Bu da tüp bebek turizmi:'Anadolu bereketi'

İngiliz bir çiftin Türkiye'de tüp bebek tedavisi gördükten sonra dördüz bebeklere sahip olması, medyayı 'gaza getirdi'. Şans eseri başarıyla sonuçlanan bu örnek, Türkiye sermayesinin tıp turizmi atağına kan taşıması için övüldükçe övülürken, sürecin risklerinden hemen hiç bir haberde söz edilmedi.
Cuma, 10 Temmuz 2009 10:30

soL (HABER MEKEZİ) İngiltere'de bir çift, Türkiye'de gördükleri tüp bebek tedavisi sonrasında dördüz bebek sahibi oldu. Daily Mail ve Telegraph gazetelerinde konu ile ilgili çıkan haberlerde, çiftin altı hafta önce dünyaya gelen bebeklerine "Türk lokumları" adını taktıkları belirtildi.

Türk basını ve internet medyasında haber ışık hızıyla yayılırken, "İngiliz dördüzlere Türk mucizesi", "İngiliz çiftten Türk bebekler" gibi başlıklar kullanıldı. En çok dikkat çeken ise, Kanal D Haber sitesinde çıkan haberin "Anadolu bereketi: İngilizler bu işe şaştı kaldı" şeklindeki başlığıydı. Bu başlık ilk başta "Türk'ün doğurganlığı" söylemini yeniden üreterek milli duyguları okşamasıyla dikkat çekerken, sermaye sınıfının dönemsel projelerine hizmet etmesi bakımından da önemli.

'Komplikasyon riskine rağmen' 3 embriyo yerleştirildi
Haberin detayları ise şöyle: Emily-Simon Bates çifti, altı yıllık evlilikleri boyunca, kendi ülkelerinde tüp bebek tedavisine de başvurmalarına karşın çocuk sahibi olamayınca internetten alternatif aramaya başladılar. İngiltere'deki ve Avrupa'nın çoğu ülkesindeki klinikler, gebeliğin ilerleyen safhalarında oluşabilecek, hem bebeklerin hem de annenin yaşamını tehdit edebilecek komplikasyonları önlemek için rahme 2'den fazla embriyo yerleştirmeyi reddediyor. Çift, Türkiye'de 3 embriyo yerleştirmeyi kabul eden klinikler bulunca İstanbul'a gelip tüp bebek sürecini başlattılar. Klinik üç embriyo yerleştirerek, %50-60 ihtimalle ikiz, %4 ihtimalle de üçüz bebek bekleyebileceklerini çifte bildirdi.

Fakat üç embriyo da sağlıklı geliştiği gibi, embriyolardan birinin de ikiye bölünmesi sonucu dört bebek birden gelişti. 1,5 milyonda bir ihtimalle gerçekleştiği belirtilen bu durumu gebeliğin 12. haftasındaki muayenede öğrenen çifte, ceninlerden ikisinin iğne yapılarak ortadan kaldırılması önerildi. Ancak çift bu öneriyi reddettiklerini "Risklerin farkındaydık. Ama bu kolay yolu seçmek olurdu, bunu yapamazdık. Birlikte geldiler, öleceklerse birlikte ölecekler demektir. İkisinden vazgeçmemiz mümkün değildi" sözleriyle aktardı.

Emily Bates sağlıklı bir hamilelik geçirerek dördüzlerini 30 haftalıkken sezaryenle doğurdu. "Hep dört çocuk sahibi olmayı hayal ederdim ama dördüne birden sahip olacağımı tahayyül bile edemezdim. Dördüzlerim olacağını ilk duyduğumda taşıdığı riskler ve dört çocuğu birden büyütmenin ekonomik boyutlarını düşünerek panikledim, şoka girdim. Ama doğdukları andan itibaren tüm bu kaygılarım gitti, harika bir gündü" dedi.

Teknolojiyi onlar satıyor, ama risk almak istemiyorlar
Daily Mail gazetesinde çıka habere yapılan okur yorumlarının çoğunda, İngiltere'de tüp bebek tedavisinin çok pahalı ve yetersiz olmasına değinildi. Bir okur, "İngiltere'deki tedavi ilaçlarıyla birlikte bana 7000 pound'a patladı, üstelik klinik bana duygukları olan bir insan gibi davranmadı. İkinci girişimimde yurtdışına çıkmayı seçtim. Konaklama da dahil 3000 euro ödedim. Evet, yurtdışındaki kliniklerin başarısı büyük ölçüde daha fazla embriyo yerleştirmelerinde yatıyor. Ama bizim ülkemiz de istese bu konuda birşeyler yapabilir, örneğin klinikleri denetleyip sabit bir bedel belirleyebilir" dedi.

'Tüp bebek turizmi'
Tüp bebek tedavisi, hem pahalı hem de riskli olması nedeniyle gelişmiş ülkelerin çoğunda fazla yoğun uygulanmıyor. Embriyoyu oluşturmak için anneden yumurtaların alınması aşaması (OPU) bile oldukça riskli. 2006 yılında yine DailyMail gazetesinde, yumurta toplama sırasında yaşanan iç kanama sonucu ölen bir İngiliz kadının haberi yer almıştı.

Tedavide uygulanan teknoloji batıda geliştirilse de, oldukça riski olan uygulamanın sorumluluğu "gelişmekte olan ülkeler"e kaydırılmış durumda. Hindistan, Singapur ve Tayland gibi ülkelerle birlikte Türkiye, tüp bebek uygulamalarında başı çekiyor.

Türkiye'de son yıllarda sağlığın özelleştirilmesi ve sağlık hakkının vatandaşların elinden alınmasına paralel olarak, sağlık ve tıp turizmi kavramı öne çıkarılıyor. Sağlık turizmi, yaz ayları dışında da turist çekilebilmesini sağlamasıyla övülüyor! "Ulaşım, transferler, konaklama, şehir turları, rehberlik, tedavi ve ilaç gibi hizmetleri kapsayan paket programlar", "cazip fiyatlarla" sunuluyor. Özellikle lazer göz ameliyatları, estetik ameliyatlar ve tüp bebek işlemleri gibi başlıklarda son yıllarda çok sayıda hasta Türkiye'ye gelmeye başladı.

Bu haberler 'tüp bebek turizmi'nin reklamı olmasın?
Haberde konu edilen sürecin mutlu sonla bittiği kadar acı bir sonla da bitebileceğini gözardı ederek haberleştirilmesi ise, Türkiye'yi tıp turizmi cenneti haline getirmek isteyenlerin işine geliyor. "Anadolu bereketi", bu işin "tüp bebek turizmi" ayağını öne çıkarmak için en az "Türk lokumları" kadar başarılı bir slogan. Bizden de bir öneri: Sağlık Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bir araya gelip, Anadolu uygarlıklarında doğurganlığı simgeleyen Artemis, Kibele ve Priapos figürlerini de kullanarak bu isimde bir reklam kampanyası başlatabilir.

Yapay dölleme kaynaklı çoklu gebelik 'bereket' mi?
Medyanın görmezden geldiği bir gerçek, tüp bebek operasyonlarında çok sayıda ceninin ortaya çıkmasının aslında sık rastlanan bir durum olduğu, ve bu 'bereket'e tıbbın olumlu bir anlam atfetmediği. Çünkü embriyollar yapay yolla üretilip rahme yerleştirildiğinden, doğal seçilim baypas ediliyor ve yeterince dayanıklı olmayan ceninlerin gelişmesinin yolu açılıyor. Çoğul gebeliklerde düşük oranı, bebeklerde anomali gözlenme olasılığı, düşük doğum ağırlığı ve erken doğum daha sık görülüyor.

Bu nedenle çoğul gebeliklerin erken döneminde bu ceninlerden bir yada birkaçının iğne ile ortadan kaldırılması çok sık rastlanan bir durum. Bu örnekte, Bates çiftinin duygusal yaklaşımının olumsuz sonuçlanmaması büyük bir şans. Fakat çoğu çift bu kadar şanslı olamıyor.

Türkiye'de son zamanlara gündemden düşmeyen yenidoğan ölümlerinin önemli bir bölümü de, tüp bebek yöntemiyle elde edilen ceninleri kapsıyor. Aile planlaması "En az üç çocuk" düsturu ile belirlenirken, birçok insan varını yoğunu satarak pahalı tüp bebek tedavilerine başvuruyor. Hatta bankalar bu işe özel krediler açıyor.

Piyasada her gün bir yenisi açılan tüp bebek merkezleri, kâr odaklı çalışıyor ve hamilelik gerçekleştikten sonra gerisiyle ilgilenmiyorlar. Uzmanlara göre, insanların çocuk sahibi olmak için her türlü yöntemi kullanma hakları olabilir. Ama zayıf bir bağışıklık sistemiyle doğacağı belli olan bunca bebeğin bakımının yapılacağı servislerin sayısını, bununla ilgilenecek personel sayısını ve personellerin eğitimini aynı şekilde planlamayan sağlık idaresi, bu işi piyasa kurallarına bırakmakla ölümlere davetiye çıkarıyor.

İlgili haberler:

Sağlık özelleştirilirken turizme açılıyor

TÜSİAD, "tıp turizmi" dedi