Alma Ata Bildirgesi kapitalistlerin miydi?

Alma Ata Bildirgesi kapitalistlerin miydi?

Akif Akalın
26/11/2018 Pazartesi

Toplum ve Hekim dergisi, Alma Ata Bildirgesi’nin 40. Yıldönümünde, Eylül – Ekim 2018 nüshasında, Onur Hamzaoğlu’nun yine derginin Mart – Nisan 2002 nüshasında yer alan Alma Ata Bildirgesi’ni eleştiren makalesini yeniden yayınladı.

2002 yılında yayınlanmış makaleyi “güncel” ve tartışılması gerekli kılan, Hamzaoğlu’nun derginin yayın kurulunda yer alıyor olması. Buradan hareketle Hamzaoğlu’nun 2002 yılındaki düşüncelerinin hâlâ arkasında olduğu sonucunu çıkartıyor ve yanıtlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Hamzaoğlu, makalesinin girişinde Alma Ata Bildirgesi metninin “gerçek sahibinin kapitalistler olduğu” ve özünde “anti sosyalist yaklaşım ve hedeflerin” bulunduğunu, dahası Bildirge’nin “SSCB’nin çözülüşü ile ilgili ipuçları veren ilk metinlerden biri” olduğunu iddia etmektedir.

Makalesinin “Alma Ata Bildirgesi ne söylüyor” alt-başlığında 10 madde sıralayan Hamzaoğlu, aslında Bildirge’de yer almayan ifadeleri, Bildirge’den alınmış gibi tırnak içinde vererek, kendi düşüncelerini Bildirge’ye atfediyor:

“1. Var olan güç ilişkileri değiştirilemez. Yalnızca bu güç ilişkileri tarafından belirlenmekte olan örgütsel ve teknolojik değişiklik gerçekleştirilebilir…

2. Sağlık hizmetlerindeki eşitsizlik ve dengesizlik gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındadır. Kapitalist ve sosyalist ülkeler ya da sınıflar arasında değil…

4. Sağlık emekçileri ile çok uluslu ilaç şirketleri ortak çıkarları paylaşmalıdırlar…

5. … Kapitalist toplumda sınıflar yoktur…”

Gerçekten Bildirge’de Hamzaoğlu’nun iddia ettiği gibi bunlar yazılı olsaydı, Bildirge’nin yalnızca “SSCB’nin çözülüşü ile ilgili ipuçları veren ilk metinlerden biri” değil, SSCB’de kapitalist restorasyonun ilanı olduğunu söyleyebilirdik. Oysa bunlar Hamzaoğlu’nun “kişisel” yorumlarıdır.

Hamzaoğlu, Alma Ata Bildirgesi’nin kapitalist ülkeler tarafından kısa sürede imzalanmasını da, “metnin aslında kapitalistlerin yararına olduğunun göstergesi” olarak görüyor ve Alma Ata’nın önerilerinin “SSCB halkı için kazanımların kaybı, kaybedişin onayı” olduğunu ifade ediyor.

Derginin aynı sayısında Ata Soyer’in de Alma Ata Bildirgesi’ni değerlendirdiği bir makalesi var. Soyer makalesinde Alma Ata Bildirgesi’ni, Hamzaoğlu gibi kapitalistlerin anti sosyalist yaklaşım ve hedefleri olarak değil, “bir uzlaşma metni” olarak görüyor. Soyer metni, “tüm eksikliklerine karşın, Alma Ata, sağlığın toplumsal boyutunu kabul eden, sağlıktaki değişikliklerin toplumsal bazı gelişmelerle mümkün olabileceğini vazeden bir içeriğe sahiptir” diyerek sahipleniyor.

Geçtiğimiz günlerde British Medical Journal (Global Health), Birn ve Krementsov’un, Sovyetler Birliği, DSÖ ve Alma Ata Bildirgesi’ni değerlendiren bir analizlerini yayınladı. Yazarlar analizlerinde, Alma Ata Bildirgesi üzerine yorumların, büyük ölçüde DSÖ kaynaklarına dayanarak, Bildirge’yi bir “Sovyet zaferi” olarak nitelediğini, oysa dönemin Sovyet kaynakları incelendiğinde, Sovyetler Birliği’nin Alma Ata Konferansı’na ve Konferansın ürünü olan Alma Ata Bildirgesi’ne çok farklı yaklaştığının görüldüğünü ifade ediyorlar.

Sovyet yönetiminin Alma Ata Konferansı sırasındaki ve sonrasındaki tutum ve davranışlarını değerlendiren yazarlar, 134 ülkenin o güne dek görülmedik bir katılımla ve yüksek düzeyde temsil edildiği bu toplantıya Brejnev’in katılmamasını, Sovyetler Birliği’nin resmi yayın organları olan Pravda ve İzvestiya gazetelerinde Konferans ve Bildirge’ye ilişkin tek satırın yer almamasını, Sovyetler Birliği’nin bu girişime sanıldığı kadar büyük değer vermediği şeklinde yorumluyorlar.

1983 yılında Havana’da düzenlenen 24. Sosyalist Ülkeler Sağlık Bakanları Toplantısı’nda, “halkın sağlığının korunmasının sosyalist halk sağlığı öncelikleri sayesinde mümkün olduğunun” ifade edildiğini belirtren yazarlar, Sovyet bloğunun 1980’lerin başında Güney Yemen’in sağlık sistemini kurmasına yardımcı olurken, “ulusal sağlık sistemine” vurgu yaptığını ve Alma Ata Bildirgesi’ni izlemek yerine, Sovyetik sağlık modelini desteklediğini söylüyorlar.

Aslında yazarların Alma Ata Konferansı’ndan 40 yıl sonra “ortaya çıkarttığı” bu tablo, Sosyalist ülkelerin Dünya Sağlık Örgütü’nün Alma Ata Konferansı’nın toplandığı yıllarda gerçekleştirdiği toplantılardaki eylemlerinde de açıkça görülmektedir.

DSÖ’nün 2 – 19 Mayıs 1977 tarihlerinde Cenevre’de düzenlenen, Alma Ata Konferansı’nın taslağının ortaya çıktığı, 30. Dünya Sağlık Toplantısı’nda Bulgaristan, Küba, Çekoslovakya, Kore, Demokratik Almanya, Macaristan, Moğolistan, Polonya, Vietnam ve SSCB delegelerinin ortak açıklamalarında şu ifadeler yer almaktadır:

“Geçmiş deneyimler, yalnızca sosyalist bir ülkenin gerçekten ilerici, tamamen insancıl ve etkili bir halk sağlığı sistemi kurabilme kapasitesi olduğunu göstermiştir”.

“Sosyalist üretim ilişkilerinin gelişimi … halkın sağlığını etkileyen koşullarda önemli değişimler meydana getirmektedir”.

“Sosyalist ülkelerde her yıl yaşam standardının yükselmesi, bilimsel araştırmaların gelişmesi ve epidemiyolojik tedbirlerin uygulanması sayesinde bulaşıcı hastalıklarda azalmaya tanık olunmaktadır”.  

Yalnızca bu ifadeler dahi, Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerin Alma Ata Bildirgesi’ni sağlık sorunlarına “çözüm” olarak görmediklerini, sağlıkta “çözüm” olarak sosyalizmi savunduklarını kanıtlamaya yeterlidir.

Tıbbi araştırmaların diğer birçok şey yanında “tıp ve halk sağlığının felsefi ve sosyal sorunlarını ve gerici burjuva kuramların eleştirisini incelemesi” gerektiği belirtilmekte, sosyalist ülkelerde halk sağlığının başarısının “büyük ölçüde maddi ve teknik temelinin gelişimine bağlı olduğu” ifade edilmektedir.

Alma Ata Bildirgesi üzerine değerlendirmelerimizi, soL Portal’ın Sınıfın Sağlığı bloğunda 25 Ekim–20 Kasım tarihleri arasında sekiz bölüm halinde yayınlanan yazı dizimizde yapmıştık. Yazı dizisinde de belirttiğimiz gibi, Alma Ata Bildirgesi, işçi sınıfı ile sermaye sınıfı arasındaki sınıf mücadelesinin ve güçler dengesinin “1978 yılındaki düzeyini” yansıtan bir belgedir. Kapitalistlerin, özünde anti-sosyalist yaklaşım ve hedeflere sahip bir metni olarak tanımlanması “tarihimize” gölge düşürmektir.

KAYNAKLAR

  • Birn A-E ve Krementsov N. BMJ Globe Health 2018; 3:e000992. doi: 10.1136/bmjgh-2018-000992.  
  • DSÖ. (1977). Thirtieth World Health Assembly Geneva 2 – 19 May 1977. Part II. Verbatim Records of Plenary Meetings Summary Records and Reportd of Committeees. Official Records of the WHO, No: 241. Geneva. 
  • Hamzaoğlu, O. (2002). Reel sosyalizmin çözülüşünün ipucu: Alma Ata Bildirgesi. Toplum ve Hekim, 17(2): 107 – 110.
  • Soyer, A. (2002). Dünya Sağlık Örgütü, Alma Ata Bildirgesi, ideoloji vb üzerine… Toplum ve Hekim, 17(2): 111 – 116.