Alma Ata’dan Astana’ya – 6

Alma Ata’dan Astana’ya – 6

Akif Akalın
13/11/2018 Salı

BİRİNCİL SAĞLIK BAKIMININ BAŞARISI

Astana Bildirgesi birincil sağlık bakımının başarısını, bilgi ve kapasite inşası, insan kaynakları, teknoloji ve finansman alanlarındaki önerilere bağlıyor.

Bilgi ve kapasite inşası

  • Birincil Sağlık Bakımı’nı (BSB) güçlendirmek, sağlık çıktılarını iyileştirmek ve bütün insanların zamanında ve en uygun bakım düzeyinde erişimini garanti etmek için bilimsel ve geleneksel bilgiyi kullanmak
  • Araştırma, bilgi ve deneyimi paylaşmak, kapasite inşa etmek ve sağlık hizmetleri ve bakım sunumunu iyileştirmek

Birincil Sağlık Bakımı’nı güçlendirmek, sağlık çıktılarını iyileştirmek ve herkesin doğru zamanda ve en uygun bakım düzeyinde, haklarına, gereksinimlerine, onuruna ve özerkliğine saygılı, doğru bakım alması için bilimsel bilgi ile birlikte “geleneksel” bilginin kullanılacağı söyleniyor. Burada tartışılması gereken olgulardan biri “geleneksel bilgi” kavramıdır. DSÖ uzun yıllardır geleneksel tıbbın, ülkelerin çağdaş sağlık sistemleriyle “bütünleştirilmesini” tavsiye ediyor.

Günümüzde Küba, “geleneksel yöntemlerin”, Ulusal Sağlık Sistemi’ne bütünleştirilmesinin en iyi örneğini oluşturmaktadır. Küba’nın bu konudaki yaklaşımı, geleneksel bilgiyi, “bilimsel bilgi” çerçevesinde ele almak ve bilimsel kanıt süreçlerinden geçirerek, çağdaş sağlık sitemiyle bütünleştirmektir.

Oysa bugün Türkiye’de ve diğer kapitalist ülkelerde “geleneksel bilgi”, bilimsel bilgiye “alternatif” olarak sunulmakta ve uygulanmaktadır. Geleneksel bilginin, bilimsel bilginin karşısına “alternatif” olarak çıkartılması asla kabul edilemez. 

Sağlık için insan kaynakları

  • Çok disiplinli bir bağlamda insanların sağlık gereksinimlerine etkin yanıt vermek üzere birincil sağlık bakımı düzeyinde çalışan sağlık profesyonelleri ve diğer sağlık personeli için düzgün iş ve uygun telafi (ücret) yaratmak
  • BSB için emek gücünün kırsal, uzak ve geri bıraktırılmış alanlarda tutulmasını ve mevcudiyetini sağlamak

Çok disiplinli bir bağlamda, insanların sağlık gereksinimlerine etkili yanıt vermek üzere birincil sağlık bakımı düzeyinde çalışan sağlık profesyonelleri ve diğer sağlık personeli için düzgün bir iş ve uygun telafi (ücret) yaratılacağı, uygun becerilere sahip birincil sağlık bakımı emek gücünün eğitimi, işe alımı, geliştirilmesi, motivasyonu ve elde tutulması için yatırımın sürdürüleceği ve kırsal, uzak, az gelişmiş alanlarda kalmaları için çalışılacağı söyleniyor.

Astana Bildirgesi, sağlık emekçilerinin Alma Ata Bildirgesi’nde yer almayan ekonomik – özlük haklarına vurgu yapıyor. Sağlık emekçilerinin uluslararası göçünün özellikle geri bıraktırılmış ülkelerin, toplumlarının sağlık gereksinimlerini karşılamalarının altını oymaması gerektiğini söylüyor, fakat buna karşı ne yapılacağı konusunu tartışmıyor.

Bildirgenin, neoliberal politikaların bir sonucu olarak son yıllarda korkutucu boyutlara tırmanan “sağlıkta şiddet” olgusunu görmezden gelmesini ise büyük bir eksiklik olarak tespit etmek gerekir.

Teknoloji

  • Uygun geleneksel ilaçlar, aşılar, tanı araçları ve diğer teknolojiler dahil yüksek nitelikli, güvenli, etkili ve ucuz ilaçlar kullanarak geniş bir sağlık bakımı yelpazesine erişimin genişletilmesini desteklemek
  • Sağlık bakımına erişimi iyileştirmek, sağlık hizmeti sunumunu zenginleştirmek, hizmet kalitesini ve hasta güvenliğini iyileştirmek ve bakımın verimliliğini ve eşgüdümünü arttırmak için çeşitli teknolojileri kullanmak
  • Dijital ve diğer teknolojilerle bireyleri ve toplumları kendi sağlık gereksinimlerini tanımlamaya, hizmetlerin planlaması ve sunumuna katılmaya, kendi sağlık ve iyiliklerini sürdürmelerinde aktif rol oynamaya muktedir kılmak

Astana Bildirgesi, “geleneksel ilaçlar”, aşılar, tanı araçları ve diğer teknolojiler dahil, yüksek nitelikli, güvenli, etkili ve ucuz ilaçları kullanarak sağlık hizmetlerine erişimin genişlemesini desteklediğini söylüyor.

Dijital ve diğer teknolojilerle, bireylerin ve toplumların, sağlık gereksinimlerini tanımlama, hizmetlerin planlama ve sunumuna katılma ve kendi sağlık ve iyiliklerini sürdürmelerinde aktif rol oynamalarını sağlayacaklarını ifade eden Bildirge, teknolojiye büyük bir rol biçiyor. Oysa sağlık gereksinimlerinin tanımlanması, hizmetlerin planlama ve sunumuna katılım sağlanabilmesi için birinci koşul “demokratikleşmedir” ve Bildirge’nin içinde bu sözcüğün hiç geçmediğini görüyoruz.

Diğer yandan dijital teknoloji kullanımı, hiç şüphesiz, sermaye için Astana Bildirgesi’nin en “çekici” yanlarından birini oluşturuyor. Astana Konferansı’na Hollanda’dan katılan bir iş adamı, Jan-Willem Scheijgrond, ülkesine döner dönmez kaleme aldığı makalesinde, özellikle Astana Bildirgesi’nin teknolojinin kritik önemini kabul etmesini “sevdiğini” söylüyor.

Scheijgrond’un iddiasına göre “gençlere” birincil bakıma nasıl erişmek istersiniz diye sormuşlar, gençlerin yüzde 60'ı “cep telefonuyla” demiş, fakat ne yazık ki dünyada gençlerin yalnızca yüzde 2’sinin cep telefonu varmış. Durumdan vazife çıkartan Hollandalı iş adamı, gençlerin cep telefonu edinmelerinin sağlanmasının, birincil sağlık bakımının başarısında önemli olduğunu savunuyor. Yine iş adamına göre gençler “kalite maliyetten daha önemli” diyormuş…

Uluslararası Farmasötik Üreticiler ve Birlikler Federasyonu (IFPMA) Genel Direktörü Thomas Cueni de, “Endüstrimiz, ilaç ve aşı tedarikçisi olmaktan çok daha fazlasıdır … Birincil sağlık bakımı düzeyinde daha fazla işbirliği geliştirmek, sağlık bakımı şirketlerinin ürünlerini ve hizmetlerini daha verimli sunmasını sağlayacak ve Herkese Sağlık Sigortası Kapsamı’na (HSSK) ilerlemeyi hızlandırabilecektir” diyor.

Oysa gerçekler, Astana Bildirgesi’nin hayal ettiklerinden çok farklı bir tablo ortaya koyuyor. Dijital teknolojilerin erişilebilir olduğu yüksek gelirli ülkelerde ilaçları ve hizmetleri ucuzlattığının, tam bir şehir efsanesi olduğunu biliyoruz. Aksine pahalılaştırarak, toplumun geniş kesimleri için daha da erişilmez hale getiriyor.

Finansman

  • Sağlık çıktılarını iyileştirmek için BSB’na yatırıma devam etmek
  • Erişimi iyileştirmek ve daha iyi sağlık çıktıları elde etmek için sağlık kaynaklarının daha iyi dağıtımını, BSB’nın yeterli finansmanını ve uygun geri ödeme sistemlerini garanti etmek
  • Bakımın sürekliliği içinde nitelikli BSB hizmetlerine erişim sağlayarak, kırılgan durumlarda ve çatışma alanlarındakiler dahil, kimseyi geride bırakmamak

Astana Bildirgesi bütün ülkeleri sağlık çıktılarını iyileştirmek için birincil sağlık bakımına yatırım yapmayı sürdürmeye çağırıyor. Erişimi iyileştirmek ve daha iyi sağlık çıktıları elde etmek için sağlık kaynaklarının daha iyi dağıtılmasını, birincil sağlık bakımını yeterli finanse edilmesini garanti ederek ve uygun geri ödeme sistemleriyle, insanları sağlık hizmetlerini kullanmaları sonucu mali güçlüğe maruz bırakan verimsizliklere ve eşitsizliklere hitap edileceğini söylüyor. Kaynakları ulusal bağlama dayalı olarak birincil sağlık bakımına uygun şekilde ayırarak, ulusal sağlık sistemlerinin mali sürdürülebilirliği, verimliliği ve esnekliği doğrultusunda çalışılacağını söylüyor.

İlkesel olarak bu sayılanlara itiraz edebilmek mümkün değil. Ancak bu gerçekler çok iyi bilinmesine rağmen, kapitalist ülkelerin sağlığa ayırdıkları kaynakların son derece küçük, hatta ihmal edilebilir bir bölümünün temel sağlık hizmetlerine gittiğini çok iyi biliyoruz. Belki Konferans ve Bildirge bu sorunun nedenlerini tartışmaya daha çok zaman ayırmalıydı.

Diğer yandan birincil sağlık bakımının “sermaye” için yatırım olanakları sunabilecek hale getirilmesinin, temel sağlık hizmetlerine ayrılan payın arttırılmasını sağlayabileceğini savunan kesimlerin Bildirge’nin yazımında etkili olduğu görülüyor. Oysa geçtiğimiz on yıllar, Dünya Bankası’nın sağlığı bir “yatırım” alanı haline getirmesinin yarattığı yıkıcı sonuçlarını açıkça görmemize neden oldu. Aksine sağlığın metalaştırılmasına, piyasalaştırılmasına ve ticarileştirilmesine son verilmesi gerekiyor.