‘Bu düzende soluk alma beklentisi hayal’

Bu Düzen Değişmeli Platformu, İstanbul 1. Bölge toplantısı Kadıköy NHKM’de yapıldı. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı Aydemir Güler toplantıda konuştu. Okuyan, ‘Bu düzende insanca bir hayat vaat ediyorum diyen herkes yalancıdır’ dedi. Güler, düzeni teşhir etmeden AKP ile hesaplaşılamayacağını, bu şekilde ancak kardeşlik bağı kurulacağını vurguladı. Konuşmaların ardından 1. Bölge seçim çalışmalarının örgütlenmesine ilişkin bilgi verildi.
soL - İstanbul
Pazar, 13 Mayıs 2018 19:38

Bu Düzen Değişmeli Platformu, İstanbul 1. Bölge toplantısı Kadıköy NHKM’de yapıldı. 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı Aydemir Güler ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın konuştuğu toplantıda seçim çalışmalarının örgütlenmesine ilişkin bilgi verildi.


Bu Düzen Değişmeli Platformu 1. Bölge çalışmalarını yürüten komite adına Oğuz Kavala yaptığı açış konuşmasında seçimlerin komünistler için taşıdığı anlama işaret etti, “Komünistler olarak seçimlerin bir çözüm olmadığını, seçimle düzen değişikliği olmayacağını biliriz. Ama seçimler halkın siyasete en fazla yakınlaştığı dönemlerdir. Aynı zamanda Meclise işçi sınıfının sesini taşımak her zaman çok önemlidir” dedi. Kavala, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) hukuki olarak hak kazanmış olmasına rağmen seçimlere sokulmadığını, bu nedenle bağımsız adaylarla seçime girildiğini vurguladı. Neslihan Koçarslan da Bu Düzen Değişmeli Platformu’nun seçim çalışmalarının nasıl örgütleneceğine ilişkin bilgi verdi. 

Ardından TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a söz verildi. Okuyan, kendisinin İzmir’den aday olduğunu belirterek "Bugün burada 36 yıllık dostum, kardeşim, yoldaşım, Aydemir Güler’in adaylığını konuşacağız. 36 yıllık hukuk burada bulunmamı gerektiriyordu” dedi. Okuyan TKP’nin seçim tavrına ilişkin değerlendirmelerin iki soruda özetlendiğini, ilk sorunun “Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmüyor musunuz?” olduğunu belirtti. Bu soruyu soranların bir bölümünün ikiyüzlü olduğunu dile getiren Okuyan, Erdoğan’ın siyaset yasağını kaldıranların, Erdoğan ve AKP’nin kimi uygulamalarına sesini çıkarmayan, tepki olarak yapabilecekken Meclis’i terk etmeyenlerin, Gezi Direnişi’nde Ergenekon görüp direnişi sabote edenlerin ve buna eklenebilecek bir geniş listenin böyle bir soru sormaya hakkı olmadığını vurguladı. 

‘SEÇİM DÖNEMİNDE DÜZEN DEĞİŞİKLİĞİNDEN VAZGEÇİP BAŞKA ZAMAN İSTEMEK MÜMKÜN MÜ?’
Okuyan “AKP’ye ve Erdoğan’a en güçlü şekilde karşı çıkan siyasi özneyiz. 'Erdoğan'ın işine yaramıyor mu" sorusunu varsayalım ki samimiyetle soranlar olsun. TKP hiçbir zaman düzen partilerine oy verilmesi çağrısı yapmadı, şimdi de yapmayacak, önümüzdeki dönem de. Neden? Düzeni değiştirme talebi bir gün savunup ertesi gün vazgeçeceğiniz, rafa kaldıracağınız bir talep değildir. İnsanların en doğal hakkını savunuyoruz. 150 yıl önce emekçiler siyaset sahnesine çıktıklarında güçlü bir düzen değişikliği, devrim talepleri vardı. Bu düzen kötü, adaletsizlik, yoksulluk, açlık, işsizlik üretiyor. Kürt sorunu, Türk sorunu, barınma sorunu, bir dizi sorun üretiyor. Bütün dünyada ve Türkiye’de bu düzenin kötü olduğunun herkes bunun farkında. TKP bunu söylüyor, bunun için mücadele ediyor. 364 gün bunu söyleyip bir gün fikir değiştirmiyor. Seçim döneminde TKP bunu söylemek zorunda. Seçim döneminde bundan vazgeçip başka zaman düzen değişikliği isteyeceğiz. Mümkün mü?” dedi. 

‘BİRAZ SOLUK ALMA BEKLENTİSİNİN KARŞILIĞI YOK’
Kemal Okuyan ikinci konunun da “Siz düzen değişikliği diyorsunuz, haklısınız, ama değişene kadar soluk alsak, biraz rahatlasak fena mı olur?” sorusu olduğunu belirterek “Samimi bir soru, haklı da bir talep. Bu düzende soluk alma beklentisi 50 yıllık bir beklenti. Ama gerçekleşme olasılığı yok, hiçbir karşılığı bulunmuyor” dedi.  

Televizyonlarda her gün Erdoğan’ı görmekten kurtulma isteğinin anlaşılır olduğunu söyleyen Okuyan, Erdoğan’a göre izlemekten daha az rahatsızlık duyulacak birinin aynı politikaları devam ettirdiği koşullarda rahatlamanın mümkün olmadığını ifade etti. 

AKP döneminde Türkiye’nin çok adaletsiz bir ülke haline geldiğini, ücretlerin baskılandığını, çalışma saatlerinin uzadığını, çevrenin ve kamu kaynaklarının talan edildiğini, denetimsiz bir piyasa düzeninin ortaya çıktığını ifade eden Okuyan “Biz bunları daha adil hale getireceğiz diyorlar. TKP diyor ki yalan söylüyorsunuz. AKP emekçiler için bir cehennem yaratırken, patronlar için bir cennet yarattı. Buna rağmen patronlar hala ‘Dolar yükseliyor, maliyetler artıyor’ diye ağlıyor” dedi. 

Herhangi bir düzen partisinin çalışma saatlerinin azaltılması, asgari ücretin artırılması, kredi kartı borçlarının iptali gibi vaatlerini tutamayacağını, sermaye sınıfının karlarından kısılarak bunların yapılmasına izin vermeyeceğine dikkat çekti. Yunanistan’da büyük bir krizin içinde halkın “biraz soluklanmak”la düzeni değiştirme seçenekleri arasında kaldığını, “biraz soluklanmak” için seçtikleri partinin Erdoğan’dan daha emekçi düşmanı çıktığını söyledi. Okuyan, “İşçi grevleri yasaklandı, maaşların yarısı uçtu, evlere inanılmaz vergiler kondu, halk evlerini kaybetti. Yunan halkı elimiz kırılsaydı da bu hükümete oy vermeseydik diyor. Çaresizlik ve umutsuzluk içindeler. Soluk almayı kim istemez? İnsanlar durumlarının biraz iyileşmesini isterler. Ama bunun da tek yolu var. Düzeni değiştirmek için mücadele etmek” dedi.

Okuyan, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması durumunda HDP ve Millet İttifakı’nın aynı adaya oy çağrısı yapmasının güçlü olasılık olduğuna işaret etti. Bu tür bir yanyana gelişin ancak uluslararası sermayenin müdahalesiyle mümkün olduğunu belirten Okuyan, “Bunun farkında olmamak için aptal olmak gerekir. İnsanların Erdoğan alerjisiyle kavga etmeye niyetimiz yok. Ancak bu düzende soluk alma beklentisi hayaldir. Bu düzende insanca bir hayat vaat ediyorum diyen herkes yalancıdır” dedi.  

‘DÜZENİN SALDIRISININ HIZINA YETİŞEN VE YANIT VEREN BİR KUVVETİ ÖRGÜTLEMEK ZORUNDAYIZ’
Okuyan’ın ardından konuşan 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı Aydemir Güler, Soma Katliamı, Yoğurtçu Parkı’nda bir hafriyat kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybeden Şule İdil, geçen hafta anılan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Nisan ayında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden 177 işçiyi hatırlattı. “Bunlardan söz ederken savaşa hiç gelmedik değil mi? Birkaç hafta önceye kadar cenazeler geliyordu. Seçim bahane, bizim bu saldırıya yetişmemiz gerekiyor. Türkiye devrimcileri, ilericileri, komünistleri, emekçileri, bu saldırının hızına yetişmek zorunda. Türkiye’ye, bize, emekçilerimize, insanımıza düzenlenen saldırıya yetişmek gerekiyor. Bu saldırının hızına yetişen bir kuvveti örgütlemek zorundayız” diyen Güler, cinayetleri kimin işlediğinin, adresin belli olduğunu söyledi. 

Dün gece İstanbul’da AKP’yi desteklemek için hafriyat kamyonlarıyla oluşturulan konvoyun bu adresi net hale getirdiğini vurgulayan Güler, tüm bunların AKP ile başlamadığını, daha önce de madenlerin çöktüğünü, kadın cinayetlerinin işlendiğini belirtti ve “AKP diktatörlüğünde başladığını söyleyemeyiz. Denizlerin kalemini kıran Demirelleri, imam hatip şampiyonlarını, Atatürkçüyüm diye gezinen, kürsüden ayetler okuyan 12 Eylül paşasını unutamayız. Tüm bu saldırıların, cinayetlerin arkasında Türkiye kapitalizminin tarihi, bu kanlı düzenin tarihi var. Bugün farkı önemsememeyi önermem, farkı önemsemeliyiz. Türkiye kapitalizmi bir meczupluk halini aldı. Çıldırdılar, bu hali gitmelerinin yakın olduğu şeklinde okumalıyız. Türkiye kapitalizmini bu hale getirenler daha fazla devam edemeyeceklerini yansıtıyorlar. Bu düzen değişir, bu düzen değişmelidir” dedi. 

‘HİÇ BOYUN EĞER Mİ İNSAN?’
“Düzen değişmelidir” talebinin yanına “kim değiştirecek” sorusunun eklenmesi gerektiğini vurgulayan Güler, “Bu düzeni bizimle mücadele ede ede kurdular, bir katliam düzeni haline getirdiler. Bizimle mücadele ede ede delirdiler. 3 Fidan’la Nisan’da ölen 177 işçi arasındaki bağ mutlaka kurulmalıdır. Bazı cinayetler, katliamlar birtakım sapıkların işi değildir, Türkiye’yi bugüne getirdiler. Türkiye’de karşımızdaki örgütlü bir kötülük ve aptallık halidir” dedi. 

Güler, Türkiye’de emekçilerin, ilericilerin sıfırdan başlamadığını, herkesin düzenin kötülüğünün farkında olduğunu belirterek “Bugün kimsenin bilgilenmeye ihtiyacı yok, örgütlenmeye ihtiyaç var. Örgütlenme bir cesaret işi midir? Örgütlenmekten daha insani bir şey olabilir mi? Şehirler, betonlar üzerimize çökerken, kızlarımız, çocuklarımız öldürülürken hangisini tercih edeceğiz? Boyun eğmeyi mi, örgütlenmeye mi? İnsan boyun eğer mi?” dedi.

Seçimde oyların bölünmemesi ya da boşa gitmemesi gerektiğini telkin edenlere seslenen Güler “Biz boyun eğmeyenlerin çalınmış oylarını geri istiyoruz. Türkiye emekçilerinin, öldürülenlerin, zulme uğrayanların, hakkı yenenlerin hakkını istiyoruz. Türkiye’nin aydınlık geleceğinin yanına saf tutmaya çağırıyoruz” dedi.

‘DÜZENİ TEŞHİR ETMEDEN SÖYLENEN HER ŞEY AKP İLE KARDEŞLİK BAĞI KURMAYA YARAR’
“Seçimleri düzenin şurasının burasının düzeltilmesi olarak görenler kendi yoluna gitsin” diyen Güler, “Bizim yolumuz yeterince derin ve zengindir. Dünyanın ve Türkiye’nin zengin mücadele tarihinden, derin birikiminden geliyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz, sosyalizmi kuracağız. Nereden gelip nereye gideceğimizi biliyoruz” dedi. 

Seçim dönemi boyunca düzenin her yerde teşhir edilmesi gerektiğini, “AKP'yle hesaplaşalım, sonra yaparsınız” diyerek düzenin teşhirini ertelemeyi önerenlerin yanıldığını söyleyen Güler, “Düzeni teşhir etmeden AKP ile hesaplaşılamaz, ancak kardeşlik bağı kurulur. İlk üç köprüyü kimin yaptığı, 4. Köprüyü kimin yapacağı üzerinden kurulan cümleler AKP'yle bir kardeşlik bağının, sınıf bağının göstergesidir” dedi.

Güler sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz düzenin önümüze yığdığı olanaklarla, parayla seçim çalışması yapmıyoruz. Bizim için seçim dönemi bir kişiyi ikna etmek, bir kişinin aklına düşmek, bir kişiye daha soru işareti koydurmak çabasıdır. Cumhurbaşkanı adayı olarak adı geçen bir isim milletvekilliği seçimlerine yönelik propaganda yaparken el sıkma ve yanaktan öpme icad etmişti. Düzen partileri seçimleri başka türlü mekanizmalarla kazansalar bile sevimlilik, aksesuar olsun diye samimiyeti de kullanırlar. Ama onlar bizim gibi insanın gözünün içine bakamaz. İnsanların gözünün içine bakma yeteneği bizde var.”

‘GÜLE OYNAYA BİR SEÇİM KAMPANYASI YAPACAĞIZ’
“Güle oynaya” bir seçim kampanyası yürüteceklerini belirten Güler sözlerini “Sadece bugünü görmekle yetinsek ağlamaktan ülkenin kalanı gibi gözlerimiz kan çanağına dönerdi. Biz bu ülkeye baktığımızda öldürülenleri, aç kalanları, yoksulları, işsizleri, yıkımı, kıyımı gördüğümüz gibi buradan nasıl çıkılacağını da görürüz. Karanlığı, çamuru düzenin sahiplerine bırakır, biz aydınlık geleceği görürüz. Böyle yaparsak kazanırız” diyerek tamamladı. 

Toplantı katılımcıların 1. Bölge seçim çalışmalarına yönelik örgütlenme hakkında mahalle ekiplerine katılım, toplantı ve etkinlik önerilerinin paylaşılması gibi konularda daha detaylı bilgi almalarıyla sona erdi.