Korkut Boratav'a göre damat Albayrak'ın türbülanstan çıkış dediği krizin ta kendisi

Merkez Bankası'nın bugün açıkladığı verileri Berat Albayrak 'türbülanstan çıktık' diye yorumlamıştı. İktisatçı Korkut Boratav ise ithalatı kısarak cari fazla vermenin yoksullaşma ve kriz göstergesi olduğunu söylüyor.
soL - Haber Merkezi
Cuma, 09 Ağustos 2019 21:23

Ekonomi yazıları gerçekten anlaşılmaz ve sıkıcı oluyor. “Burjuvazinin uzun farı” Güngör Uras çareyi ekonomideki gelişmeleri “Ayşe teyze” için ne ifade ettiğini göstererek anlatmakta bulmuştu.

Lümpen köşe yazarı Engin Ardıç’ın “mala davara faydası ne” çirkinliği ile ifade ettiği şey yani.

Ayşe teyze penceresinden baktığımızda kafaların karışabildiğini söyleyebiliriz.

AYŞE TEYZE’NİN KAFASI KARIŞTI

Neredeyse bir haftadır ekonomi gündemi açıklanan “tablolarla” belirleniyor.

Önce Haziran ayına ait kesinleşmiş ihracat ve ithalat verileri açıklandı. Ardından Temmuz ayının verilerini ticaret bakanı duyurdu.

Son olarak Merkez Bankası cari ödemeler dengesinde durumu açıkladı ve damat bakan Berat Albayrak ülke ekonomisinin “türbülanstan” çıkışını ilan etti.

Özetle son veriler şunları gösteriyor.

Bir, Türkiye dışardan aldığı malları azaltmış. İthalatın azaltması bu. Dışarıya sattıklarını birazcık artırmış. İhracattaki “tatmin edici bulunmayan” artışın anlamı da bu.

İki, son altı ayında Türkiye’nin kasasına giren para, kasasından çıkandan fazla olmuş. Cari fazla verilmesinin anlamı da bu.

Ayşe teyze bu tabloya baktığında “ne güzel, ne harcadığımızı bilmeye başlamışız” diyebilir.

Oysa bu veriler Türkiye ekonomisi açısından hiç de olumlu sinyaller vermiyor.

Görüşlerine başvurduğumuz soL yazarı İktisatçı Korkut Boratav, Berat Albayrak’ın “türbülanstan çıktık, ekonomik durum iyi” sözlerine neden olan bu tabloyu farklı yorumluyor.

'EKONOMİ CAN ÇEKİŞİRKEN DAHİ CARİ AÇIK VERİYOR'

Boratav “Ekonomi can çekişirken dahi cari açık veriyor” diyor. Haziran ayı verilerine göre defterin artı hanesine yazılandan fazlasını eksi hanesine yazmış olmamıza bakarak. “Yani, Türkiye ekonomisi iki 'felaket' durumunu (krizi ve süregelen dış bağımlılığı) birlikte yaşıyor: 2019’un ilk altı ayında (Ocak-Haziran’da) halkımızın refahını doğrudan ilgilendiren bütün göstergeler (üretim, milli gelir, istihdam, tüketim, sermaye birikimi) bir önceki yıla göre düşmekte, bozulmaktadır. Bu bozuk durumu sürdürebilmek için dahi dış açık verilmekte; emperyalist sisteme bağımlılık devam etmektedir. Bu iki olumsuzluktan bir ‘iyi haber’ türetmek, cehaletle veya duyarsızlıkla mümkün olabilir.”

Boratav’ın ilk altı aydaki “cari fazla” öyküsüne ilişkin yorumu ise farklı. “Açığın daralmasının” nedeninin ekonominin küçülmesi olduğunu söylüyor.

İTHALAT AZALIYOR ÇÜNKÜ HALKIMIZ YOKSULLAŞIYOR

“Cari işlem açığının daralması nasıl gerçekleşti? Ekonomi küçüldüğü ve toplum yoksullaştığı için… Ocak-Haziran 2019’da dış ticaret açığı 27,9 milyar dolar geriledi. Bu toplamın yüzde 82’si, yani 22,8 milyar doları mal ve hizmet ithalatındaki daralmadan kaynaklandı. İthalat niçin daralıyor? Halkımız yoksullaştığı; tüketimini kıstığı için… Tüketimdeki her azalma, doğrudan veya dolaylı olarak ithalat faturalarını azaltır. Sanayi üretimi daraldığı, enerji, yakıt, ara-mal kullanımı düştüğü için de ithalat faturası gerilemiştir. Ekonominin geleceği anlamına gelen sermaye birikimi düştüğü için de ithalat gerilemiştir. Kısacası, dış açığın ithalat kısılarak daralması, krizin doğrudan bir göstergesidir.”

Boratav’ın işaret ettiği nokta çok açık. Damat Albayrak’ın “türbülanstan çıkış” göstergesi olarak gördüğü sonucun yoksullaşmayla, halkın daha aza razı olmak zorunda kalmasıyla açıklanması daha uygun görünüyor.

Boratav’ın, ihracat verileriyle ilgili değerlendirmesi de Albayrak’ın iyimserliğini taşımıyor. Boratav bu konudaki sorumuza şöyle yanıt veriyor:

"İhracat artışının dış açıktaki düzelmeye katkısı ise semboliktir. Altı ayda 5,1 milyar dolarlık ihracat artışının hemen hemen 2 milyar doları hizmet ihracatında (öncelikle turizm gelirlerinden) oluşuyor. Ekonominin temel üretken sektörleri, neredeyse bitkisel hayattadır. Sanayi sektörünün genel durumunu yansıtan İSO’nun İstanbul imalat PMI endeksi Haziran’da da 46,5 değerle küçülmenin sürdüğünü gösterdi. Bu durumda ihracat, ancak stokları eritmek için, yani can havliyle yapılabilmektedir.”