 07/08/2019 Çarşamba
Organize suç olarak ırkçılık 31/07/2019 Çarşamba
Yangın 17/07/2019 Çarşamba
Günlerin getirdiği… 10/07/2019 Çarşamba
Solculuk nedir? 26/06/2019 Çarşamba
Bir strateji kendini imha etti 19/06/2019 Çarşamba
İki parti 12/06/2019 Çarşamba