Tüm uyarılara rağmen Erdoğan'dan Akkuyu için hızlanın talimatı

Başbakan Erdoğan imzalı bir genelge ile Akkuyu'da kurulacak nükleer santral için çalışmaların hızlandırılması talimatı verildi. Akkuyu projesi, hukuksuzluk ve ekonomik bağımlılık yanında büyük çevresel riskleri ile de gündemde.
Çarşamba, 21 Mart 2012 14:43

Bugün Resmi Gazete'de yayımlanan Başbakan Erdoğan imzalı bir genelge ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi konusunda devlet kurumlarına hızlanma talimatı verildi. Nükleer santrallerin elektrik enerjisi üretiminde payının arttırılmasını öngören 18 Mayıs 2009 tarihli Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi'nin hatırlatıldığı genelgede, aşağıdaki ifadelerle Akkuyu konusunda hızlanma talimatı verildi:

''Bu hedef doğrultusunda, 12 Mayıs 2010 tarihinde 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti'nde Akkuyu Sahası'nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma' imzalanmış, akabinde 15 Temmuz 2010 tarihli ve 6007 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve 6 Ekim 2010 tarihli ve 27721 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu hükümetler arası anlaşma ile gerçekleştirilmesi öngörülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyon, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından sağlanacaktır. Projenin gecikmeye mahal vermeden zamanında tamamlanabilmesi için, kamu kurum ve kuruluşlarımızca her türlü iş ve işlemler ivedilikle sonuçlandırılacaktır.''

Genelgede yer alan "Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’nde elektrik üretiminde nükleer santrallerin kullanılması konusunda başlatılan çalışmalara devam edilmesi, bu santrallerin elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının uzun dönemde daha da artırılması" ifadeleri ile sadece Sinop ve Akkuyu'da yapılacak 2 santral ile yetinilmeyeceğinin de işareti verilmiş oldu.

Hukuksuzluk, bağımlılık, bilim ve halkın hiçe sayılması...
Akkuyu'da kurulması öngörülen nükleer santral için Rus şirketi Rosatom ile 2008 yılında yapılan anlaşma usulsüzlük nedeniyle mahkeme kararı ile iptal edilmişti. Ancak AKP iktidarı 2010 yılında Rus devleti ile Akkuyu konusunda bir anlaşma imzaladı ve hem yapılan anlaşma ile ilgili hukuki yollar kapatıldı hem de proje ÇED raporundan muaf tutuldu. Danıştay ÇED muafiyeti kararını iptal etti, ancak hükümet Danıştay kararını yok sayan bir yönetmelik çıkardı.

Rus firmasına yapılan anlaşma çerçevesinde, kurulacak 4 reaktörden 2'sinden yüzde 70, diğer 2 reaktörden yüzde 30 alım garantisi verildi. İhale bedeli olarak belirlenen fiyat ise 20 milyar dolar.

Akkuyu'da nükleer santral kuracak şirketin sicili pek temiz değil. Şirketin Bulgaristan ve İran'da kurduğu santrallerde ciddi teknik hatalar ortaya çıktığı biliniyor.

Akkuyu porjesi ile ilgili bilim insanlarının ciddi uyarıları kamuoyuna da yansımış bulunuyor. Bilim insanları projenin Ecemiş fay hattı üzerinde yapıldığını, bunun felakete davetiye çıkarmak olduğunu dile getiriyorlar.

Akkuyu'nun bulunduğu bölgede deniz suyunun çok sıcak olması nedeniyle yazın deniz suyunun reaktörlerde soğutma işlemi için kullanılamayacağı ve bunun da ciddi sorun yaratacağı dile getiriliyor.

Bir diğer konu, deniz suyunun soğutma işlemi için kullanılmasının, denizdeki doğal hayata ciddi zararlar verdiği bilimsel raporlar ile kanıtlanmış durumda.

Ancak devlet proje ile ilgili hukuki süreçlerin önünü kapattığı için tüm bu tehlikeler konusunda herhangi bir girişimde bulunulamıyor. Mevcut yönetmeliklerde de şirketlere para karşılığı özel şirketlerden ÇED raporu alma imkanı tanındığı için Akkuyu için da bir özel şirketten para karşılığı ÇED raporu alınmış durumda. Geçtiğimiz günlerde Radikal gazetesinde yayınlanan bir raporda, Akkuyu'ya ÇED raporu veren DOKAY firmasının isteyen her firmaya para karşılığı olumlu yönde ÇED raporu verdiği ve raporlarında rüzgar enerjisinin kuşlar için, güneş enerjisinin ise çevre için zararlı olduğu yönünde komik tezler ileri sürdüğü ortaya çıkmıştı.

Nükleer santraller konusunda en ileri ve en güvenli teknolojiyi kullanan ülkelerden biri olduğu söylenen Japonya'da geçtiğimiz yıl meydana gelen deprem ve tusunami sonrasında Fukuşima'daki Daiçi Nükleer Santrali'nde büyük bir felaket ortaya çıkmıştı. Felaket hala kontrol altına alınmazken, hem santralin sahibi olan TEPCO şirketinin hem de devletin ekonominin kötü etkilenmemesi hem de şirket hisselerinin borsada değer kaybetmemesi için gerçekleri halktan sakladıkları ortaya çıkmıştı.

Başbakan Erdoğan, Fukuşima'daki felaketin ardından artan tepki ve tartışmalarla ilgili "Evinizdeki tüp de tehlikeli" diyerek konuya ne kadar derinlikli baktığını ortaya koymuştu.

(soL - Haber Merkezi)