YÖK’ün ‘özgürlükçülük açılımı’: ‘Kınama yerine uyarı verelim’

Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği değişiyor. Ana akım basında “kampusta siyaset serbest kalıyor” şeklinde lanse edilen yeni yönetmelik, eskisine kıyasla ancak bir arpa boyu yol alıyor.
Cuma, 10 Ağustos 2012 13:45

1985 tarihli Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği değişiyor. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya dün düzenlediği basın toplantısında disiplin yönetmeliğinde yapılacak değişikliklerin satır başlarını aktardı. Yeni yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayınlanmak üzere yollandığını belirten Çetinsaya, 1985 tarihli eski yönetmeliğin “12 Eylül döneminin vesayetçi anlayışını” temsil ettiğini ifade etti. Çetinsaya yeni yönetmeliğin daha özgürlükçü ve katılımcı olduğunu ileri sürdü.

Özgürlükçü dediysek…
Ancak Çetinsaya’nın satır başlarını aktardığı yeni yönetmelik, eskisini “vesayetçi” diye niteleyen YÖK Başkanı’nın özgürlükçülüğünün sınırlarını da ortaya koyuyor.

Eski yönetmelikte üniversite öğrencilerine siyaset yasağı getirmeyi hedefleyen cezalar yeni yönetmelikte de büyük ölçüde korunurken, yalnızca verilmesi öngörülen cezalarda bazı indirimlere gidildiği görülüyor. Çetinsaya’nın iddiasına göre ise, “yeni yönetmelikte suç sayılabilecek fiiller azaltılmış, ağır müeyyidelerin aşağı yukarı hepsi hafiflemiş durumda”.

Ancak örneğin YÖK tarafından tespit edilen yerler dışında ilan asmak, kınama cezası kapsamından uyarı cezası kapsamına alınıyor. "Yükseköğretim kurumu içinde izinsiz afiş ve pankart asmak” ise bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma cezası kapsamından, kınama cezası kapsamına alınacak.

Başka bir ifadeyle, siyasi faaliyet ve propagandaya yönelik kısıtlamalar kaldırılmamış, ama nispeten hafifletilmiş olacak.

Kazanılmış özgürlükleri YÖK mü verdi?
Bunun yanı sıra YÖK Başkanı tarafından “öğrencilerin kampüs içerisinde bildiri dağıtma, fikir açıklama, bir düşüncenin propagandasını yapmaları durumunda herhangi bir disiplin cezası almayacakları” kaydedildi. Ayrıca öğrencilerin kampus dışındaki faaliyetlerinin de disiplin yönetmeliğinin kapsamı dışına alındığı ifade edilirken, “kesinleşmiş bir mahkumiyet olmadan ve öğrencilikle ilişkisi kesin olarak açığa çıkmadan kampus dışındaki faaliyetlerin üniversitede disiplin suçu olarak nitelendirilmeyeceği” belirtildi.

Ancak YÖK Başkanı tarafından “daha özgürlükçü ve katılımcı” olduğu iddia edilen yeni yönetmeliğin bu düzenlemeleri üniversite öğrencilerinin yıllardır zaten fiilen verdikleri mücadelelerle kazanmış oldukları özgürlükler. Dolayısıyla YÖK Başkanı Çetinsaya, “daha özgürlükçü bir yönetmelik” yaptıklarını ifade ederken, öğrencilerin kazanmış oldukları özgürlükleri iktidar organlarının bahşettiği yanılsamasını yaratmış oluyor. Üniversite dışındaki faaliyetlerin üniversitede soruşturma konusu olmasının “öğrencilikle ilişkisi kesin olarak açığa çıkmaması” şartına bağlanması ise fiili uygulamada herhangi bir değişiklik olmayacağını düşündürüyor.

“Parasız eğitim” talebine 8,5 yıl verdikten sonra...
Diğer yandan Çetinsaya, disiplin yönetmeliğinin “12 Eylül döneminin vesayetçi anlayışını” temsil ettiği için değiştirildiğini söylede de, AKP döneminde üniversite öğrencileri görülmemiş cezalara çarptırıldı.

“Parasız eğitim istiyoruz” pankartı açan Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer’in 8 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılmaları 4 Aralık 2010’da Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’de rektörlerle yapacağı toplantı öncesinde protesto gösterisi düzenlemek isterken polisin vahşi saldırısına maruz kalan öğrenciler hakkında, bu saldırının üzerine bir de toplamda 120 yıl hapis cezası istenmesi iktidar temsilcilerini yumurta atarak protesto eden öğrencilerin üniversiteden atılması, üstüne üstlük ağır hapis cezası istemleriyle yargılanmaları akla ilk gelen örnekler.

Başka bir deyişle, AKP karşıtı ve özgürlükçü öğrencilere iktidar organları tarafından ağır cezalar kesilmekteyken, kendisi bir 12 Eylül ürünü olan YÖK’ün darbe dönemi yönetmelikleri ile imtihanı “izinsiz afiş asma”ya kınama yerine uyarı cezası vermekle sınırlı kaldı.

(soL-Haber Merkezi)