Dolarla ilgili beş soru, beş yanıt

Dolarda uzun süredir devam eden artış sonrası merak edilen soruları yanıtladık. İşte dolarla ilgili beş soru, beş yanıt...
Adile Kaya
Salı, 06 Aralık 2016 09:13

Dolardaki artış sonrası Erdoğan'dan "dolar bozdurun" açıklamaları devam ederken, artışın nedenlerini, TL'nin durumunu ve merak edilenleri yanıtladık.

Dolar neden değer kazanıyor?

Global krizle birlikte “dünya para sistemi” her ne kadar su almış olsa da dolar, euro, yen, yuan ve sterlinden oluşan “5’li sepet”e endeksli bir uluslararası para sistemi bulunuyor. Söz konusu sepette yüzde 41,73 payla en fazla ağırlık dolarda. Doların değer değişiklikleri sepeti ve bu sepete endeksli para birimlerini doğrudan etkiliyor. Kriz sonrasında değer kaybeden dolar, 2011’den bu yana hızlı bir şekilde değer kazandı. Diğer para birimlerinden farklı olarak hem fazla ağırlığa sahip “uluslararası rezerv para” olması hem de ABD dışındaki ulusal döviz rezervlerinin yüzde 60’ının dolar bazında tutulması doları farklılaştırıyor. Doların değer kazanması sadece ABD ekonomisi ölçeğinde değerlendirildiğinde ihracatın azalması, ithalatın artması ve dolayısıyla cari açığın artması anlamına geliyor. ABD’nin kriz öncesindeki yüksek dış ticaret açığıyla tüketimi ve büyümeyi fonladığı modele dönmesinden ziyade bir bölümü ABD kökenli sermayeyi çekmeye çalıştığı söylenebilir.

TL’nin değer kaybetmesi kaçınılmaz mı?

ABD’nin ekonomik gücünü artırmaya yönelik ekonomi ve para politikalarının her bir para birimi üzerindeki etkileri farklı. Dışa açıklık, borçluluk ve bağımlılık düzeyi yüksek, sıcak para girişine muhtaç ekonomiler, Brezilya, Güney Afrika, Türkiye gibi doların oynaklığından çok fazla etkilenirken daha düşük bağımlılık düzeyindeki ekonomiler daha az etkileniyor.

TL neden negatif ayrışıyor?

Son bir ayda dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimleri yüzde 11 değer kaybı ile Meksika pesosu ve TL oldu. Onları yüzde 8 civarında değer kaybı ile Japon yeni, Brezilya reali, Polonya zilotisi izledi. Son bir yıla bakıldığında ise TL yüzde 20 değer kaybederken gelişmekte olan ülke kurları yüzde 3 civarında değer kaybetti. Türkiye’ye ilişkin siyasi risk algısındaki artış bu seyirde önemli bir faktör olmakla birlikte düşük büyüme, ihracattaki yavaşlama, üretim ve ihracatın ithalat bağımlılığının yüksek olması, özel sektör dış borcunun yüksekliği, sermaye girişindeki yavaşlama gibi daha yapısal etkenler de söz konusu “negatif ayrışma”da önemli rol oynuyor. Petrol fiyatlarındaki tarihi dip seviye ile birlikte ithalat tutarı azalmasına rağmen, turizm gelirlerinin de azalmasından ötürü 2016 yılında cari açığın 2015 yılı civarında gerçekleşmesi, 32 milyar dolar civarında olması bekleniyor.

Türkiye en kötü mü?

2015 yılında cari açığı 36 milyar dolar olan Brezilya’nın 2016 yılı cari açığının 15-16 milyar dolar civarında kalacağı tahmin ediliyor. Gelişmekte olan ülkelerin büyük bölümünde ihracat artışıyla birlikte dış ticaret fazlası ve cari açıkta önemli oranda gerileme görülüyor. Türkiye’de dış ticaret açığında sınırlı bir düşüş görülürken emtia fiyatlarından sağlanan faydayı TL’nin değer kaybı nötralize etmiş durumda.

Dolar satmak TL’nin değer kaybını durdurur mu?

Bankalardaki döviz mevduatlarının tutarı 180 milyar dolar civarında ve toplam mevduatlar içindeki payı yüzde 42. Döviz mevduatlarının yüzde 80’e yakını ticari kuruluşlar, bankalar ve kamu kuruluşlarına ait. Bireysel döviz mevduat hesaplarındaki tutar 36 milyar dolar civarında. Bu tutardan sermayedarların kişisel hesaplarında tuttuğu meblağlar da düşüldüğünde “vatandaş”ın payının iyice küçüleceği, nüfusun yüzde 60’ının tasarruf düzeyinin negatif olduğu düşünüldüğünde en fazla 8-10 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşılacağı görülebilir.