Teknoparkların iki yüzü

"Bilim ve teknolojinin, sermayenin birikimine değil, ülkenin toplam değer üretiminin gelişimine katkı sağlayacak biçime dönüştürülmesinde bugün var olan teknopark yapılarından faydalanmak mümkün. Teknoparkların altyapısal ve kurumsal örgütlenme modelini, ulaştıkları bilimsel ve teknolojik birikimi "sermaye" belirleniminden kurtarıp, merkezi bir bilim teknoloji politikasının eksenine sokmak ilk adım olmalı."
Haber Merkezi
Cuma, 23 Haziran 2017 20:30

Teknoparklar, bir yandan, sermayeyi teşvik için kurulmuş ve piyasa güdümü içinde olmaktan kaynaklı ortak zaaflara sahip olan, diğer yandan ilerlemeci ve bilimsel prensiplerle oluşturulmuş merkezler. 

Her tür üretim sürecinin gelişmesinin temelinde yer alan, "teknolojinin üretim maliyetini düşürmek" ve böylece bilimsel ve teknolojik üretimin reel sektörlere aktarılmasına önayak olmak gibi hedefler, kapitalist ekonomi kadar, toplam üretkenliği, etkinliği ve ülkenin gelişimini destekleyecek bir sosyalist kalkınmanın da önüne konulabilecek nitelikte.

Ancak geldikleri yer itibariyle teknoparklar birçok öğretim üyesinin bilimsel ürünlerinin sonuçlarını reel sektörün hizmetine sundukları yerler olmak yerine, "piyasaya" çıkmalarına aracı olarak akademide eksik olan ticari yanlarını buldukları yerler haline gelmiş durumda.

Teknoparklar teşvik mekanizmasıyla genç, yetenekli fakat sermayesi olmayan mühendislerin, yaratıcı projelerine fırsat tanımak yerine dev savunma sanayi firmalarının bir kısmı araştırma bile içermeyen projelerinin maliyetlerini düşürme adresi olmuş durumda.

Üst düzey nitelikli araştırmaların yürütüldüğü Türkiye'nin dağınık "silikon vadicikleri" şeklindeki ideolojik bombardıman, içinde yeralanın da bunu sunanın da ortaklaştığı bir yanılsama. Zira teknoparklarda üretilen projelerin çok küçük bir kısmı gerçek anlamda araştırma içerebiliyor. Türkiye'nin kaba piyasa kültürünün, kaba sermayesinin ne ar-ge için ayıracak zamanı ne de para kaynağı var. Ar-ge faaliyetlerinin olmazsa olmazlarından olan soğukkanlı ve zamana yayılmış çalışma ortamını Türkiye sermayesinin kurumsal unsurlarının bile yürütmesi çok mümkün değil. Ar-Ge nin en temel hakkı olan yanılma payına, başarılamayıp çöpe atılan bazı denemelere Türkiye'nin kaba sermayesinin tahammülü olamaz.

Teknopark bünyesindeki firmalar hakem denetimleriyle, toplam ciro, üniversite işbirliği, ihracat, patent, ar-ge üretimi konularına eğilmeleri için zorlanıyorlar. Ancak bir firmanın yeterli dış ticareti varsa ya da cirosu yeterince yüksekse, ar-ge noksanlığı teknoparkta bulunmasına engel olmuyor. Kağıt üzerinde ar-ge için teşvik edilen teknoparklar, nitelikli personelin ucuz maliyetle çalıştırılmasının sağlandığı sanayi ya da ticaret teşviklerinden öte bir hal almamış oluyor.

Ticari ilişkileri itibariyle pek de teknolojik olmayan teknoparklar çalışan dağılımı açısından da ayrıcalıklı bölgeler değiller. Aynı sınıfın çok geniş bir gelir yelpazesindeki uç noktalarını barındırıyorlar. Sermayedarına kazandırdığı artı değer itibariyle sömürü düzeyi hiç de azımsanamayacak nitelikli teknik işçi sınıfı da var teknoparkta, iş garantisi olmayan sürekli bir sürkülasyon içinde, kimi sosyal güvencesiz çalışan taşeron temizlik işçileri de. Bahçıvanları, şoförleri, garsonları, sekreterleri, hizmet işçilerinden oluşan bir işçi kitlesinin mekanı teknoparklar. Geliri yüksek olanın en büyük sorunu otopark, kreş, servis eksiklikleri, düşük olanın güvencesiz, fazla mesaisiz çalışma ve hatta belki ertesi günkü iş mekanını bilemeden çalışma sorunları..

Öte yandan bilim ve teknolojinin, sermayenin birikimine değil, ülkenin toplam değer üretiminin gelişimine katkı sağlayacak biçime dönüştürülmesinde bugün var olan teknopark yapılarından faydalanmak mümkün. Teknoparkların altyapısal ve kurumsal örgütlenme modelini, ulaştıkları bilimsel ve teknolojik birikimi "sermaye" belirleniminden kurtarıp, merkezi bir bilim teknoloji politikasının eksenine sokmak ilk adım olmalı. Bu teknoloji yoğun alanların nitelikli emek profilini ise, ürettikleri değer karşılığında tazmin etmek, niteliklerinin gerektirdiği oranda olanaklarla beslemek de, bilim ve teknolojiye odaklanan sosyalist yapıyı tamamlayacaktır.