Suriye’de kırmızı çizgiler aşılırsa...

Türkiye’nin Cerablus’a girişi, Suriye’deki tüm büyük tarafların örtülü onayı ya da göz yummasıyla gerçekleşti. Ancak Türkiye ve desteklediği gruplar, başka unsurların “kırmızı çizgilerini” aşındırmaya başlayınca, külahlar değişiyor.
Erman Çete
Cuma, 28 Ekim 2016 14:08

Tüm dünyanın gözü, Musul’u Irak-Şam İslâm Devleti’nden (IŞİD) kurtaracak operasyona çevrilmişken, Suriye’de oluşturulacağı varsayılan denge, yine bozulma emareleri gösteriyor.

Bozulan dengelerin odak noktası, yine Halep merkez ve kuzey Halep.

Peki Halep merkezde cihatçıların ve destekçilerinin bir stratejisi var mı?

Gerek askeri, gerekse moral üstünlük Suriye ve müttefiklerinde görünüyor. Halep ve çevresindeki cihatçılar, mümkün olduğunca bir yıpratma savaşıyla ömürlerini uzatmaya çalışacaklar.

ABD'NİN HALEP STRATEJİSİ

Bu gizli saklı değil, üstelik ABD’den de böyle sinyaller geliyor. Halep’teki cihatçıları kurtarmak için, Obama yönetiminin müdahaleye niyeti pek yok. Bu müdahalenin, mutlaka ABD’nin doğrudan askeri müdahalesi olması gerekmiyor. Cihatçılara MANPAD vermek de bu müdahalenin içinde yer alabilir.

Ancak, görünen o ki, Obama, bu konudaki kararı, 8 Kasım’da belli olacak halefine bırakmış durumda.

Yıpratma savaşının bir diğer unsuru, Suriye’de başka cephelerin açılması. Güney Cephesi’nin, özellikle Ürdün hattının yeniden ısıtılabileceğine ilişkin “kokular” bir süredir alınıyor; ancak Musul operasyonu ile Suriye’ye “sürülecek” IŞİD için de benzer bir ihtimal olduğu akılda tutulmalı. Rusya’nın hava gücünün Halep’teki dikkatinin dağıtılması, ABD’nin beklediği ve umduğu senaryolardan birisi. El Kaide bağlantılı unsurların Halep’in güneyinde ve güneybatısında başlattığı saldırı, kuzeybatıda Leyramun ve Mella’ya yönelik taarruz, “yıpratma” savaşının parçaları arasında.

Geriye Halep’in kuzeyi kalıyor.

KIRMIZI ÇİZGİLER AŞINIRSA…

Türkiye ve desteklediği ÖSO gruplarının başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu, sahadaki belli başlı büyük güçlerin örtülü onayıyla başlamıştı. Hatta YPG bile, Menbic’e ve Sacur Çayı’na yönelmeyen bir operasyona doğrudan karşılık verme ihtiyacı duymadı.

Bugün daha iyi anlaşılıyor ki, ABD, YPG, Türkiye, Rusya ve Suriye ordusu arasında, Halep’in kuzeyi için kurgusal yetki sınırları (demarcation line) belirlenmişti.

Azez-Cerablus sınırını IŞİD’den temizlemeyi hedefleyen bir Türkiye’ye kimse itiraz etmeyecekti. Hatta ABD, Türkiye’nin Menbic ısrarına rağmen, ÖSO gruplarını ve TSK’yı Dabık’a yönlendirmeyi de başardı.

Bununla birlikte, Türkiye operasyon sahasını derinleştirmeye niyetlenmesi ile birlikte işler karışmaya başladı.

BAB MUAMMASI

YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Kuvvetleri’nin (SDK) El Bab’a doğru hamlesini Afrin üzerinden başlatması ve Türkiye destekli ÖSO kuvvetlerinin de Tel Rıfat’a doğru yönelmesi, kuzeybatı Halep-Afrin-Mare üçgeninde büyük bir savaş ihtimalini gündeme getiriyor.

Ancak kuzey Halep’te daha önce ordu-YPG-ÖSO arasında oluşturulan son hatta yönelik ÖSO-Türkiye baskısı, Suriye ordusu ve müttefiklerini de “kırmızı çizgileri” hatırlatmak zorunda bıraktı.

Türkiye destekli ÖSO’cuların Tel Madık’ta “varil bombalarıyla” vurulduklarını söylemesi, sonrasında SDK’nın Tel Madık’ı ÖSO’dan alması, Reuters’e konuşan “Halep sahasından bir yetkilinin” Türkiye’ye sınırlarını hatırlatması ve son olarak ordunun da El Bab’a hazırlık yapması, Halep haritasını gözünün önüne getiren birisine yetki sınırlarını aşağı yukarı gösterir.

Dahası, Türkiye’nin Afrin hattına yönelmesi, Halep-Afrin hattında zımni bir ittifaka sahip ordu ile YPG’nin ikisini birden karşıya almak anlamına gelecek.

IŞİD ise, Türkiye destekli cihatçılara neredeyse hiç direnmeden çekiliyor. Geriye yalnızca el yapımı patlayıcılar ve mayın bırakan IŞİD’in El Bab’da direnişe geçmesi durumunda, henüz “direniş” görmemiş Ankara’nın ne yapacağı da bir muamma. Birçok uzman, çetin bir kent savaşına sahne olacak Bab’da zayıf eğitimli ÖSO’cuların başarı kazanamayacağını düşünüyor.

Şu rakamlar karşılaştırma için fikir verebilir: Dabık’ın savaş öncesi nüfusu 3 bin 300 iken, Bab’ın savaş öncesi nüfusu 63 bin. Dolayısıyla Bab için savaş, olsa olsa Menbic için verilen savaşa benzetilebilir. Ki Menbic’de, iyi eğitimli ve ABD destekli YPG’nin Menbic’i ele geçirmesi 3 ay kadar sürmüş ve çok sayıda kayba yol açmıştı.

Ayrıca, Halep’in kapısı Bab’ı ele geçirmeyi hesaplayan ÖSO’lular, burayı Halep merkezdeki “mücahidleri” kurtarmak için bir üs olarak kullanacaklarını gizlemiyorlar. Dolayısıyla yalnızca Suriye değil, İran ve Rusya da Bab’ın Türkiye destekli cihatçılar tarafından ele geçirilmesini, en azından şu şartlarda kabul etmeyecektir.

KIVRAK ERDOĞAN

Ancak Erdoğan’ın, “değerli dostu Putin’e” bazı hediyeler vermekten çekinmeyeceği de görülüyor. El Kaide bağlantılı Ahrar’uş Şam’ın Halep merkezden çekilmeye başladığı iddiaları, Nusra’yı Halep’ten çıkartma yönündeki açıklamalar, Türkiye’nin “uygun bir meblağ” karşılığında adım atabileceği anlamına geliyor.

Öte yandan, TSK’nın açıkça işgal ettiği Suriye topraklarına (örneğin Cerablus’ta kurulan hastane) Türk bayrağı çekmesi, buralarda inşaat faaliyetlerine başlanması, Türkiye’de sermaye sınıfının Suriye’nin kuzeyine yönelik iştahının bir yansıması.

Öte yandan, AKP kurmaylarının boş ya da dolu bu kadar üst perdeden atabiliyor olması, hem ABD’deki belirsizlik, hem Rusya’dan aldığını varsaydığı destek, hem de içeride ve Suriye’de Kürtlere yönelik uyguladığı baskının henüz bir karşılık görmemesinden kaynaklanıyor.