Pardon bayım kadınlığınızı görebilir miyim?

Pardon bayım kadınlığınızı görebilir miyim?

Okan Türkanıl
17/02/2015 Salı

Sosyal medyada tartışmalar devam ediyor. İdam isteyenler, “batı özgürleşmesi ölüm getiriyor” diyen gericiler, “herkesi sevelim fakat bu sağ sol ideoloji meselesi değil” diyenler… Hepsi saçma ve hepsi bir arada yürüyor. Tartışmaların en ilginç olanlarında biri ise erkeklerin kadınlarla bir arada eylem yapmaması, erkeklerin yapılan eylemlere katılmaması üzerine dönüyor.

İki gece önce Kadıköy’deki yürüyüşe katıldım, oldukça kalabalık olan eylemde kitle yürüyüşe geçtikten sonra kalabalık gitgide artmaya başladı. Belki görmüşsünüzdür, arabasıyla eylemin ortasında kalan “erkek” sinirlenip kapıyı açıyor ve bağırmaya başlıyor, sonraki görüntüler çok net olmasa da tartışma yaşanıyor. Kadınların saldırıları haklı ve meşrudur. Bu ülkede bir kadının yakılarak öldürülmesi sizi orada bekletmek zorunda ve kimse kusura bakmasın fakat “rahatınız bozulmak zorunda”!

Tartışmalar erkeklerin kadınların yürüyüşüne katılmaları üzerinden dönüyor. Biyolojik olarak erkek olmak bir tercih değildir. Kadınların haklarını savunan bir erkek olmak ise tercihtir. Özgecan’ın arkasından iğrenç yorumlar yapan kadınların yaptıkları da bir tercihtir.

Mücadele benim açımdan bir bütün olarak ilerler. Alevilerin haklarını savunmak için alevi olmam, kürtlerin anadilde eğitim hakkını savunmam için kürt olmam, LGBTİ’lerin haklarını savunmam için LGBTİ olmam, kadın haklarını savunmam için kadın olmam gerekmez. Nükleere karşı olmam için birilerinin benim şehrime gelip santral yapmasına gerek duymuyorum. Aksi durumlar, onların sorunu onlar uğraşsın sığlığından öteye geçmez.

Belki kimilerine “sığ” gelebilir fakat mücadele tüm toplumsal kesimler için ortaktır. Ezilenin yanında olmak illa o kimlikle doğmak anlamına gelmez.

Ne yani, erkekliğimizle hesaplaşmadığımız için mi eylemlere katılamayacağız.

Kısa bir örnekle devam edebiliriz; “Onur yürüyüşüne heteroseksüeller gelmesin”…

Direnişi toplumsal koşullar belirler, aynı toplumsal koşullar bizim hayatımızı da şekillendiren şeylerdir. Erkekliğin kutsanması verili toplumsal koşulların ürünü değil midir? Kadınların öldürülmeleri sadece biz “erkek”lerin işi midir? Evet cinayetleri işleyenlerin hepsi erkektir de, bu hale gelmemize sebep olan daha büyük bir yaratık yok mudur bunun arkasında?

Ben tüm “erkekliğimi” bırakıp o yürüyüşe katıldım. Toplumsal cinsiyetin olmayacağı bir dünya için kadınlarla birlikte mücadele ediyorum. Ayrı ayrı özgürleşmeyeceğiz, hep birlikte daha yaşanabilir bir dünya için mücadele edeceğiz, hem de kadınlı erkekli!

Kısa bir not ile kapatmak istiyorum; idam bu ülkede sadece solcuları öldürmek için kullanılmış bir araçtır, ötesi yok, idam hangi sebeple yasalaşırsa yasalaşsın sistem böyle devam ettiği sürece öldürülenler yine bizler olacağız.