Galatasaray yangını 2. yılında, AKP'li mimar iş başında

22 Ocak, Galatasaray Üniversitesi yangının ikinci yılı. İhmaller, belirsizlikler, çürümeye bırakılmış bir tarih ve AKP'lilere teslim edilmiş bir restorasyon işi...
Haber Merkezi
Salı, 20 Ocak 2015 17:55

Elektrik kablolarının çatının ana omurgasına bağlı olması, itfaiye ekipleri etkisiz bir ön müdahalede bulunması gibi ihmallerin sonucu olarak 22 Ocak 2013’te meydana gelen yangının ardından 142 yıllık tarihi binanın restorasyonu için uzmanlardan oluşan bir ekip kurulmuş fakat üniversite yönetiminin restorasyon işlemini Galatasaray Eğitim Vakfı’na (GEV) devretmesiyle bu ekip istifa etmişti.

GEV Başkanı İnan Kıraç'ın isteğiyle yeni oluşturulan ekibin başına getirilen proje mimarı Sinan Genim seçimiyse işin düğümlendiği nokta olarak görülüyor. 2009 seçimlerinde AKP'nin Kadıköy Belediye Başkan adaylığını yapmış olan Genim'in proje karnesi birbirinden değerli rant alanlarını içeriyor. Koç Grubu ve AKP ile yakın ilişkilere sahip olan Genim'in sorun yumağının odağında bulunması, Galatasaray Üniversitesi'ndeki (GSÜ) sorunun öğrenci-rektörlük sürtüşmesinin ötesinde, iktidar-sermaye cephesinin kamusal alanlara yönelik yağma politikasının bir ürünü olduğu görülüyor.

ÇÜRÜMEYE BIRAKILDI
Genim önderliğindeki yeni ekibin III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nce reddedilen, hayata geçirilemez bir plan oluşturduğu ortaya çıktı. Betonarme bir yapı hedefleyen bina planında inatla bir değişikliğe gidilmiyor ve “belirsizlik” durumu korunuyor. Böylece, restorasyonu için milyonlarca lira bağış toplanan, bir an önce restore edilip üniversite kullanımına açılması gereken bina iki yıldır harap bir şekilde bekletiliyor.

Üstü iki yıldır örtülmeyen tarihi binanın hava koşullarının tahribatına bırakılması durumun bilinçli olarak mı yapıldığı sorusunu akıllara getiriyor. Yangının gerçekleştiği günden bu yana “okulun otele dönüştürülmesi” söylemlerinin önüne bir türlü geçilebilmiş değil. Öte yandan, kent merkezlerindeki tarihi üniversite binalarının ranta açılma tehlikesi güncelliğini korurken GSÜ'nün Saray Binası için tek bir çivi çakılmamış olması düşündürüyor. “Haydarpaşa Port” adıyla anılan, Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü ve Haydarpaşa Garı’nı da kapsayan geniş alanı bir ticaret-sağlık turizmi merkezine çevirme girişimi bu “belirsizlik” haliyle sağlanmıştı. Günümüz koşullarında birkaç ayda dikilebilen bin odalı saraylar mevcutken 142 yıllık tarihi bir yapının iki yıldır bekletiliyor olması öğrenci ve akademisyenler tarafından büyük tepki görüyor.  Komünist Gençlik’in durumla ilgili “Kaç-Aksaray değil, GalataSaray” başlıklı açıklamasında şu ifadelere yer veriliyor:

“Bir yanda, Kaç-Ak Saray padişahın kokteyller düzenlemesi ve içerisinde ailesiyle birlikte sefa sürmesi için hukuka aykırı bir şekilde, aylar içerisinde tamamlanıyor ve 'hizmete' açılıyor. Merak ediyoruz, yerleşkesi sermayeye ya da doğrudan Erdoğan ailesine peşkeş çekilmedikçe, ortada siyasal bir gerekçe olmadıkça GSÜ restorasyonu başlamayacak mı? Üniversitemizin enkaz halinde bırakılmasını kabul etmiyoruz! Bir an önce açıklama bekliyoruz. Kamusal değerler gasp edilerek Yıldız Korusu'nun ortasına kocaman bir saray kondurulmasını değil, yalnızca üniversitemizin binasını geri kazanmayı istiyoruz. Bir an önce tadilatın başlamasını ve yanan binanın aslına uygun şekilde restore edilmesini talep ediyoruz.”

OKULUMUZA SAHİP ÇIKIYORUZ
Galatasaray Üniversitesi’nde yangından dolayı üniversite akademisyenlerinin ve kulüplerinin yaşadığı yer sıkıntısına karşın bu dönemin başında okulun içine alelacele mescit yapılması, üniversite yönetiminin hangi önceliklerle hareket ettiğini açıkça ortaya seriyor. Son iki yıl içinde üniversitede değişimlere bir başka örnek ise akademisyenlerin kullanımında olan, alkol servisi de yapılabilen lokalin iki yıl önce kapatılması. Saray Binası’nın durumundaysa somut bir adım atılmış değil. Soma'da yaşanan madenci katliamından sonra akademisyenler ve öğrenciler okul içindeki tünelin adını “Soma Tüneli” olarak değiştirmek için 700’ü aşkın imza toplamıştı. Benzer bir imza kampanyası, yanan binanın durumuyla ilgili bilgilendirme talebiyle düzenlendi. Birkaç gün içinde 350'den fazla dilekçe imzalandı ve sonucunda rektörlükten bürokratik süreçle ilgili teknik açıklamalara boğulmuş, yetersiz bir açıklama geldi. Açıklamanın ne öğrenciler ne de öğretim üyeleri gözünde bir inandırıcılığı bulunuyor.

Komünist Gençlik şöyle yanıt verdi:
“…Yangından sonra milyonlarca lira bağış toplanmıştı. Biliyoruz, sorun para değil. İstendiğinde hukuki engeller aşılarak kamu arazilerinin üzerinde birkaç ayda 'saray'ların yükselebileceğine tanık olduk. Kamu hizmeti vermekte olan bir kurumun değil de Boğaz'a nazır odaları olan yanıbaşımızdaki lüks otellerden birinin binasının yandığını varsayalım... Böylesi bir rant kapısı, değil iki yıl çürümeye bırakılmak, en kısa zamanda şatafatlı açılışlarla sermayeye geri kazandırılırdı. Maddi olanaksızlığın ya da çözümü olmayan bir hukuksal engelin söz konusu olmadığı GSÜ'deyse bir türlü adım atılmıyor... Öyleyse, burada bir irade sorunu var!

Kent merkezlerindeki kamu üniversitelerinin sermayeye peşkeş çekilmesi tehlikesi güncelliğini korurken ve tarihi yapılar için 'kendi haline bırakma' tutumu rantsal dönüşüm politikalarının bir parçası olurken GSÜ restorasyon sürecinde başgösteren bu isteksizlik ve ağırdan alma kafamızı kurcalamadan edemiyor.
Tatmin edici bir bilgilendirme alamadığımız açık. Artık laf kalabalığı ve 'prosedürler' edebiyatı değil adım atılmasını bekliyoruz.
İdarenin iradesizliğine karşı biz kendi irademizi ortaya koymaktan çekinmiyoruz!”

HESAP SORUYORUZ

Akademisyenler ve öğrenciler yangının ikinci yıldönümü olan 22 Ocak 2015 Perşembe günü 19.00'da buluşacak. Sosyal medyadan duyurulan “Yangını Unutmadık: GSÜ Saray Binası'nı Geri İstiyor!” başlıklı çağrının metninde, “Galatasaray Üniversitesi'nin tarihi yapısında 22 Ocak 2013'te gerçekleşen yangının üzerinden geçen iki yıla karşın yıkıntı durumundaki Saray Binası'nı onarma adına neredeyse hiçbir adım atılmadı. 'Otel yapma' söylentileri ve sağlık bakanlığı eliyle özelleştirilme tehdidi altındaki Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampusu örneği bir yana, karşımızdaki belirsizlik durumu başlı başına rahatsız edici boyutta. Binanın bir an önce restore edilip üniversitenin kullanımına açılması için yangının ikinci yıldönümünde okulda toplanıyor, hesap soruyoruz" ifadelerine yer verildi.

Galatasaray Üniversitesi'ndeki akademisyenlere “Bir yanda birkaç ayda dikilebilen gökdelenler ve kaçak saraylar varken GSÜ'deki tarihi yapının iki yıldır çürümeye bırakılmış olmasının nedeni nedir" diye sorduk.

Yrd.Doç.Dr. Ruhi Tuncel:

Beceriksizlik ve rant arayışına bağlıyorum. Rektör bütün sorumluluğu Galatasaray Vakfı'na devretti. GEV mimarıysa olmayacak projeler sunuyor. Bunların birilerine rant kazandırabileceğini sanıyorum.

Yrd.Doç.Dr. Cem Özatalay:

Sinan Genim, şu anki proje mimarı, AKP Kadıköy Belediye Başkan adayı oldu. İnan Kıraç'ın projenin başına bu adamı getirmesiyle [İlk oluşturulan teknik heyette yer alan] Eyüpgiller gibi yetkin insanlara danışılmamaya başlandı. Hem Koç Grubuna hem AKP'ye yakın olan Sinan Genim aynı zamanda Taksim Topçu Kışlası gibi kimi önemli projelerin danışmanı. Genim'le birlikte danışma kurulu değişti, bir kopuş yaşandı. Binanın aslına uygun olmayan, betonarme projelere böyle başlandı. Genim'in gelişiyle istifa edenlerse ilgili kurumlara gerekli itirazlarda bulunmayı sürdürüyorlar. Birtakım geri adımlar kalem işleri rölöveleri gibi konularda atılsa da binanın aslına uygun olmayan proje Koruma Kurulu'nun onayından bütünüyle geçecek gibi durmuyor. Rant boyutu bilinemese de yürütülüş biçimi başlı başına sakıncalı. İlk danışma kurulunun lağvedilmesi ve hem rant çevreleri hem hükümete yakın birinin seçilmesi en önemli hata. Üniversite yönetimi, bilindiği üzere, her zaman demokratik katılımcılıktan uzak bir biçimde hareket ediyor. Sonbaharda gerçekleşecek rektörlük seçimleri sonrası şu anki rektör [Ethem Tolga] gerisine böyle bir enkazı bırakmış olacak.

Doç.Dr. Burak Gürbüz:

Hali hazırda başka binaları kullanmakta olan insanların yönetim nezdinde değeri yok. Yönetim her şeyin bir biçimde eskisi gibi süreceğini düşünüyor. Bu düşüncesinin doğru olmadığını göstereceklerin sayısı az. Bunu hatırlatan olmayınca da bu iş ağırdan alınabiliyor. Bu durum yöneticilik anlamında ayıp ve tam bir basiretsizlik örneği. Galatasaray Lisesi geleneğinden gelen insanlar kendi kurumlarına bile sahip çıkmayı beceremiyorlar. Otel yapılması gibi spekülasyonlara kapı aralıyorlar. Böyle bir olasılığın sözünün edilebilmesinin önüne set çekemiyorlar. En azından çatının üzeri örtülseydi ve bir inşaat iskelesi kurulsaydı bu işin sahiplenildiği gösterilebilirdi. Bunu bile beceremeyerek binayı sahiplenmediklerini gösterdiler. Gördüğüm kadarıyla hava koşulları karşısında korumasız olan yapı gittikçe daha da çürüyor.