'Şarkılarımız bugün yaşananları gelecek nesillere aktarabilmeli'

“Büyük devletlerin kendi çıkarları için başlattıkları savaşların sonucunda insanların hayatta kalma çabasını anlamamız ve tüm insanlığın buna karşı durarak çözüm üretmesi gerektiğini kavramamız gerekiyor.”
Ulaş Özer
Cuma, 09 Aralık 2016 11:09

Uzun bir aranın ardından 2015 yılında çıkardıkları "Kapılar" albümüyle aramıza dönen İhtiyaç Molası grubunun basçısı Sinan Gürsoy ile Kadıköy NHKM'de 10 Aralık'ta verecekleri konser öncesi son albümleri, Türkiye'deki müzikal üretim ve son albümlerinin konusu olan mülteci sorunu üzerine konuştuk.

İhtiyaç Molası, uzun bir aranın ardından 2015 yılında bir albümle geri döndü. Neydi bu uzun aranın nedeni? Bu süreçte bireysel olarak müzikle ilişkiniz nasıl oldu?

2004'te ikinci albümü yaptıktan sonra aslında durmadık. Dört şarkımıza klip çektik. Birçok şehir ve festivalde konserler verdik. 3. albüm şarkılarımız da hazırdı. Yalnız ülkenin durumu bizi mutlu etmiyordu. Son dakikalar ülkesi olmuştuk. Bu son dakikaların arasında albüme yazık olsun istemedik. Ülke hep kötüye gitmekteydi ve bu sona ersin istedik. Fakat baktık ki bitecek gibi değil, kayıtlarımızı yaptık ve albüm için her şeyi hazırladık. Sonra albümü ciddi bir şirketle çıkartalım istedik ve Sony Müzik ile anlaştık. 2015'in sonunda da 'Kapılar' adı ile albümü yayınladık.

Hem müzisyenler hem de dinleyiciler açısından Türkiye, gün geçtikçe zorlaşan bir ülke. Müzik alanında yaşanan bu dönüşümün nedeni sizce nedir?

Ülkedeki ve müzik alanındaki tüm bu zorluklar nedeniyle zaten albümümüzü çıkartmakta çok geciktik. Ülkenin topyekûn sanat ile olan ilişkisini sorgulamak lazım. Sadece müzik değil, tüm sanat dallarıyla kavga eden bir hükümete sahibiz. Sanat alanını desteklemek yerine sürekli önüne engeller çıkartan bir yapı var. Ülkedeki terörün tek boyuttan çeşitlenerek her çevrede karşımıza çıkmaya başlaması ile insanlardaki korku ve paranoya haklı olarak ayyuka çıktı. Bu da seyirci sayılarını azalttı doğal olarak. Güvenle sanat icra edilebilecek alanlar azaldı. İnsanların sanatsal aktiviteleri takip etme istekleri azaldı. Bir konsere gitmek, bir tiyatro seyretmek niyetindeki biri, “acaba bomba patlar mı?” korkusu ile kalabalıktan uzak durmaya başladı. Devlet, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak yerine, onlara “dışarı çıkmayın, evinizde oturun” derse, ülkedeki sanatçı kendine nasıl seyirci bulacak? Nasıl sanatını icra edip, hayatta kalacak?

On yıl süren bu sessizlik sürecinin öncesi ve sonrasını, Türkiye'deki müzik piyasası ve üretimi bağlamında, grubun gözüyle değerlendirir misiniz?

Sanatçılar evlerine, kendi ev stüdyolarına mahkûm edildi. Teknolojik rahatlık ve internet sayesinde üretimde sınırsız bir sunum ortaya çıktı. Her gün yeni bir şarkı dinleyip, yeni bir grup ya da müzisyen keşfedebilirsiniz bugün. Müziğe, eskiye göre çok daha rahat ve hızlı ulaşılabiliyor. Sorun ise kalitede! Genelde tek tip müzik, tek tip sound, aynı konu ve sözlerle dolu bir müzik deryası ile karşı karşıyayız. Aralarından ancak bir iki tanesi sıyrılıp insanların kulağına girebiliyor. Bir de videodan müzik dinleme çılgınlığı başladı. Youtube, bir müzik çalara dönüştü. Her müzisyen, bir müzik videosu ile ünlü olma peşinde... Öncelikle müzik yapmamız lazım, bunu müzisyenler anlamalı. İyi müzik yapmaz ve kendinize ait bir sound, bir söylem, bir tavır geliştiremezseniz, kopya müziklerle kalıcı olamazsınız.

Son albümünüzle dünyadaki mültecilik ve göçmenlik sorununa odaklanıyorsunuz. Özellikle "Kapılar" şarkınız ve bu şarkının klibinde bu sorunun altını çizmişsiniz. Türkiye'de, özellikle Suriyeli göçmenler kanlı bir pazarlığın da nesnesi durumundalar. Siz Türkiyeli müzisyenler olarak bu konuda ne söylemek istersiniz?

Son albümümüze “şu konuyu işleyelim” diye başlamadık. “Bununla ilgili şöyle bir söz yazalım, şu konuyu deşelim” diye özel bir çabamız olmadı. Şarkılarımız hâlihazırda zaten vardı ve sözler, daha genel sorunlarla ilgiliydi. 'Kapılar' şarkısına klip çekmeye karar verdikten sonra sözlerle mülteci dramının üst üste oturduğunu gördük. Sonra da ajitasyon yapmadan bunu nasıl işleyebileceğimizi düşündük. Yönetmenimiz Melih Eryılmaz ile birlikte klibin kısa film gibi olması üzerinde uzlaştık ve tatmin olduğumuz bir sonuç aldık. Yaptığımız ise bugün yaşananları, şarkımız kanalıyla gelecek nesillere aktarabilmekti. Göçmenlik son birkaç yılın sorunu değil. Binlerce yıldır insanlar bir yerden başka bir yere göçerek hayatta kalmaya çalışmış. Bugünkü sorun, yerleşik düzende daha az ölüm tehlikesi içinde olanların vahşet içinde yaşayanları anlamak istememe sorunudur. Büyük devletlerin kendi çıkarları için başlattıkları savaşların sonucunda insanların hayatta kalma çabasını anlamamız ve tüm insanlığın buna karşı durarak çözüm üretmesi gerektiğini kavramamız gerekiyor. Savaşlar ve yıkımlar var olduğu sürece göçler de olacak ve bu yolculuk sırasında daha çok çocuğumuz, pek çok insanımız hayatını kaybedecek.