IMF düzenlemesi Türkiye’nin borçlanmasını zorlaştırır mı?

​IMF, üye ülkelere borç verme kriteri olarak yolsuzluk ve kamu yönetimi değerlendirmesi yapma yönünde yeni bir düzenlemeye gitti. Düzenlemenin Türkiye’yi doğrudan etkileyeceği ileri sürülüyor. Ancak düzenleme kapsamında henüz bir metodolojinin geliştirilmemiş olması kısa vadede güçlü bir etkinin olmayacağına işaret ediyor.
soL - İstanbul
Salı, 24 Nisan 2018 14:51

Uluslararası Para Fonu (IMF), üye ülkelerin yolsuzluk açısından denetlenmesine ve sonuçların borç verme kriteri olarak esas alınmasına yönelik yeni bir düzenleme yaptı. Düzenlemenin Türkiye'yi doğrudan etkileyeceği, özellikle 7 Mayıs'ta görülmesi beklenen Hakan Atilla davası sonrası gündeme gelmesi beklenen yaptırımlarla birlikte borçlanmayı zorlaştıracağı öne sürülüyor. Düzenlemenin kapsamı ve hayata geçirilmesine ilişkin takvim, kısa vadede doğrudan etkisi olmayacağına işaret ediyor.

IMF Başkanı Christine Lagarde’ın söz konusu düzenlemeyle ilgili yazısı IMF blogunda yayımlandı. Lagarde, yerleşik yolsuzluğun “kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme”yi tehdit ettiğini vurgulayarak başladığı yazıda yolsuzluk oranı arttıkça büyüme oranının düştüğünü belirtti. Yapılan çalışmaların yolsuzluk ve yönetişim endeksinde ilk yüzde 25’lik dilimde yer alan ülkelerin büyüme ve yatırım düzeylerinin düştüğünün saptandığını kaydetti. Yolsuzluk ve kötü yönetimin yoksulluk düzeyini artırdığını da vurguladı. Yolsuzluğun hükümetlerin vergi toplama kabiliyetini azalttığı, eğitim, sağlık, yenilenebilir enerji gibi yatırımlara yönelik harcamalarda bozulma yarattığı da Lagarde’ın vurguları arasında yer alıyor. 

Lagarde, yapılan düzenlemenin arkaplanına ilişkin çizdiği çerçeveye ek olarak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Dünya Bankası önceliklerine de referansta bulundu. 

Yolsuzluk ve kamu yönetimine ilişkin yapılan düzenleme, ülkeler bazında ölçüm sorununu gündeme getiriyor. Lagarde, bu konuya da ülkeleri doğru değerlendirebilmek için ilk iş olarak net ve şeffaf bir metodoloji geliştireceklerini söyleyerek yanıt geliştirmeye çalışıyor. Vergi toplama ve harcama yetkisine sahip kamu kurumlarının kalitesi, finans sektörünün sağlamlığı, merkez bankası bağımsızlığı, piyasa düzenlemelerinin şeffaflığı, ihale kuralları gibi başlıklara dayalı kriterler belirleneceğini de vurguluyor. Yolsuzluğun doğrudan ölçümü için de ek çaba harcanacağını belirtiyor. 

KISA VADEDE TÜRKİYE’Yİ ETKİLEME OLASILIĞI DÜŞÜK
Lagarde’ın yazısındaki vurgular IMF’nin yeni düzenlemesinin diğer uluslararası kurumların düzenlemeleriyle uyumu gözettiği ve uygulamanın zaman alacağına işaret ediyor. IMF düzenlemesinin Türkiye’ye yönelik kısa vadeli etkilerine ilişkin uyarılar, özellikle de 7 Mayıs’taki Hakan Atilla davasından çıkması olası yaptırımlarla birlikte IMF düzenlemesinin sıkışma yaratabileceğine ilişkin saptamaların kısa vade için geçerli olduğunu söylemek güç görünüyor. Düzenlemenin uzun vadede etkili olacağı, özellikle büyük projelerin finansmanında kamu bankalarının kullanımı, bu projelere Hazine garantisi sağlanması gibi uygulamaların sorun yaratacağı düşünülüyor

Türkiye açısından borçlanma kriterlerine etkide bulunan değerlendirmelerde, özellikle de IMF’nin yılda iki kez hazırladığı 4. Madde notlarında kamu borcundan ziyade toplam dış borcu, döviz borç stokunu, kamunun borç kefaletini, borç kalitesini dikkate almaya başlamasının daha büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiliyor.