AKP beynimize hükmetmeye çalışıyor

AKP beynimize hükmetmeye çalışıyor

Özer Yatanaslan
20/09/2017 Çarşamba

Galileo Galilei şöyle diyor: “Kâinat dediğimiz kitap, yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz. O, matematik dilinde yazılmış; harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir. Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın bir tek sözcüğünü anlamaya olanak yoktur. Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır.”

Bugün geldiğimiz noktada Galileo’nun sözü ne kadar da anlamlı. Matematik olmadan dünyanın karanlığa gömüleceğini ilk defa biz söylemiyoruz. Ortalama 500 yıl önce yukarıda yazdığı gibi ifade edilmiş. Öncüllerimizin bilime katkıları bugün uzaya kadar gitmemize olanak sağladı. Geçmişten devraldığımızı bilimin her alanında kullandık. Tıpta, fizikte, matematikte, müzikte… Bu birikimi insanlığın hizmetine sunduk ve ortaçağ karanlığını yırtıp aydınlanma çağına girdik. Bunlar insanlığın ortak kazanımıydı ve biz de yüzümüzü bu kazanıma döndük ve yönümüzü bulduk. Analitik düşündük, ürettik, geliştik, sorguladık...

Yukarıda yazılanlara şimdilik nokta koyalım ve AKP Türkiyesi'nde bilimin vazgeçilmez bir dalı olan matematiğe biraz yaklaşalım.

AKP’nin gerici eğitim müfredatından her bilim dalı gibi matematik de payına düşeni almış durumda. Yıllardır bu saldırı devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Taban Aritmetiği ve İşlem konuları müfredat dışı bırakılmıştı. Çünkü aritmetik insan zekâsının gelişimini hızlandıran, hayal gücünü genişleten, ezber dışı hareket etmemizi, sorunlara hızlı çözüm üretmemizi sağlayan bir başlıktır. Yani aritmetik sadece bir matematik konusu değildir. Yaşamın farklı alanlarında kendisini var eden bir konudur ve hayatı daha yaşanılır hale getirmemize yardımcı olur. AKP tam olarak buraya saldırmıştır ve öğrencilere demektedir ki; sorgulama, düşünme, sorun çözme!

Aritmetik gibi İşlem konusu da soyut zekâyı bir takım semboller ile eşleştirip problem çözmemize yardımcı olur. Matematiğin temeli olan kümeler konusu ile iç içedir. Ve buraya vurulan her darbe geriye götürür. Gerici müfredat bunu amaçlamaktadır.

AKP yeni müfredat ile birlikte gericiliğin kapısını daha fazla aralamıştır. Müzik, Biyoloji, Sosyal Bilgiler gibi birçok derste hedeflediğini matematik için de uygulamaya sokmuştur. Karışım problemi sorusunu aşure ile, geometri konularını 15 Temmuz anıtı ile örneklendirmeye çalışmaktadır ve bu çaba tamamen bilim dışı ve gericidir. Din Kültürü öğretmenleri din dersinde faiz haramdır derken, bankalar emekçilerin parasını faiz ile gasp etmektedir. Öğrenciler faiz haramdır diyerek matematik problemine yabancılaşmakta ve bununla beraber dini bilime tercih etmektedir.  

“Eğitim, bireyin içerisine doğduğu millî, manevi ve kültürel değerler başta olmak üzere, yetenek, beceri, tutum, estetik duyarlılık gibi davranışlar kazanılmasını içeren bir süreçtir.”

Bu cümle ilköğretim matematik programının giriş cümlesidir. Genel amaçların başında matematiksel okur-yazarlık becerilerini geliştirebilmek ve etkin bir şekilde kullanabilmek gelmektedir. Yani AKP ve MEB öğrencilere matematik okur-yazarlığından fazlasını vermek istememektedir. Bu bilinçli bir tercih ve gerici ideolojik müdahalenin uğraklarından sadece bir tanesidir.

Yeni müfredatta ''milli, manevi ve kültürel değerler'' başa yazılmıştır. Hal böyle olunca öğretilecek olan matematik de geliştirilmek istenen beceriler de bilimsellikten hızlıca uzaklaşmaktadır. Ortaokul müfredatı yeniden değişime uğramıştır. Oysa eski programı da kendileri yapmıştı.

Matematikte de değerler eğitimi altında öğrencilere gerici saldırı hız kazanmıştır. Adalet, eşitlik, bilimsellik gibi birçok başlık karşı çıkamayacağımız ilerici kavramlardır. AKP’nin adalet, eşitlik kavramları adı altında matematik eğitimine yaklaşımını bir örnekle açıklamakta fayda var.

''Bir babanın üç oğlu ve 60 dönüm tarlası vardır. Oğullarından biri yaşlılığında babaya bakmış diğer iki kardeş de okuyup meslek sahibi olmuş. Baba ölünce kardeşler mirası aralarında nasıl paylaşmalıdır?

Sınıf içinde bu soru tartışılır. 20’şer dönüm şeklinde paylaşılır şeklinde bir yargı oluşursa “Peki bu adil olur mu? sorusu akla gelebilir. Sonuçta bir kardeş babaya bakmış ve bu sebeple okuyamamıştır. Diğer kardeşlerin paylarını da bu kardeşe vermeleri gerekmez mi?” şeklinde sorular sorularak çocuklara adalet değeri verilebilir!

Soru sınıf ortamında tartışılabilir... Fakat soru adalet kavramını gericilik ve piyasacılık ile yan yana getirmektedir. Babaya neden çocukları bakmak zorundadır, bu devletin görevi değil midir? Ya da neden bu babanın sadece oğulları vardır? Kızlarının olmaması bilinçli bir seçim olabilir mi? Sınıfta islam hukukuna göre miras paylaşımından söz edilecek midir? Görüldüğü üzere asla karşı çıkamayacağımız değerler AKP’nin müfredatında nasıl da gericileştiriliyor. Müfredatın bütünü bunları içermektedir. Bu nedenle müfredata karşı verilen kavganın aynı yoğunlukta ideolojik bir kavga olması gerekir.

Yüzyıllar önce yaşadığımız karanlığı AKP bizlere tekrar yaşatmak istemektedir ve bu konuda başarılı olduğu anlar fazladır. Ancak, AKP’nin kabuğuna sığmayan milyonlarca öğrenci-veli-öğretmen, şimdiden bu gericiliğe karşı durmakta ve AKP’den hesap sormaktadır.

Galileo’nun dediği gibi matematik olmadan karanlık bir labirentte dolaşırız. Biz AKP’ye rağmen karanlığa karşı bilime sarılmaya devam edelim ve AKP ile birlikte gericiliği de bu topraklardan söküp atalım. Tabi sermaye sınıfını hesaba katarak.