Sertab'ın göbeği, Jamala'nın vatan hasreti ve Erika'nın gözünün yaşı

Jamala'nın ağıtı Nazi işgaline uğramış Kırım'ın tarihini ters yüz etme, hem dün hem de bugün Nazileri temize çıkarma girişimidir.
Galip Munzam
Salı, 17 Mayıs 2016 18:13

Bir kaç gündür bir dizi konunun yanında Örovizyon da gündemde… Filistin bayrağının yasaklanması kararı ile değil ama bu kararla mutlak paralellik içinde olduğunu düşündüğüm başka bir gelişme ile:

Jamala isimli bir şarkıcının Kırım'daki "'tarihsel ve güncel dram'a dikkat çektiği" 1944 isimli şarkıyla birinciliği kazanmasıyla...

Bu ağlak şarkıyı dinlerken pek duygulanamadım açıkçası. Mesele yalnızca şarkının dandikliği değildi. Bu yazıda bunun nedenini, daha doğrusu nedenlerini anlatmaya çalışacağım.

SERTAB'IN GÖBEĞİ: EVERYWAY THAT I CAN

Hatırlayanlar vardır. Yıl 2003 idi ve AKP yeni piyasaya çıkmıştı.

Sertab Erener'in adeta AKP'nin "felsefesini" anlattığı "Everyway that I can" (Elimden geleni ardıma koymadan) şarkısıyla Örovizyon'u kazanması AKP için büyük bir halkla ilişkiler hamlesi haline gelmişti.

AKP, bu 'zafer' ile ülkenin orta-sınıflarına "muassır medeniyet"e  giden en kestirme yolun kendinden geçtiğinin, kendisinin de bunun için gerekli tavizleri vereceğinin, değiştiğinin altını çizmişti. Öte yandan tüccar AKP, Batı'ya da "şarklıların şarkiyatçılığı"nı pazarlamış, Batılı entelektüelin cumhuriyet ile birlikte çatırdayan harem fantezisini onlarla aynı dilden konuşan ancak Batı'nın enstrumanları ve en ucuz ezgileri ile harmanlanmış darbuka nameleri eşliğinde "raks eden" kadın figürüyle okşamış, piyasa söz konusu olduğunda da oyunu kuralına göre oynayacağının mesajını vermişti.

Sonuç açıktı:

Ülke bu etkili formülle, nice süperstarların "amaaan petrol" diye inildediği ancak yine de avucunu yaladığı bu mukaddes yolda nihayet menzile varmıştı.

2003 yılında kazanılan Örovizyon ve 2004 yılında bu yarışmanın Türkiye'de düzenlenecek olması, ne enteresandır, Türkiye'de AB'ciliğin tavan yaptığı; Türkiye-AB ilişkilerinin "en sıcak" olduğu dönemle çakıştı. Türkiye'nin o zamanki popüler deyişle "çevreden gelerek merkeze yerleşmiş Müslüman demokrat" bir parti tarafından AB'ye taşınıyor olduğu, imzalanan anlaşmalar ve koparılan yaygara dışında ismi "Avrupa Vizyonu" olan bir yarışmayı kazanmak ve ona ev sahipliği yapmaktan daha somut nasıl ispat edilebilirdi ki?

Ecnebi dansçılar, Sertab'ın belindeki kuşaktan sarkan şeritlere asıldıkça yalnızca şarkıcının kuşağını değil, ülkenin makus talihini ve yenilgilerle dolu Örovizyon tarihini de paramparça ediyorlar, yalnızca Sertab'ın göbeğini değil ülkenin muassır medeniyete giden yolunu da açıyorlardı. Bu sakil doğu-batı sentezinin her bir öğesi, yıllarca "koloratur soprano" diye markalaştırılan Erener'in raks ederken yaptığı her oryantal hamle bu mukaddes yolda ileri bir adım demekti.

Örovizyon'un ne kadar politize olduğu ve araçsallaştığına dair "bizim" yakın tarihimizden en önemli örnek budur.

JAMALA'NIN VATAN HASRETİ: 1944

İşte Sertab'ın "göbeği" ile Jamala'nın ağlak ve monoton bir şarkıda cisimleşen "vatan hasreti" yalnızca metalaşma başlığında değil, politik anlam itibariyle de birleşmektedir.

Jamala'nın söylediği 1944 isimli şarkıyı yarışmaya dahil ederek "politik içerikli şarkı kabul etmeme" kuralını bozan Örovizyon, bu açıdan bakılınca tercihleri itibariyle her zaman politiktir.  

Dün, Türkiye AKP karanlığına teslim edilirken nasıl devrede Örovizyon (da) varsa, bugün Ukrayna'nın neonazilerin cirit attığı mafyatik bir NATO karargahı haline getirilmesinde de yine karşımızda Örovizyon var.

Örovizyon 2016'da şarkı değil; Batı'nın havlattığı tarih öncesi köpeklerin ulumalarını dinledik.

Tarih öncesi köpeklerin ulumaları yalnız "Ukrayna krizi"nin güncel sıcaklığı ile değil, tarihsel kökleriyle de oradaydı. Jamala'nın şarkısı, Tatarca söylediği nakarat bölümleriyle 1944'te Kırım Tatarlarının Sovyet yönetimi tarafından tehcire tabi tutulması hakkındaydı…

Şimdi bu konuya biraz yakından bakalım:

Kırım, Sovyet tarihyazımında "Büyük Anayurt Savaşı" adı verilen sürecin daha ilk gününde, 22 Haziran 1941'de, Nazilerin saldırısına uğradı. 16 Temmuz tarihinde Hitler'in karargahında bir araya gelen Alfred Rosenberg, Wilhelm Keitler, Hermann Göring, Hans Lammers ve Martin Bormann Kırım'ın Naziler tarafından işgal edildiğinde Ukrayna'ya mı katılması, yoksa "Büyük Almanya"nın parçası mı olması gerektiği konusunda bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda Hitler'in tercihini ikinci seçenekten yana kullanması neticesinde Kırım'ın "Büyük Almanya"nın parçası olarak sayılmasına karar verildi.

Kırım'a saldırı 22 Haziran 1941 tarihinde başlamış olmasına ve Kırım'ın akıbetine ilişkin Nazi planları hazır olmasına karşın Kızıl Ordu Sivastopol'ü bir seneden uzun bir süre müdafaa etmiştir. Sivastopol'ü savunurken 156 bin Kızıl Ordu askeri hayatını kaybetmiştir. Bunun yanı sıra ülkelerini savunan 20 bine yakın gerilla da Nazi birlikleri tarafından öldürülmüştür. Ekim 1941'den Nisan 1942'ye kadar hayatını kaybeden sivil yurttaşların sayısı 91678'dir. Başka bir şekilde söyleyecek olursak, bu altı aylık süre zarfında sivil halkın %10'luk kısmı Naziler tarafından katledilmiştir.

Kırım Tatarları burada devreye girmektedir.

Kırım, binlerce kişinin canıyla bir sene boyunca savunulurken, Sivastopol henüz düşmeden, "Tatar Komitesi" isimli Nazi işbirlikçisi örgütün lideri Cemil Abduraşidov (bu komite işgal esnasında bir dönem merkezini Berlin'e taşımıştır), Tatarlar arasındaki yaygın tabirle "Adolf Efendi"ye bağlılığını bildirmiş ve Kırım'da o dönemde yaşayan 100 bin kişi adına şu açıklamayı yapmıştır:

Alman halkının en büyük evladı Führer Adolf Hitler'in liderliği altında savaşma şansını elde etmekten dolayı büyük bir onur duyuyoruz. İsimlerimiz, ezilen halkların özgürlüğünü savunan bu isimlerle birlikte anılarak onurlanacaktır.

Bu açıklamanın savaş öncesinde Kırımca'nın Rusça ile birlikte resmi dil olarak tanındığı, özerk statüye sahip, Tatar eğitim ve kültür kurumlarının olduğu, Simferol'de bulunan Tavrida Üniversitesi'nde Tatar dili, edebiyatı ve tarihi üzerine uzmanlaşan bir bölümün bulununduğu Özerk Kırım Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde yapıldığını hatırlatmak gerekir.

En azılı Sovyet karşıtı tarihçilerden olan J. Otto Pohl dahi Kırım'ın işgalinde Nazilerin Tatarlardan kurulu paramiliter Selbstschutz birliklerine dayandığını itiraf etmektedir. Bu birliklerin pek dile getirilmeyen başka bir özelliği ise çoğunun Kızıl Ordu saflarından kaçarak Nazilerin yanında saf tutan 20 bin Tatardan kurulmuş olmasıdır. Partizanların safında savaşan Tatarların sayısı ise sadece 630'dur.

Nazi saha komutanı Erich von Manstein Nazi saflarında savaşan Tatarlarla ilgili şöyle demektedir:

Kırım'daki Tatar nüfusunun büyük bölümü bize son derece dostça yaklaştı. Hatta Tatarlardan oluşan silahlı özsavunma müfrezeleri dahi kurmayı başardık. Bunların görevleri, Yayla Dağları'nda saklanan Partizanların saldırılarına karşı köylerini müdafa etmekti.

Nazi komutanının köylerini muhafaza etmek şeklinde tanımlayarak estetize ettiği mesele işgalin işbirlikçiliğini ve koruculuğunu yapmaktır. Nisan 1944'te Kızıl Ordu yeniden Kırım'a girdiğinde Tatarların "özsavunma" birliklerinden şunları ele geçirmiştir: 39 havan topu, 981 makinalı tüfek, 7238 tüfek, 3687 havan topu mermisi, 10296 el bombası ve 280 binden fazla kurşun.

1944'te Kırım'ın Nazi işgalinden kurtarıldığı zaman kadar yerel Tatar birlikleri Nazilerin işlediği pek çok insanlık suçuna ortak olmuşlardır. Kırımdaki işgalin faturası şöyledir:

İşgal sırasında,

90 binden fazla Sovyet yurttaşı hayatını kaybetmiştir.

85 bin sivil Almanya'da "çalışma kamplarına" gönderilmiştir. Bunlardan yalnızca %2'si kurtulabilmiştir.

140 bin Sovyet yurttaşı gözaltı kamplarına gönderilmiştir. Bunlardan 40 bini doğrudan öldürülmüş, 100 bini Almanya'ya çalışma kamplarına yollanmıştır. (Çalışma kamplarına yollananlar arasında tek bir Tatar yoktur. Buna karşın, işgal esnasında 5 bin kişi gönüllü olarak Almanya'ya göç etmiştir. Ayrıca işgal esnasında Tatarlardan daha düşük vergi alınmıştır.)​

"Kızıl" isimli ölüm kampından geriye kalanlar

Bu son kategoride sayılabilecek "Kızıl" isimli öncesinde kolektif çiftlik olan kampta toplananlara SS mensubu Kırım Tatarları tarafından yapılanların özellikle "yaratıcı" olduğu belirtilmektedir. Kampta, kadın ve çocukları foseptik çukurlarında boğmak, dikenli telle bağlanan insanları benzine bulayıp diri diri yakma gibi yöntemler kullanılmıştır. Buradaki kıyımın boyutları şöyle bir mukayese ile daha iyi anlaşılır Buchenwald Toplama Kampı'nda 7 yılda 56 bin kişi öldürülmüştür. "Kızıl"da iki senelik işgal esnasında ölü sayısı 15 bindir.

Canköy bölgesinde gaz odası kurularak 200 çingenenin öldürülmesinde infazı gerçekleştirenler Tatarlardır. Sudak'ta esir düşen Kızıl Ordu mensuplarını infaz edenler de Tatar infaz mangasıdır. NKVD'nin tutukladığı Osman Setarov 37, Osman Abdulreşidov 38 Kızıl Ordu askerinin infazını gerçekleştirmiştir. 27 Ocak 1944'te 3000'den fazla kişiden oluşan oluşan ve Nazi Albayı Sikondrof komutasındaki Volga-Tatar (Wolgatatarische) Alayı Kızıl Ordu birliklerine saldırı düzenlemiştir. Bunun dışında Schutzmannschaft Taburu, Waffen-Gebirgsjäger Alayı ve düzenli SS kuvvetleri içinde bulunan ve 3500'den fazla Tatardan mürekkep Waffen-Gebirgs Tugayı'nın varlığı bilinmektedir. Ayrıca Naziler tarafından Kudüs Müftüsü Emin el-Hüseyni'nin desteğiyle oluşturulan Osttürkischer Waffen Alayı'nda da Tatarlar yer almıştır.

Tatar birlikleri Nazi komutanı tarafından teftiş ediliyor

Tatar birlikleri Nazileri selamlıyor

1942'de Tatar birliklerinin Kırım'daki dağılımı. Birlikler siyah bayrak ile gösterilmiş. 

Osttürkischer Waffen SS Alayı

Ancak Tatarların esas misyonu paramiliter güçler olarak sivil halkı hedef almaktır. Kırım'ın işgali esnasında 116 ölüm kampı kurulmuştur. Bunların personeli Tatarlardır. Tatar birlikleri Mirnoe'deki 15 bin kişinin yakılmasının sorumlusudur. Tanıklar, Tatarların Ruslara ve Ermenilere Nazilerden daha sert yaklaştığını belirtmektedir.    

Beria, 1944'te Stalin - Molotov ve Malenkov'a yazdığı bir raporda yerel halkın tanıklıklarına dayanarak Tatarların işgalci Alman ve Romen kuvvetlerden daha zalim olduklarını belirtmiştir.

Velhasıl uzatmanın alemi yok. Bütün bunlar neticesinde 11 Mayıs 1944 tarihinde Devlet Savunma Komitesi Başkanı Stalin imzalı meşhur 5859 numaralı kararname yayımlanmıştır.

Bu kararname uyarınca, Tatarların aktif şekilde işgali desteklemelerinden ve aslında bölgede yaşayan ve çoğunluğu oluşturan diğer halkla birlikte yaşama şansları kalmadığından Tatarlar Özbek SSC'ye sürülmüştür. Bu esnada herkese kişi başı 500 kg taşınabilir mal alma hakkı verilmiştir. Gayrımenkul, hayvanat gibi unsurlar ise ilgili Halk Komiserlikleri tarafından müsadere edilmiştir. Nüfusun transferinin sorumluluğu Demiryolları Halk Komiserliği'ne verilmiştir. Her trende sağlık personeli ve ekipmanı bulunacak, tüm trenlere günlük olarak sıcak yemek ve içme suyu sağlanacaktı. Tehcir edilen nüfus yaklaşık 150 bin kişidir. Tehcir edilen kişilerin kolhoz, sovhoz ve özel çiftlikler ve sanayi bölgelerine yerleştirilmesine karar verilmiştir. Yeni evlerin inşaatı için malzemeler yine devlet tarafından sağlanacak ve Ziraat Bankası tarafından aile başına yedi yıl vadeli 5000 ruble kredi verilecektir. Tehcir edilen halkın henüz üretime başlayamamış olacağı göz önüne alınarak Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında kendilerine ücretsiz dağıtılmak üzere Özbek SSC yönetimine temel yiyecek maddeleri verilecektir. Kararnamenin özeti budur.

Savaş koşullarında özellikle kısa vadeli planlamaların tam manasıyla hayata geçtiği söylenemez. Ancak yine de transfer sonrasında ailelere önemli yardımlar yapıldığı  belgelerle sabittir. Transfer esnasındaki ölüm oranı ise tartışmalara konudur. NKVD'nin yolcu listelerine dayanan verilerine göre transfer esnasındaki ölüm oranı %0,09 iken ABD Merkezli propaganda kanalı Radio Liberty'nin ölüm oranı tahmini %5'tir. Mevcut akademik yazında kaynağı belli olmayan bu %5'lik tahmin makbul görüldüğünü söylemeye gerek olmasa gerek. (Örovizyon öncesi ve sonrasında medyada toplam 150 bin kişinin transfer edildiği bu süreçte ölü sayısının 500 bin olduğu yazıldı.)

Bu karar, daha sonra Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov'un da belirttiği gibi, hiç de kolay bir karar olmamıştır. Meseleyi hayat memat meselesi olarak gören Sovyet yönetimi, savaşın devam ettiği koşullarda mesele hakkında detaylı araştırma yapmadan temel verilerden hareketle hızlı ve toptancı bir karar vermek durumunda kalmıştır. Molotov, bu değerlendirmesine şunu eklemektedir: "Söz konusu koşullar altında doğru olanı yaptık."

Örovizyona dönersek, Jamala'nın ağıtı işte bu tarihi ters yüz etme girişimidir. Şarkı, Kırım'da Nazilerin işgalini, Tatarların büyük bir çoğunlukla bu işgali desteklemesini, Tatar olmayanlara dönük yapılan insanlık suçlarında aktif olarak yer almalarını görünmez kılmak, Kırım'ı Nazi işgalinden korumak ve ardından kurtarmak için canlarını vermiş yüzbinlerce Kızıl Ordu mensubunu ve onların komutanı Stalin'i gözü dönmüş caniler olarak resmederek kriminalize etmektetir.

Ancak Jamala'nın ağıtının sadece geçmişle ilgili olduğunu düşünmek hata olur. Jamala'nın "vatan hasreti" bugünle yakından ilişkilidir. Zira iki yıl önce Kırım halkı bir referandum düzenleyerek Ukrayna'dan ayrılarak Rusya'ya katılma kararı aldı. Bu kararı destekleyenlerin oranı %95'ti.

Ukrayna'dan ayrılmak, "Rus kanı içeceğiz" diye yemin eden, sendika binalarını ateşe vererek içindeki insanları canlı canlı yakan, komünist ve Yahudi avına çıkarak önlerine çıkan kadınlara tecavüz eden Ukraynalı neonazilerinden ayrılmak anlamına geliyordu. İşte Jamala'nın şarkısındaki özlem, neonazilerin Kırım halkının kanına duyduları özlemdir.

Ukrayna'da neonazilerin ABD ve AB tarafından beslendiği, NATO tarafından desteklendiği (ve bu emperyalist merkezleri desteklediği) şarkının ardına gizlenmektedir. Ukrayna'yı tamamen mafyatik bir devlet haline getiren ve kendisine yaptırdığı sarayla meşhur devlet başkanı işbirlikçi Poroşenko'yu gizlemektedir.

Jamala'nın şarkısı, "Kırım Tatar Milli Meclisi" adındaki örgütlenmenin Ukrayna'da yasal olan Hizbuttahrir ve Tebliğ Cemaati gibi İslamcı terör örgütleriyle ilişkide olduğunu gizlemektedir. Dahası, "Meclis"in neonazi Svoboda ile, ABD ile yakın ilişkisini, neonazilerin tıpkı işgal günlerindeki gibi "Müslüman alayları" kurmaya başladığını perdelemektedir.

"Kırım Tatar Milli Meclisi" adındaki örgütlenmenin lideri Refat Çubarov... Simferopol'de selam verirken. Yanındakilerin selamına dikkat.

Senatör McCain'in hemen arkasında Refat Çubarov... McCain'in sağındaki ise neonazi Svoboda'nın lideri Oleh Tyahnybok

ERİKA'NIN GÖZ YAŞI

Şarkılar ise bazen böyledir. Örneğin, Erika isimli bir Nazi marşı vardır. Erika, şarkıda hem funda çiçeği anlamına gelmekte hem de kişi ismi olarak kullanılmaktadır. Marş, funda çiçekleriyle dolan ovaları, vızıldaşan arıları ve gönlünü kaptırdığı SS askeri cepheye gitmiş gözü yaşlı Erika'nın dramını anlatır.

Sınıflı toplumların tarihi, "büyük insanlık", "basit insanlar" açısından bakıldığında bir trajedidir. Pek çok bölümü, pek çok veçhesi olan çok boyutlu bir trajedi.   

Ancak, insanlık, bu şarkıdaki Erika'nın dramına değil de Nazım'ın şiirleştirdiği "Partizan Tanya"ya üzüldüğü ve onun izinden yürüdüğü sürece insanlıktır.

Ve boynuna yağlı urgan geçirilmişken bile faşistlere "teslim olun" diye bağıran Tanya, bu trajediye son noktayı koyacaktır. Sertab, Jamala ya da Erika değil...

Partizan Tanya


KAYNAKÇA

“Decree No. 5859ss”. Seventeen Moments in Soviet History, 31 Ağustos 2015. http://soviethistory.msu.edu/1943-2/deportation-of-minorities/deportatio....

Drobyazko, Sergey, ve Andrey Karaşçuk. Вторая мировая война 1939-1945. Восточные легионы и казачьи части в вермахте. Moskova: AST, 2000.

“Erika (song)”. Wikipedia, the Free Encyclopedia, 04 Eylül 2015. https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Erika_(song)&oldid=679382977.

“‪‎Eurovision‬ το 2017 στο Κίεβο, όπως λέμε Ολυμπιακοί το 1936 στο Βερολίνο”; Αγκάρρα, 16 Mayıs 2016. http://agkarra.com/6516-2/.

Ghikas, Anastasis. Οι Έλληνες στη διαδικασία οικοδόμησης του σοσιαλισμού στην ΕΣΣΔ,. Atina: Sygchroni Epochi, 2007.

“Historians have established more than 600 names of those killed in the concentration camp in Crimea | News from World”. Erişim 16 Mayıs 2016. http://skrynia.com/obshhestvo/historians-have-established-more-than-600-....

Marshall, Jonathan. “Nazi Roots of Ukraine’s Conflict – Consortiumnews”. Erişim 17 Mayıs 2016. https://consortiumnews.com/2016/01/28/nazi-roots-of-ukraines-conflict/.

Mikics, David. “The Nazi Romance With Islam Has Some Lessons for the United States”. Tablet Magazine. Erişim 16 Mayıs 2016. http://www.tabletmag.com/jewish-arts-and-culture/books/187128/nazi-roman....

“Osttürkischer Waffen-Verband der SS”. Erişim 17 Mayıs 2016. http://www.axishistory.com/axis-nations/122-germany-waffen-ss/germany-wa....

Pohl, J. Otto. Ethnic cleansing in the USSR, 1937-1949. Contributions to the study of world history, no. 65. Westport, Conn: Greenwood Press, 1999.

“Svoboda Party wants to legalize Majlis”. QHA. Erişim 16 Mayıs 2016. http://qha.com.ua/en/politics/svoboda-party-wants-to-legalize-majlis/126....

“Tell Eurovision in 1944 Stalin deported Crimean Tatars to protect them from punishment for Nazi war crimes, by Scott | The Vineyard of the Saker”. Erişim 16 Mayıs 2016. http://thesaker.is/tell-eurovision-in-1944-stalin-deported-crimean-tatar....

Tuğul, Seyit. SSCB’de sürgün edilen halklar. İstanbul: Chiviyazıları, 2003.

“Ukraine launches Islamization by creating Muslim Battalion”. PravdaReport. http://www.pravdareport.com/world/ussr/ukraine/03-08-2015/131569-ukraine....

“Waffen-Gebirgs-Brigade der SS (tatarische Nr. 1)”. Erişim 16 Mayıs 2016. http://www.axishistory.com/axis-nations/120-germany-waffen-ss/germany-wa....

“Waffen-Gebirgsjäger-Regiment der SS (tatarische)”. Erişim 16 Mayıs 2016. http://www.axishistory.com/axis-nations/121-germany-waffen-ss/germany-wa....

“Ο Στάλιν, οι Τατάροι της Κριμαίας και η Eurovision”. Erodotos Weblog, 15 Mayıs 2016. https://erodotos.wordpress.com/2016/05/15/.

“Концлагерь ‘Красный’ – крымский Бухенвальд – ‘Новый Крым’ - общественно-политическая газета”. Erişim 16 Mayıs 2016. http://www.newc.info/articles/4668/.