90. yaşında komünist kadın olmak…

TKP’li kadınlar, 90. yaşına girerken daha kararlı, daha özverili olmanın bilinciyle adımlarını atıyor. TKP'li kadınlar ile komünist kadın olmanın verdiği heyecanı anlatmaya çalıştık.
Cuma, 26 Kasım 2010 12:56

TKP’li kadın…
Uzaklarda yatan yoldaşı Nazım gibi fevkalade memnundur dünyaya geldiğine TKP’li kadın. Kaygısız ya da umarsız olduğundan değil aksine Ümit Burnu’ndaki Charlize yahut komşu Yunanistan’daki Aleka ile aynı ekmek, aynı hürriyet ve aynı hasret için ölebileceğini bildiğinden, konsoldaki çerçevede aydınlık tebessümü asılı duran Behice Hanım’ın dediği üzere “uğruna ölünecek değerleri” olduğu için yaşamayı pek sevdiğinden.

Hem yalnız Behice Hanım mı, konsolun üstü Zehra Kosova, Sevgi Soysal, Suat Derviş, Selma Cerit ve toprağımız kadar bereketli “komünist kadın” kaynadığından, kalabalıktır TKP’li kadın.

Nazenin, iki dirhem bir çekirdektir adalet duygusu TKP’li kadının, naif gelmesin kelimeler, sol yanında dipdiri ve inatla saklayandır onu, kırık ve ıstırap dolu zor zamanların memleketinde, insanlığını ihmal ve ihlal etmeyen, uzun ya da kısa etekli, rujunun kırmızısından daha kırmızı devrimciliği olandır.

Çocuklarını kayınvalideye emanet edip 1 Mayıs meydanına koşar TKP’li kadın,kolunda pek muhtemel ki dostları vardır, kaç akşamını kapı komşusuna, overlokçu arkadaşına yahut sendikadan mühim ablalarına “neden komünist olmalı”yı anlatarak geçirmiştir, elbette alanlarda kolları dolu olacaktır.

Bakmayın TKP’li kadının sualden geçilmeyen gözlerine, yorgun yürüyüşüne, 12 saat çalıştığı işyerinden sürüyerek eve taşıdığı narin gövdesine, gücü kuvveti 90. yaşındaki partisiyle ”bu dünyada yalnız olmamaklığı”dır.

90 yaşında bir parti, yüzyıllara varan bir geleneğin eteğinde “kadından komünist” olmak, iyi insan olmaktır, yukarıda kurulan uzun cümleler göğsümüz umuttan ve sevinçten kabardığındandır.

78 gün gece gündüz demeden mücadele eden TEKEL işçilerinden Yıldız Gök 90. yılında duygularınız bizimle paylaştı:

Yıldız Gök - TEKEL İşçisi, GÜÇDER Yönetim Kurulu Üyesi
1969 Batman doğumluyum. 1989 yılında Batman Tekel Yaprak Tütün İşletmesi Müdürlüğü’nde işe başladım. 2001 yılında zorunlu tayinden dolayı Tarsus Suma Fabrikası’na geldim. Daha sonra Mersin Sigara Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü’nde çalıştım. 2008’de özelleştirmeden dolayı Batman Y.T.İşlt. Müdürlüğü’nde çalışmaya başladım (Eşi çalışanlar yakın yerlere verilecek dendi. Belgelediğim halde beni Batman’a gönderdiler). 16 ay Batman’da çalıştım. 1 Aralık 2009 da tayinim Adana Tekel Y.T.İşlt. Müdürlüğü'ne yapıldı. 9 günlük Adana işçisiyken 10. gün eylemde Ankara’daydım.

15 Aralık 2009 Ankara’daydım. Ben Tekel işçisiydim. Ekmeğim, emeğim elimden alınıyordu. Çocuklarımın geleceğini çalıyorlardı. Tabii ki baş kaldırmam gerekiyordu. Ben de onu yaptım.

AKP Genel Merkez binasına gidildi. Derdimizi anlatıp çözüm isteyecektik ama ne mümkün, panzerlerle karşılandık. AKP binasına girmeyi bırak yakınına yaklaştırılmadık. Bizi bölmeye çalıştılar, arkadaşlarımız spor salonuna kapatılmış kapalı kapılar ardında gazı yemişlerdi. Kurtulup Abdi İpekçi Parkı’nda bir araya gelmişlerdi. Biz de dayatmalar sonucu Abdi İpekçi Parkı’na gittik ama 4 saat yürütüldükten sonra varabildik. Bizi oradan da çıkarmak istediler biz ekmeğimizi isterken gazla, kanalizasyon suyuyla, copla tanıştık. Biber gazı bu dünyadaki cehennem olsa gerek.

Dağıtıldık ne yapacağımızı bilemez durumdaydık, perişan bir durumdaydık telefonlarla Türk-İş’te toplanılacak dendi. Yolu bilmiyorduk. Bize bir öğrenci grup yaklaşıp götürelim dediler. Tabii ki olmaz dedik. Onları tanımıyorduk. Tanımadığımız insanlara güvenmemiz çok zordu. Ben doğulu bir kadın işçi olarak kendi adıma söyleyeyim, karşılıksız iyilik yapıldığını sanmıyordum, insanlara güvenimi yitirmişken bize kucak açan insanları daha sonra tanıma fırsatı buldum. Türk-İş’e geldikten sonraki gün partililerle tanıştık. Hepsi bizlere yardımcı olmak için adeta yarışıyorlardı. Olamazdı öyle bir şey. Bize marjinal grupları aranıza almayın demişlerdi bu zinciri kıran ilk Türkiye Komünist Partililer oldu. Evet biz onları tanımaya başladık ve boyun eğmeyen insanın hikayesinin o 78 gününü birlikte yaşadık. 78 günlük eylememiz boyunca beraberdik. Açlık grevinde yine beraberdik mücadele arkadaşlarımızla. Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır derler ya bizim yaşadığımız zorlukları anlatmaya kelimeler yetmiyor galiba. Partililerle her türlü sıkıntılarımızı beraber yaşadık.

İşçilerin kaderinin ortak olduğunu biliyorum artık. Bugün bize 4-C’yi dayatanlar öğretmenlere, memurlara, aslında bütün işçi ve emekçilere aynı güvencesiz çalışmayı dayatıyorlar. İşte bu yüzden de GÜÇDER’in kurulmasında yer aldım ve üyesiyim. Partime bu konuda da teşekkür ediyorum. Sık sık attığımız bir slogan var “Örgütlü bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez” diye. O kadar doğru ki… İşçilerin, emekçilerin bu düzene karşı eşit bir düzen için, çocuklarının geleceği için mücadele etmesi şart. Özellikle de kadınların. Daha önce hayatımız ev, iş ve çocuklarımızdan ibaretti. Direniş sırasında dışarıda yaşamanın ne demek olduğunu anladım. Emek mücadelesi verirken hayatı tanıdık aslında. 3 günlük oturma eyleminde kızımla beraber sabahladık. Kendime inanamıyordum. Yalnız başına hiçbir yere gitmeyen ben sokaklarda sabahladım. Yaşamanın aslında direnmek olduğunu öğrendim. Bir kadın işçi olarak gücümü fark ettim. Kadın erkek ayırımı yapmadan mücadele arkadaşlarımla beraber 78 gün boyunca direndik. Mücadelenin özgürlük olduğunu gördüm, yaşadım.

Parti beni bambaşka bir dünyayla tanıştırdı. Aklın ve yüreğin dünyasıyla. Örgütlü bir gücün ne demek olduğunu öğrendim partiyle. Bizim 3 ayda yaşadığımız direniş ve mücadelenin bu ülkenin topraklarında yüz yıla yakın zamandır sürdüğünü öğrendim. Daha öğreneceğim çok şey var. 41 yaşındayım ama aynı zamanda da 90. yaşımı kutlayacağım 27 Kasım’da. Çok heyecanlıyım.

(soL - Kadın)