Organ nakli yolunda Frankeştayn'ın köpekleri

Organ nakli yolunda Frankeştayn'ın köpekleri

Necati Çıtak
22/11/2016 Salı

1934 yılında köyünü terk edip Moskova Üniversitesi’ne biyoloji eğitimi almak için geldiğinde belki de hayatındaki ilk meydan okuma ile karşı karşıya kalır. Tüm yeni öğrenciler beyaz bir gömlek ve kravat ile fotoğraf çektirmelidir. Ancak şimdiye kadar bırakın beyaz gömlek ve kravat giymeyi onları alacak kadar parası bile olmamıştır. Devlet tarafından verilen okula ulaşım parasını da yolda bitirmiştir. Fotoğrafçının o zaman için dahiyane fikri ile bu işi çok ucuza halleder. Bu fikir beyaz gömlekli ve siyah kravatlı başkasının fotoğrafının üzerine onun fotoğrafının nakledilmesidir. Ne ilginçtir ki o hayatı boyunca organ nakilleri ile uğraşacak olan, günümüzde organ nakil öncüsü ve nakil cerrahlarının atası olarak bilinen Vladimir Petrovich Demikhov’dur.

Yüzyıl önce 1916’da tarım ile uğraşan bir ailenin ikinci çocuğu olarak Rusya’nın Yarizenskaia köyünde dünyaya gelen Demikhov bir anlamda Sosyalist Ekim Devrimi’nin içine doğmuştur. Henüz 2 yaşında babasını kaybetmesine rağmen kararlı bir anne ve sosyalist kolektif eğitim sistemi ile eğitimini sürdürür ve 1934 yılında Moskova Üniversitesi Biyoloji bölümünde üniversite eğitimine devam eder. Rus bilim adamı Pavlov’un 1936 yılında kaleme aldığı ‘’Bilimsel Gençlik İçin Bir Mektup’’ adlı mektuptaki ‘’Deneylerin sonsuz sayıdaki çeşitliliğine insanların yaratıcılıkları izin verir. Bu fizyolojik araştırmaların temel kuralıdır’’ cümlesi onu çok etkiler ve 1937 yılında, henüz 21 yaşında bir öğrenci iken, ilk mekanik kalp destek cihazını tasarlar. Cihaz bir köpeğin göğüs kafesi içine tamamen eklenebilmesi için çok büyüktür ama beş saat kadar kalbin görevini gören bir pompa işlevi görebilmektedir. Bu deney kalbi çıkarılmış bir canlıda dolaşımın devam edebilmesi açısından dünyada bir ilktir. Eğitimi sonrasında, köylü bir ailenin çocuğu olmasına rağmen, 1940 yılında Moskova Üniversitesi Fizyoloji Bölümünde asistan olarak çalışmaya başlar.

2. PAYLAŞIM SAVAŞINA GİDERKEN

Çalışmaya başladığının altıncı ayında bir köpeğin kasık bölgesine kalp nakli yapar. 1905 yılında Carrel ve Guthrie’nin, 1907 yılında Carrel’in, ve 1933 yılında Mann, Priestley, Markowitz ve Yates köpeklerde kalp naklini boyun bölgesine yapmışlar ve başarısız olmuşlardır. Kendi yaptığı kasık bölgesine naklin sonucunun da istediği gibi olmaması nedeniyle bir değerlendirme yapar ve ‘’Anatomik ve fizyolojik özellikleri nedeniyle, kalp sadece toraks içine nakledildiği zaman aktif olarak çalışabilir. Eğer boyun veya kasık bölgesinin damarlarına nakledilir ise, nötral bir organ haline geçer ve kanın pompalanması için aktif rol alamaz.’’ der ve intratorasik nakil için planlama yapmaya başlar. Ama 2. Paylaşım Savaşı kapıdadır. Araştırmaları kesintiye uğrayacaktır.

DEMİKHOV İLE İLKLER DÖNEMİ

Savaşta adli tabip olarak görev aldıktan sonra 1946’da yeniden görevinin başına geçtiğinde savaşta kaybedilen milyonlarca insan nedeniyle moralsiz bir halk ve ekonomik sıkıntılar ile uğraşan bir ülke ile deneyler için kaynak bulmada zorluk ve fiziksel kısıtlamalarla karşılaşır. Birçok insanın yapabileceği gibi her şeyi boş verebileceği halde içindeki hayatta tutma içgüdüsü ve de aldığı sosyalist eğitim onu başladığı işi bitirme yoluna sokar.

30 Haziran 1946’da Moskova’da çalıştığı Cerrahi Enstitüsü’nde tarihteki ilk başarılı intratorasik kalp ve akciğer naklini gerçekleştirir. Köpek 9 saat 26 dakika yaşar. Ekim 1946’da yaptığı kalp-akciğer nakli sonrasında ayağa kalkan, kendi kendine su içip yemek yiyen köpek havayolunu birbirine bağlayan dikişlerin açılması nedeni ile beşinci gün ölür. Bu nakil tekniğinde köpeğin kendi organları yerinde dururken Demikhov deneğe ayrı bir akciğer lobu ve kalp nakletmekte ve hem deneğin kendi kalbi hem de sonradan nakledilen aksesuar kalp çalışmaktadır (heterotopik nakil). Demikhov yıllar sonra Time dergisine verdiği mülakatta bazen orijinal kalbin çalıştığını bazen onun durup nakledilenin çalıştığını belirtir. Demikhov’un bu nakil tekniği için 24 farklı yöntem geliştirdiği ve 50’den fazla varyasyon için renkli çiziminin olduğu belirtilmektedir.

Literatüre göre takip eden yıllarda bu teknikler ile yaptığı 250 intratorasik heterotopik naklin 207’sinin operasyondan ölmeden çıktığı, 32’sinin iki haftadan fazla yaşadığı ve de en uzun yaşayan köpeğin 32 gün olduğu belirtilmektedir. Bir başka belgede ise heterotopik kalp ve akciğer nakli yapılan bir köpeğin 141 gün yaşadığı yazılmıştır. Çağdaşları ve sonrasındaki 20 yıl için en iyi sonuçları elde etmesi ve bu nakilleri gerçekleştirirken kardiyopulmoner baypas, hipotermi veya kalp-akciğer pompası kullanmamış olması kendisinin neden nakil öncüsü olarak kabul edildiğini anlamamıza yetecektir.

Kardiyopulmoner baypas, hipotermi veya kalp-akciğer pompası kullanmadan, antirejeksiyon ve immünsupresif ajanlar olmadan böyle bir başarı elde etmesinde hızlı cerrahisi ve organın vericiden alınırken korunması için kendisi tarafından tasarlanan tekniğin önemi birçok yazar tarafından belirtilmiştir. 1967 yılında dünyada ilk defa bir insana kalp naklini başarı ile gerçekleştiren Christiaan Barnard Demikhov hakkında ‘’1962’de onun kliniğini ziyaret etme ve heterotopik kalp-akciğer naklini izleme şansım olmuştu. Demikhov ekstra-korporeal dolaşım kullanımına başlanmadan önce böyle bir araştırma yaptığı için olağanüstü bir adamdır. Kalp ve akciğer naklinin bir babası var ise bu unvanı kesinlikle onun hak ettiğini her zaman savundum’’ demiştir.

DAHİ DEMİKHOV'UN ORGAN KORUMA DÖNEMİ

Demikhov Rusça yayın yapan Medgiz dergisinde 1960 yılında ‘’Hayati Organların Nakil Deneyleri’’ adlı eserinde deneyimlerini ayrıntılı şekilde paylaşır. 1962 yılında Amerika’da Rusça aslından çevrilerek yayınlanır. Bu monograf nakil konusunda dünyada yayınlanmış ilk belgedir ve uzun yıllar boyunca tek belge olarak kalmıştır. Bu monografta nakledilecek organı korumanın önemini bildiği ve de Pavlov, Chistovich ve Starling’in yöntemlerinin kompleks olduğunu düşündüğü için birçok deney sonrasında kendisine ait bir teknik geliştirdiğini belirtir. Bu teknik için Demikhov 1960’da yayınlanan kitabında şu cümleleri kurar; ‘’Bu tekniği 300'den fazla deneyde kullandık ve kalbin 4 saat boyunca iyi durumda kaldığını gördük. Organların korunması için en iyi basıncın böyle elde edildiğini düşünüyorum. Gelecekte insan kalp ve akciğer nakli pratik olarak yapılabildiğinde bu teknik transfer sırasında canlı kalma durumunu kolaylaştıracaktır.’’

Demikhov 20 Ekim 1946’da dünyadaki ilk başarılı ortotopik (vericiden alınan organ veya dokunun, alıcıda aynı anatomik bölgeye aktarılması) kalp-akciğer naklini gerçekleştirir. Köpek iki saat yaşar. Uzunca bir süre ortotopik kalp-akciğer nakli ameliyatlarında iyi sağ kalım elde edemez. Ancak 12 Haziran 1951 yılında yaptığı ameliyat sonrası köpek tamamen iyileşir, kendi kendine yemek yemeye ve su içmeye başlar. Hatta ameliyat sonrası dördüncü gün SSCB Bilimler Akademisi toplantısında gösterilmek için tren ile Moskova’dan Riazan’a gönderilir. Profesör Cooper’dan alınan bilgiye göre merdivenleri koşarak çıkar. Ancak altıncı gününde ölür. Günümüzde xenotransplantasyon (başka canlı türlerinden alınan organların insan vücuduna nakledilmesi) konusunda dünyada söz sahibi olan Prof. Dr. David K.C. Cooper 1969 yılındaki konuşmasında Demikhov’un kullandığı teknik için "Kullanılan teknik operasyon boyunca beyin kan akımını sürekli olarak muhafaza etmesinden dolayı, kritik evrenin iki-üç dakika olduğu düşünüldüğünde dahicedir" demiştir. Günümüzde bile atan kalpte bu ameliyatı yapabilecek cerrah sayısının azlığı düşünüldüğünde Demikhov’un bir dahi olduğu yadsınamaz.

İLK İZOLE AKCİĞER NAKLİ VE KORONER REVASKÜLARİZASYON

1947’de dünyadaki ilk izole akciğer naklini de gerçekleştirir. Havayolu dikişlerinin açılması sonrası tansiyon pnömotoraks oluşmasına ikincil olarak köpek yedinci gün ölür. Bronşiyal arter ve sinirlerin korunmasının nakledilen akciğerdeki canlılığı sürdürmek için gerekli olmadığını ancak diyafragma ve de alt lobların innervasyonu için alıcının vagus ve frenik sinirlerin korunmasının önemli olduğunu düşünür. Bu sinir koruma tekniği ile birlikte köpeklerde 30 günlük sağ kalım elde eder.

1950’lerin başında o zamana kadar organ nakli deneylerinde 700’den daha fazla damar anastomozunu çeşitli şekillerde yaptığı düşünülmektedir. Bu geniş tecrübe ona ilk başarılı koroner arter baypas operasyonu gerçekleştirmesi için özgüven verir. 29 Nisan 1952 tarihinde internal torasik arteri koroner artere anastomoz etmek için ilk girişimi yapar. Ancak bu ve bundan sonraki bir yıl boyunca birçok denemesi başarısızlık ile sonuçlanır. Anastomoz sırasında sol ön inen koroner arterin (LAD) kan akımının 2 dakikadan fazla kesintiye uğramasıyla beraber her köpekte geri dönüşümsüz olarak miyokardial fibrilasyon başladığını fark eder. Anastomoz süresini kısaltmak için daha fazla çalışır. Süreyi bir buçuk dakikaya indirmesi ile beraber dünyadaki ilk başarılı koroner arter baypas operasyonunu 29 Temmuz 1953 tarihinde gerçekleştirir. Sonrasında anastomoz süresini 55 saniyeye kadar indirir. Baypas uyguladığı dört köpek 2 yıldan fazla yaşar ve her birinde yaşadıkları sürece damarların açık olduğu gösterilmiştir.

1950’li yıllarda deneysel olarak bu başarıları elde etmesi ile beraber 25 Şubat 1964’de Leningrad’da Vasilii Kolesov ve asistanı Potashov, Demikhov’un çalışmalarını temel alarak, insanda ilk koroner revaskülarizasyonu gerçekleştirirler. Kolesov sol internal torasik arteri circumfleks artere anastomoz ettiğini bu hastanın 3 yıllık takibinde tekrardan anjina tariflemediğini 1967 yılında yayınlar. Kolesov ve Potashov 1964 ile 1967 yılları arasında dünyada sadece kendi merkezlerinde sistematik olarak koroner revaskülarizasyon yapıldığını belirttikleri bu yayının ve sonrasında yayınladıkları tüm çalışmaların son kısmında Demikhov’a kendilerine öncülük ettiği için teşekkürlerini sunmuşlardır.

POPÜLER KÜLTÜRDE FRANKEŞTAYN'IN KÖPEKLERİ

Ancak Demikhov’un Avrupa ve ABD’de tanınır olması 17 Ocak 1955 tarihli Time dergisi sayesinde olur. Haberde Moskova Cerrahi Derneği’nin son toplantısında büyük bir beyaz köpeğin kuyruğunu sallayarak sahneye çıktığı, boynunun bir tarafında küçük bir kahverengi köpek başının fırladığı, toplantıdaki cerrahların bunu seyrederken küçük kahverengi kafanın yakınındaki beyaz kulağı ısırdığı ve beyaz kafanın homurdandığını yazar. Ve yazı şöyle devam eder: "İki başlı bir köpek, doğanın bir ucubesi değil, Cerrah Vladimir Demikhov’un son ürünü. Kalpten pompalanan kan her iki başa da yetsin diye küçük bir baş seçilmiş."

İronik olarak daha önce yaptığı onca ilk varken Demikhov dünya çapında bu deney ile tanınmıştır. Deneklerden birinin 29 gün yaşadığı bilinmektedir. Her iki köpeğin de aynı anda süt içtiği, yemek yediği videolar internette bile kolayca ulaşılabilir haldedir. Bu deney batıda ‘’Stalin’in dünyayı ele geçirmek için yaptığı bir oyun’’ gibi saçma fikirlerin oluşmasına sebep olur. Ne de olsa soğuk savaşta her şey mubahtır. Bu haber Demikhov’un tanınırlığını arttırdığı gibi etik tartışmaları ve farklı bakışları beraberinde getirir. Bu tartışmaların sonunda bu deneyin yapıldığı deneklere popüler kültür ‘’Frankeştayn’ın Köpekleri’’ adını verir.  

Kafa nakli tartışmasız 20. yüzyılın en tartışmalı deneysel çalışması olmuştur. Bu çalışma nedeni ile Demikhov gibi döneminin ilerisinde olan birine, belki de sırf ileride olması yüzünden, bir kısım tıp çevrelerinin "şarlatan" demesine sebep olduğu belirtilmektedir. Ancak hasarlanan veya işlevleri bozulmaya başlayan bir organın değiştirilebilir olduğunun gösterilmesi açısından ve de kranial damarların uç yan anastomoz ile asıl köpeğin büyük damarlarına anastomoz edilmesinin tarihsel önemi vardır. Ayrıca bu deney ileri ki yıllarda fizikçi Stephen Hawking ve oynadığı süpermen rolü ile tanınan Christopher Reeve gibi hastalara umut olacak bir gelişme olarak da görülmüştür.    

İlk heterotopik ve ortotopik kalp-akciğer, izole akciğer ve izole kalp nakillerini yapan ve ilk defa koroner revaskülarizasyonu tarifleyen Demikhov’un birçokları tarafından bu özellikleri ile değil de çift başlı köpek deneyi ile tanınıyor olması da aslında popüler ve magazinsel kültür kaynaklı olarak düşünülebilinir. Ancak her zaman içine aldığı olayları kısa sürede tüketen bu kültür Demikhov’un dahiliğini tüketememiştir.

SONRAKİ YILLARDA DEMİKHOV VE ÖDÜLLER

1955 yılında kendi çabaları ile organ nakil laboratuvarını ve 1963 yılında ilk canlı organ bankasını kurar. 1986 yılında emekli olana kadar laboratuvarına ulusal ve uluslararası birçok ziyaretçi konuk olmuştur. "Anayurt İçin Liyakat Nişanı" ve "SSCB Devlet Ödülü" alan Profesör Demikhov’a Nisan 1989'da Münih’te yapılan Uluslararası Kalp Akciğer Nakli Birliği (International Society for Heart Lung Transplantation-ISHLT) toplantısında intratorasik nakil gelişiminde ve yapay kalp kullanımındaki liderlik rolü nedeniyle "Öncü Ödülü" verilmiştir. Bu ödülü alan ilk kişidir. Demikhov orada yaptığı konuşmada, "Binlerce yıldır kalp insanın ölümsüz ruhunun merkezini sembolize etmiştir. Bu yüzden gizemleri çözmek için arayışta olan cerrahlar ve kardiyologlarda büyük bir entelektüel ve ahlaki cesaret olmalıdır" diyerek hekimliğin aslında bir sanat olduğunun ve iyi insanlık gerektirdiğinin altını çizmiştir. Nakil ve fizyoloji konusunda her görüştüğü bilim adamına tecrübelerini aktaran paylaşımcı Vladimir Demikhov 18.yıl önce bugün 22 Kasım 1998 tarihinde mütevazi evinde vefat eder.

SON SÖZ YERİNE

Sovyetlerin tarih sahnesinden çekilmesinin ardından yıllar geçti. Kültürel yaratıcılığı, disiplinli sportifliği, siyasal egemenliği, kolektif eğitim anlayışı, örgütlenme özgürlüğü ve teknolojik rekabetin ortadan kalkmasıyla dünya tek kutupluluğun ve globalleşmenin elinde bir kuşa dönmeye mahkum hale geldi. Globalleşme ile birlikte tüm kazanımları kaybetmeye başladık. Bizler halen Sosyalist Sovyet rejiminden, kültüründen, teknolojisinden ve sanayisinden neler ödünç aldığımızı tam olarak idrak edebilmiş değiliz. Sovyetler bugün ortadan kalktı ama miras bıraktığı birçok teknolojik ve kültürel nesne, birçok öncü olay hayatımızdaki yerini sürdürmeye devam etmektedir.

Herkes tarafından nakil öncülüğünü yapan Vladimir Demikhov’u ölümünün 18. yılı olan bugün saygıyla anıyorum.