Daha ne kadar müttefik olunabilir?

Eski CIA yönetici Graham Fuller "Türkiye artık Amerikan müttefiki değil" dedi ancak Türkiye'nin yaptığı anlaşmalar ve dış politikasında yürüttüğü çalışmalar bunun tam tersini söylüyor.
Cumartesi, 01 Kasım 2008 08:09

soL (HABER MERKEZİ) Washington'da Jamestown düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen "Gürcistan'dan sonra Türkiye ve Kafkasya" konferansında konuşan Fuller, yaptığı konuşmada Amerikan dış politikasını eleştirirken, Türkiye'nin komşuları ile iyi geçinmeye çalışarak ABD'ye örnek olacak bir politika izlediğini belirtti. 11 Eylül olaylarının ABD tarafından "stratejik bir avantaj yaratmak amacıyla" kullanıldığını da itiraf eden Fuller, bu politikaların geri teptiğini belirterek Rusya, Çin, İran, Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan, Venezuela ve Küba ile ilişkileri örnek gösterdi.

"Tek kutuplu dünya bitti"
Dünyada tek kutup devrinin geçtiğini söyleyen Fuller, artık çok kutuplu dünyaya geçildiğini belirtti. Şangay İşbirliği Teşkilatının, Rusya ve Çin'in, Orta Asya Cumhuriyetlerini bir araya getirmek istediğini, buna Pakistan ve Afganistan'ı da dâhil olmak isteğini ve Türkiye ve İran'ın da bu organizasyon ile ilgilendiğini belirterek ABD'ye uyarıda bulundu. Herkesin AB'ye alınması gerektiğini savunan Fuller, Rusya ve Orta Asya ülkelerini de buna dâhil olduğunun altını çizdi. Ancak Fuller NATO'nun genişlemesi fikrine kesinlikle karşı çıktı.

"İnanın, Türkiye artık müttefik değil"
Türkiye'nin bugün çok daha bağımsız düşünceye sahip olduğunu belirten Fuller, yüzyıllar sonra ilk defa Türkiye'nin büyük bölgesel güç olduğunu ifade ederek Türkiye'yi övdü. "Samimiyetle Türkiye artık bir Amerikan müttefiki değil" diyerek kendisine inanılmasını isteyen Fuller, Türkiye'nin ABD'den farklı politikalar yürüttüğünü söyledi. "Türkiye Suriye ile İran ile radikal İslamcı gruplarla çalışmak istiyor. Açılım yaratmak, İran'ı dünyaya getirmek, dünyanın o bölümüyle müzakerede bulunmak istiyor" diye Fuller, bunun "izolasyon" politikası sürdüren Vaşington'a ders olması gerektiğini söyledi.

ABD-Türkiye ilişkileri öyle demiyor
Ancak Türkiye'nin bu iyimser çabaları ve ABD ile karşılıklı ilişkileri bölge ülkeleri için "iyi polis ve kötü polis'ten" başka bir anlam taşımıyor. Türkiye halen ABD ile NATO üyeliği çerçevesinde yakın ilişki içerisinde bulunuyor ve birlikte ortak tatbikatlar düzenliyor. İran'a yönelik politikalarında geçtiğimiz aylarda yapılan Ahmedinecad ziyareti sonrası kurulmaya çalışılan ekonomik ilişkilerin devam etmemesine ABD'nin karşı çıkmasının sebep olduğu biliniyor. Türkiye'nin ABD'nin Irak'ı işgaline ilk başta topraklarını açmayarak izin vermemesini, bölgedeki "ganimet" sayılan petrol kuyularından yararlandırılmayarak cezalandıran Washington, daha sonra hem istediği tezkereyi ve üsleri Türkiye'den almış, hem de Irak'ta kurmak istediği Kürt Devleti için Türkiye'nin onayını ve hatta hamiliğini sağlamıştı. Suriye ile ilişkilerde Türkiye'nin özellikle arabulucu role soyunmak için bu kadar istekli oluşu ABD'nin bölgedeki en büyük ittifakı İsrail'i rahatlatmak anlamında büyük önem taşıyor. Türkiye'nin, Kafkasyada çıkan Abhazya-Güney Osetya-Gürcistan ve Rusya gerginliğinde yine arabulucu olmaya çalıştığı ve "Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu" adıyla çatışmayı durdurmak istediği biliniyor. Bu çabalar Gürcistan'ın büyük abisi görünümünü vermekle birlikte Irak'ta sıkıştığından bölgeye doğrudan müdahale etmek istemeyen ABD'nin Rusya'yla karşı karşıya gelmemesine yardımcı oldu. Son olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğine seçilen Türkiye, bu rolle dünya barışına katkıda bulunacağını söylerken, ele alınacak hemen tüm başlıklarda başta ABD olmak üzere kalıcı üyelerin izinden gideceği görülüyor.

Fuller kimdir?
Eski CIA Görevlisi Fuller, 1982 yılında, CIA'in Yakın Doğu ve Güney Asya ulusal istihbarat görevlisi olarak atandı, 1986 yılında da teşkilatta Ulusal İstihbarat Konseyinin başkan yardımcılığı görevine yükseldi. İki yıl sonra bu görevi bırakan Fuller, Rand Corporation adlı düşünce kuruluşunda siyaset bilimci olarak görev yapıyordu. Konferansın duyurusunda "bağımsız yazar, analist, konuşmacı ve Vancouver'daki Simon Fraser Üniversitesinde İslam dünyası ilişkileri tarih profesörü" olarak tanıtılan Fuller'in görüşlerinin Washington dış politika eliti arasında pek popüler olmadığı iddia ediliyor.