İstanbul'un göbeğinde 213 işçi aç susuz fabrikada bekliyor: Ne kadar enayiymişiz...

Cam işleme sektöründe faaliyet gösteren Gülsan Group'a bağlı fabrikada 213 işçi, ihbar ve kıdem tazminatları ödenmeden işten çıkarıldı. İki haftadır Beylikdüzü'ndeki fabrika önünde haklarını arayan ve direniş başlatan işçiler, yaşadıkları süreci soL Haber'e anlattı...
Patronların Ensesindeyiz
Pazartesi, 12 Kasım 2018 12:27

Gülsan Group'a bağlı fırın, buzdolabı, davlumbaz, duşakabin camları üreten ve işleyen Gülsan cam fabrikasında maaşları ödenmeyen işçiler, 23 Ekim'de üretimi durdurarak fabrika yönetimiyle görüştüler. Önce maaşlarının yatırılacağını yanıtını aldılar. Bir gün sonra işçilerle konuşan patron, battıklarını ve fabrikayı kapatacaklarını söyledi. Üretimi durduran ve işçilere hiçbir hakkını vermeyen patron 213 işçiyi işten çıkardı. 

Bunun üzerine direnişe geçen işçiler 17 gündür Beylikdüzü'ndeki fabrika önünde 24 saat nöbet tutuyor. Fabrikadan makinelerin çıkarılmaması için geceleri dahil nöbet tutan işçiler, haklarını alana kadar mücadele etmekte kararlı.

Hiçbir işçinin tazminatını ödemeyen patronun, işçilere "Hakkım size helal olsun" demesi de dikkat çekti. 

Direnen Gülsan işçilerinden Neşe Yanlı, yaşadıkları süreci Patronların Ensesindeyiz iletişim ağına anlattı.  

'HAKKIMIZ OLMAYAN BİR ŞEYİ İSTEMİYORUZ, HAK ARIYORUZ'

Bir gün toplu halde işten çıkarıldınız, işten atılma süreci nasıl gelişti?

Ramazan Bayramı'ndan önce başladı aslında... Önce maaşlarımızı gecikmeli veya eksik yatırarak başladılar. Üç ay yarım maaş aldık. Sonraki üç ay hiç maaş alamadık. En son "bir hafta sonra yatıracağız" dediler, sonra 10 gün daha istediler. En sonunda toplu halde meydana çıktık ve "Bir açıklama istiyoruz, durumumuz nereye gidiyor, fabrikamız ne durumda" diye sorduğumuzda bize yaptığı tek açıklama vardı: Arkadaşlar işyerini kapatıyorum diyerek 17. maddeden bize çıkışı gösterdiler. Kimi arkadaşlarımızı aynı gün, yani ayın 23'ünde çıkardılar, bir kısmımızı 5 Kasım'da çıkardılar.

Ben bu işyerinde 17 Kasım 2011'de çalışmaya başladım. Patron bizleri 23 Ekim 2018 günü hiçbir neden söylemeksizin toplu halde işten çıkardı. 213 işçi arkadaşımla birlikte işten çıkarıldığımızı öğrencik. Neden olarak da hiçbir şey sunmadı. "İflas mı ettin" diye soruyoruz, iflas ettiğini söylemiyor. "İflas ettiğini söyle devlet atama yapsın" diyoruz, bunu da kabul etmiyor. 18 gündür burada aç susuz, soğukta, yağmurda arkadaşlarımızla birlikte haklarımızı arıyoruz. Tazminat haklarımızı aradığımızda "Gidin mahkemeye verin, canımı mı alacaksınız, vurun, öldürün, gidin, yakın fabrikayı" diye bize uyarılar veriyor. Kendi imkanlarımızla, burada satılan makinelerle, maaşlarımızı ve mesai ücretlerimizi çıkartmaya çalışıyoruz. Bize dün yaptığı açıklamada, "Cuma gününe kadar burada durun cuma gününden sonra hiç kimse bu kapıdan içeri giremez" dedi. Arkadaşımın 15 senelik, kiminin 18 senelik, kiminin 5 senelik tazminat hakları var. Herkes bugün kirasını ödeyemeyecek durumda. Çocuğun önüne harçlık atar gibi, "Üç beş kuruşa sattığımız malzemelerden alın, bununla yetinin" der gibi sokağa bıraktı bizleri.

Biz kimseden hakkımız olmayan bir şeyi istemiyoruz. Hakkımızı istiyoruz sadece. Tazminatımızı istiyoruz. Herkesten destek bekliyoruz.

'YEDİ GÜN 24 SAAT FABRİKA ÖNÜNDEYİZ' 

Çalıştığınız dönemde fabrikanın batacağını öngörüyor muydunuz?

Batması mantıksız, çıkarıldığımız son güne kadar yetiştiremediğimiz siparişlerimiz vardı... Son hafta 7 tır dolusu mal çıktı buradan. Yani iflas diye bir şey söz konusu değil. Neden kapandıgını biz de bilmiyoruz. Büyük bir belirsizlik, şaşkınlık içinde bekleyip duruyoruz... "Param yok tazminatınızı veremiyorum" diyor, almak için bekliyoruz, gece gündüz, 24 saat buradayız.

'RAPORLUYKEN BİLE ÇALIŞTIRILDIK'

İşten çıkarılmadan önce fabrikada çalışma koşullarınız nasıldı?

Bir aylık mesai ücretimiz her zaman içeride kalıyordu. Bir ay gecikmeli veriyordu yani. Mesailer elden veriliyor zaten. 45 saatini gösteriyor, 45 saatin üzerini elden veriyordu. Ben her ay 110-120 saat mesai yapan insanım, 45 saati resmiyette görünüyor, 45 saatin üzerini elden veriyordu. Normalde burası ağır sanayi. Ama bizim bordrolarımız hem düşük olarak gösteriliyor, hem de ağır sanayi işçisi olarak gösterilmiyoruz. Ben burada sorumlu şefim, beni imalat işçisi diye gösteriyor. Yedi sene çalışan elemanım burada, benim gibi bir sürü arkadaşım da. Yani iki sene önce işe girenin bile bordrosu bizden daha yüksek.

Evet, çok yıprandık, hepimiz bel fıtığı olduk, 8 milim camları topladık. İş kazası geçirdim. Raporluyken bile bizi burada çalıştırdılar.

TAZMİNATIMIZI ÖDEMEYEN PATRON BİZE 'HAKKIM SİZE HELAL OLSUN' DİYOR, NE HAKKI VAR Kİ?' 

Direnişiniz size neler öğretti?

Kusura bakmayın da, ben kendi şahsım için konuşuyorum, ne kadar enayiymişim bunu öğrendim. Kendi işimiz gibi çalıştık, kendi işimiz gibi mücadele ettik, artısını eksisini aramadan canımızın son damlasına kadar, nefesimizin yettiği yere kadar çalıştık. Sonunda sadece tek bir sözle kapının önüne koyulduk. Buraya kadarmış... Herhangi bir açıklama yapılmadan... Hani bir köpeği severler severler, sonra sokağa atarlar ya; 213 işçiyi bu şekilde yaptı Ali Bayraktar, Mehmet Bey ve Muharrem Bey. Aslında bunlar üç ortak... Ama bize dönüp demiyor ki "Siz hakkınızı helal edin." Bize kendisi sadece diyor ki "Hakkım size helal olsun." Senin hakkın ne var ki?

Kamuoyundan nasıl bir destek bekliyorsunuz peki? 

Bugün bu fabrikada bizim başımıza bu geldi. Yarın başka bir fabrikada çalışan arkadaşlarımızın da başına gelecek bunlar. Belli bir şey. Biz destek bekliyoruz bütün işçi arkadaşlarımızdan. Devletimiz işçiden yanayız diyor, fakat hakkımızı aramaya kalktığımızda devlet aslında patronlardan yana, işçiden yana değil. İki haftadır bir Allah'ın kulu gelip de ne yapıyorsunuz, haliniz nedir diye sormadı. Burada ne yapıyorsunuz diyen olmadı. İki haftadır buradayız. Neredeler? Yani bu insanlar nerede, çok merak ediyorum, ne yapmamız gerekiyor daha.

'KORKARSAK, MÜCADELE ETMEZSEK, HİÇBİRİMİZ KAZANAMAYACAĞIZ'

Son olarak, bu yalnızca sizin yaşadığınız bir durum değil. Türkiye'nin birçok yerinde işçiler sebepsiz yere haklarını alamadan işten çıkartılıyor, onların mücadelesi için neler söylemek istersiniz?

Burada zamanında sendika çalışması yapılmış, toplu halde Ali Bayraktar beyin yanına çıkılmış. Kimisini parayla, kimisini tehditle sindirmiş. Arkadaşım diyor, 50 kişiyle yukarıya çıktım. Arkamı döndüğümde üç kişi kalmıştı. Şimdi hepimiz buradayız. Korkarsak, mücadele etmezsek, hiç birimiz kazanamayacağız.

Dediğimiz gibi, biz Ali Bey'den başka bir şey istemiyoruz, sadece hakkımızı versin, hakkımızı alalım. Gülsan küçük bir firma değil, yurtdışında adı duyulmuş bir firma. Ali Bey'in çiftliği, konakları var, işçilere verilecek tazminat en fazla 2-3 milyon lira. Patronların varlıklarının ise haddi hesabı yok, işçilerin bir kuruşuna bile muhtaçsa utansın!