Özgür Boza Okullarında neler yaşanıyor?

Üç aydır maaşlarını alamayan ve hakkını almak için mücadele eden PE Özgür Boza Okulları Öğretmen Komitesi'nde yer alan öğretmenler, yaşadıklarını ve taleplerini soL'a anlattı.
Neslihan Koçaslan
Çarşamba, 03 Temmuz 2019 08:52

Özgür Boza Okulları öğretmenleri üç aydır maaşlarını alamadıkları için haklarını arıyor. Patronların Ensesindeyiz Özel Okul Öğretmenleri Dayanışma Ağı’nda yer almaya karar veren öğretmenler komite kurarak haklarını almak için mücadele ediyor.  

Haklarını alamayan öğretmenler hakkında okul yönetiminin sosyal medya üzerinden sürdürdüğü hakaret ve yakışıksız paylaşımların ardından Komite yeni bir açıklama yaptı.

PE Özgür Boza Okulları Öğretmen Komitesi temsilcisi ve avukatı, 26 Haziran 2019 tarihinde okul yönetimi ve avukatı ile görüşme gerçekleştirdi.

Taleplerinin arkasında duran öğretmenler, Özgür Boza’yı ve okul yönetimini sorumlu davranmaya davet etti.

Ücretlerini almak için mücadele eden öğretmenlerle, karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini masaya yatırdık. Okulda yaşadıklarını, Türkiye'de eğitimin geldiği son durumu soL'a değerlendirdiler. 

(Hukuki süreç devam ettiği için öğretmenlerin isimlerini veremiyoruz)

Okulda yaşadıklarınızı özetleyebilir misiniz?

Şubat Mart gibi maaşlarımızla ilgili bir sıkıntı yaşanmaya başladık. Maaşları gündem etmeden yine de derslerimize girdik. Sahip çıktık okulumuza. Her cuma haber geliyordu. Olumlu bir hava vardı. Maaşlar geç de olsa yatar diye düşündük. Bilgi akışı kesilmeye başladı. Dersleri, sınavları, bayramdan önce bitirip, tertemiz okulu teslim ettik. Çocuklara hiçbir şey yansıtmadık. Bayram'da maaşlar yatacak diye mail geldi. Sürekli mail geliyordu. Ancak maaşlar bir türlü yatmıyordu. Bayramdan sonra herkes niye yatmıyor diye sordu. Orada biraz aynı ses olduk. Aynı ses olunca ürktüler. İlk yan yana gelişimiz bence orada başladı. WhatsApp grubuna yazmamızı engellediler. Bizde kendi aramızda konuşabileceğimiz bir WhatsApp grubu kurduk.  Okul yönetimi bizleri teşhir ederek okulda ikinci sınıf vatandaş haline getirdi. Bazı arkadaşlarla derslere girmeme kararı aldık. 

'ÖĞRETMENLERE HAKARET VE TEHDİT'

Okulda yaşananlar öğrenciler ve velilere nasıl yansıdı?

Öğrenciler durumu anladılar, üzüldüler. Seneye okulda olup olmayacağımızı sordular. Bayramdan sonra öğrencilerin gelmediği dönem. Bizim ders bırakmamız etkilemedi zaten. Ama öğrenciler havadan anladılar, bize sordular. Müdürlerin bazı öğretmenlere öğrencilerin yanında azarladığını kötü muamele ettiğini, hakaret edip, tehdit ettiğini duyduk. ''Dünyayı size dar edeceğim. Hiçbir yerde çalışamayacaksınız'' boyutuna kadar geldiklerini duyduk. Öğrencilerimizin ağlayıp üzüldüğünü biliyoruz. Öğrencilere durumu yansıtan yine yönetim oldu.

Zaten Özgür Boza instagramdan video paylaşımı yaparak öğrencileri ve velileri kendi ayağa kaldırdı. Velilerimiz öğretmenlerin maaşının yatmadığını Özgür Boza'nın sosyal medya hesabından öğrenip öğretmenleri aradılar, durumumuzu sordular. Bütün öğretmenler soğukkanlılığını korudu ve sene sonunu bekledi. Veliler hala okuldan kesin bir şey duyabilmiş değil, hayal kırıklığı yaşayan bazı veliler bizleri arayarak gerçekleri öğrenmeye çalışıyor ve mücadeleye dışarıdan destek veriyorlar. Biz onların çocukları yani emek verdiğimiz öğrencilerimiz için de büyük bir üzüntü içindeyiz.

'VELİLER EĞİTİM AÇISINDAN ENDİŞELENDİ, DESTEK OLDULAR'

Veliler öğretmenlerin ayrılma ihtimali karşısında kaygılandı, tabi. Okulların bütün taksitlerini, ödedikleri için. Bizi arayan aileler oldu. Okul taksitleri kolay ödenmiyor. Ödedikleri parayı yakacakları bir durum yok. Kimse sesini çıkaramıyor. Öyle bir lüksleri yok.

'KOMİTE KURULUNCA PATRON MÜŞTERİLERİNİ KAYBETMEKTEN KORKTU'

Yaptığınız çağrı, 4 maddelik talepleriniz ve komite olmanızdan sonra neler oldu? Tepkiler büyüdü mü?

Komite kurulduktan ve velilere destek çağrısı yapıldıktan sonra patron çok rahatsız oldu. Çünkü ''müşterileri''nin korkacağını düşündü. Bir eğitimcinin velilere müşteri gözüyle bakıyor olması utanç verici. Özel okulların çoğunda böyle bir anlayış var, çok yanlış bir bakış açısı. 

'MAĞDUR EDEBİYATI TÜRKİYE'DE YUKARIDAN AŞAĞIYA YAYILDI'

Çağrımızdan sonra çok rahatsız oldu. Hak ettiğimiz, çalıştığımız emeğin karşılığını almak için 4 maddelik taleplerimizi sıraladık. Mağdur edebiyatı yaptı hep patron. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış. Biz hakkımız olanı istiyorken, o bize dilenci muamelesi yaptı. Ülkemizdeki mağdur edebiyatı bizim okul yönetimine de sirayet etti. Ülkemizde var olan yukarıdan aşağıya doğru mağdurluğun eğitimde de yansıması oldu.  

Bugün geldiğimiz noktada özel okullar başıboş bırakıldı. Haksızlıkların önüne geçilemiyor. Sözleşmelerde patron keyfiyeti var.

Biz sadece hakkımız olanı almak istiyoruz, sesimizi duyurmak için açıklamaları yaptık. 

DESTEK TELEFONLARI GELDİ

Maddi olarak da sekteye uğratan grupmuşuz gibi küçümsemeye çalıştı aslında sayımızın önemli olmadığını, bir kişi bile olsa hakkını arayacağını, maaşlarımızı haklarımıza sahip çıktığımızı dile getirdik. Bizi karalamaya çalıştı ama ters tepti, tepki yarattı. Velilerden haberleri okuyanlardan, eskiden çalışıp ayrılmış öğretmenlerden de destek telefonları geldi. Bizi desteklediklerini söylediler.
Komite olma kısmına takıldı okul yönetimi. “Komite kimmiş beni de aranıza alın” diye dalga geçti, küçümseyen bir tavır geliştirdi. 
Yayımlanan haberlere yalan diyen Özgür Boza, kendisi yalan söyleyip duruyor. Maaşları yatırdım diyor, henüz yatırmadı.  

Üç aydır, biz evimize para götüremiyoruz. Okulun patronu hala ne zaman ödemelerimizi alacağımızı açıklamıyor. Bu nasıl bir demokrasi anlayışı? Biz çalıştık, görevlerimizi yaptık, emek harcadık. Ama emeğimizin karşılığına el konuluyor. Bunu açıklasın okul yönetimi! Hak yedirtmeyecekse önce bizim hakkımızı yemesin.

'EĞİTİMİN PARALI OLMASI VE ÖZEL OKULLARIN BU KADAR FAZLA OLMASI SIKINTI'

Türkiye'de eğitim başlığında bir dizi sıkıntı var. Bir yanında eğitim içeriğinin dinselleşmesi varsa diğer yanında eğitim alanının ticarileşmesi yer alıyor. Eğitim para ile satın alınıyor. Özel okul sayısı hayli arttı. Öğretmenler atanamıyor, çok düşük ücretlere, çoğu zaman hiçbir hakkı olmadan özel okullarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Üstelik sınav sistemi sürekli değişiyor. Eğitimin geldiği son durum ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Eğitimin paralı olması ve bu kadar özel okul olmasında bir sıkıntı var zaten. Ancak insanlar iş kapısı olduğu için ses çıkartamıyor. İş kapısı olarak görüldüğü için, patronların çerçevesinde yaşıyoruz. Patronlar tecrübeli, söz sahibi öğretmen sevmiyor. Tecrübesiz gelsin, az paraya çok iş yaparak çalışsın. Sessiz çalışsın, hiçbir şeye itiraz etmesin istiyorlar. Çocuğun varsa işe almıyorlar. Hamileysen işten çıkartıyorlar. Daha az çalışacağını düşünüyor. Hamilelerle sözleşme yenilemiyor.

'SORGULAMAYAN, BOYUN EĞEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRİLİYOR'

Devletin eğitim politikası “eğitmemek” üzerine. Her yıl değişen sınav sistemi ve müfredat nedeniyle çocukların kafası karışıyor. Sınavda birinci diye asıyorlar çocukların fotoğraflarını. Ama çocuk, sadece ezberlemiş verildiği kadarını öğrenmiş, konuşamıyor dahi. Her şeye boyun eğen, kimse kendisi için ses çıkartamasın, düşünmeyen sorgulamayan insanlar yetiştirilsin isteniyor. 

Özgür Boza Okulları Köy Enstitüsü ruhuyla kuruldu, deniyor ama alakamız yok. Her şeyin alınır satılır olduğu bugün, eğitimde laiklik de satılır hale getirildi. Köy Enstitüsü ruhu eğitimde yaşatılamadı. Ülkemizde yaşatamadık o ruhu, eğitim paralı hale getirildi. Para varsa Köy Enstitüsü ruhu nasıl olacak? Geçmiş de reklam malzemesi olarak kullanıldı. Ticari kaygıya dönüştü. Köy Enstitüleri’ne ihanet edildi. Çocukları düşünsel olarak geliştiren, soru sorduran, düşündüren, farklı yeteneklerini açığa çıkaran bir eğitim yerine, sürekli sınava hazırlayan bir sistem. Yani hayvanların -martıların, tavukların- tel örgülerle özgürlüğünü kısıtlayarak olmuyor Köy Enstitüsü.

'SINAVA VE NOTA İNDİRGENMİŞ EĞİTİM OLAMAZ'

Türkiye'de eğitim diye bir şey yok öğretim temeliyle ilerliyor. Çocukların da korkulu rüyası oluyoruz. Sürekli sınavlar ve not. Köy Enstitüsü diyorsak böyle olmaz. Kitaplardakini ne kadar anlatabiliyorsa o kadar önemli. 

Öğrenciler, haksızlık karşısında duran aydın bireyler olarak yetiştirmek önemli, ülkesini düşünen iyi insanlar yetiştirme gayesi yok. Eğitim öğretimle ilgili kaygı yaşamıyor kimse. Sınavlarda soruların tamamını yanıtlıyorsa teneffüste arkadaşının parasını alsa bile kimsenin umurunda olmuyor... Başka yeteneklerine, nasıl bir insan yetiştirildiğine bakılmıyor. Nete indirgenmiş eğitim. Arz taleple gelişen bir durum. Ekonomik açıdan ailelerin sürekli çalışması gerekiyor. Okulları çocukların oyalanacağı yer olarak görüyorlar. 

'ÖĞRETMENLERİ BÖLDÜLER, BİR ARAYA GELEMİYORUZ'

Eskiden okul dediğimizde geniş bir öğretmenler odası, geniş bir masa etrafında bir arada olan öğretmenler vardı. Öğretmenler odasında bütün branşlar öğretmenler bir aradaydı. Yeni nesil okulların tamamına baktığımızda sürekli artık ne kadar küçük gruplara bölünürse o kadar iyi diye düşünüyorlar. Öğretmenler birbirlerini tanımıyor. Birlikte hareket etmemizi engelliyorlar. Bir okulda banka müşterilerinin olur ya vezne bölüm gibi o tarz yerler var. At gözlüğü gibi sen kendi işine bak başkasına bakma. O kadar iş yüklüyor ki, zaten kafanı kaldırmaya vaktin olmuyor. Ayrıca işlerin hemen bitirilmesi isteniyor. Bir dolu keyfi uygulamaya maruz kalıyoruz. Yönetimin eğitimden uzak keyfi uygulamaları var. Mobbing inanılmaz fazla.

Bu komite deneyimi size neler öğretti, son olarak söylemek istedikleriniz?

Bireysel olarak verilecek bir mücadele değil bu. Ne kadar birlik olursak o kadar ses getirebiliyoruz, daha az ört bas edilebiliyoruz. Kendi aramızda bir arada örgütlü hareket etmeye başladık. Birçok kişi sindirilmiş olduğu için ses çıkartmaktan kaçtı, korkan kaçınan bir kitleyiz. Patron 'ben maaşınızı ödeyeceğim 1 yıl bana müddet verin dese'' kabul edip çalışacak çok fazla kişi var. Ne yazık ki ülkemiz gerçeği!
Aşırı işsizlik var. Öğretmenlerin çok olması, formasyonların herkese verilmesi, değersizleştiriyor her şeyi. Devlet eliyle yapılıyor, patronların işine geliyor. Hepimiz bir şeyler öğretmekle mükellefiz. İnsanların geçim derdi var, işe girerken kendisine dayatılan sözleşmeyi okumadan imzalayan çok fazla öğretmen var. Her yıl sözleşme yenilendiği için kendini okula ait hissedemiyorsun. ''Piyasadan öğretmen çok, istemeyen gider'' dediler bize. Ufacık bir karşı çıkış olunca da şaşırdılar. Beraber karşı çıkıyor olmamız ezber bozdu. ''Nasıl bir araya geldiniz'' en çok bunu soruyor patron.
Er ya da geç hakkımıza kavuşacağız. Artık bu parayla ilgili bir şey değil. Özel okul öğretmenlerinin hepsine sesleniyoruz. Yalnız değilsiniz, hakkınızı aramak için birlikte hareket edin.

Patronların Ensesindeyiz Ağı’na aşağıdaki e-posta ve sosyal medya hesapları üzerinden ya da 0541 940 0514 numaralı telefondan ulaşılabilir.

Facebook: https://www.facebook.com/patronlarinensesindeyiz

Twitter: https://twitter.com/pensendeyiz

E-posta: [email protected]