soL'da "kriz"

Pazar, 23 Kasım 2008 17:44

soL dergisinin bu haftaki kapak konusu, bütün boyutlarıyla krizi işliyor. Erdoğan ve kurmaylarının "teğet geçecek" açıklamalarının boş laf olduğunu gösterircesine krizin kendisini ciddiye aldırdığını söyleyen dergi, AKP'nin bu süreçteki performansını değerlendiriyor. İşsizliğin hızla tırmanışı ve otomotiv sektöründeki çöküş, bu dosyanın unsurları arasında. soL, kapitalizmin krizi üzerine Marx'ın ve Lenin'in adlarının zikredilmeye başlanmasına da değiniyor.

Dergi, krizi çeşitli bileşenleriyle tanımlarken, durumun halka borsadaki iniş çıkışlardan, dolar ve avrodaki dalgalanmalardan ibaret gibi gösterilmesine karşı, gündelik yaşamdaki yansımalarına dikkat çekiyor, aslolanın bu olguların ötesindeki yoksullaşma olduğunu vurguluyor.

soL'da Vecdi Gönül'ün "ulus devlet inşası" sürecine ilişkin "veciz ifadeleri"yle gündeme gelen Türk-Yunan mübadelesi ve Ermeni tehciri konusu da, sözü edilen tarih diliminin verileriyle ve günümüzdeki tezahürleriyle etraflıca ele alınıyor. Bu dosyada, Doç. Dr. Onur Yıldırım'ın değerlendirmesine de yer verilmiş.

Derginin orta sayfasının bu haftaki konuğu, TRT'nin emektar yönetmenlerinden Tülay Eratalay. Ödüllü filmlerin ve sayısız yapımın altına imza atmış Eratalay, 12 Eylül'ün zorbalığından da nasibini almış, AKP'nin kendisini geri plana çekip işlevsizleştirme planından da. Bu plana karşı açtığı davayı kazanan Eratalay, kısa bir süre önce emekliye ayrıldığı TRT kurumunu anlatıyor.

Kürt sorununun tartışma gündemine oturduğu bugünlerde, Turgut Özal'a övgüler düzülmesi de, derginin ilgi alanına girmiş. "Sen neymişsin be Özal" başlığından anlaşılacağı gibi, Türkiye'nin en gerici ve Amerikancı figürlerinden birinin siyasal portresi, bütün çıplaklığıyla çiziliyor, toplumsal belleğe anımsatmalarda bulunuluyor.

Kosova ve Arnavutluk'ta organ mafyasının tüyler ürpertici "ticaret"i, derginin sayfalarına, bu sonucu serbest piyasanın doğurduğu analiziyle yansıyor. İngiliz The Economist dergisinin organ ticaretinin serbet bırakılmasını isteyen haberine gönderme yapan "Psst, bir böbreğini satmak ister misin?" başlıklı yazı, kapitalizmin savaş, yoksulluk, insana sıfır değer biçme, alınıp satılabilen yaşam arazlarının konuyla bağlantısını kuruyor.

soL, günlük internet yayınında dikkatle takip ettiği Akbank'taki işçi kıyımını, dergi sayfalarına da taşıyor. Medyanın "gelir kaynağı kesilebilir" endişesiyle görmezden geldiği haber, genel bir bankacılık sisteminin eleştirisini de kapsıyor.

"Tarihten" köşesinin konusu, Lozan Antlaşması.

Kemal Okuyan, "Baykuş Bakışı" köşesinde, "kimlikler" üzerinden yürütülen siyasetin açmazlarını, sınıfsal perspektiften koparak "mazlumlar" kategorisinde politika geliştirmeyi seçen solu analiz ediyor.

Derginin "arka kapağı", krize karşı solun yanıtının ne olacağını tartışıyor. DİSK, KESK, EMEP, Halkevleri, TKP, ÖDP tarafından yürütülecek eylem ve kampanyaları, siyasal tutumları aktarıyor.