Emperyalizm ve terörizm

Emperyalizm ve terörizm

Hakan Erol
18/11/2015 Çarşamba

Dünya üzerinde birçok ‘terörist’ bulunur. Daha doğrusu emperyalistler her zaman kendilerini aklar, kendilerine karşı olan herkesi ise terörist ilan eder. Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkeler zamanında onlar için terör yuvalarıydı. Küba’da Fidel ve arkadaşlarının verdiği gerilla mücadelesi, emperyalistler için bir terör eylemiydi. Bugün dünya üzerinde hala silahlı-silahsız mücadele veren irili ufaklı sol çevre onların gözünde teröristten başka bir şeyi ifade etmiyor. FARC bunlardan biri sadece…

Irak, Afganistan, Libya, Tunus, Mısır, Ukrayna ve Suriye…

Dünya’nın her yanında savaşı emperyalistler çıkarır. Sömürü düzenini ‘’nasıl daha verimli hale getiririm’’in peşinde olurlar. Doymazlar, daha fazla sömürü, daha fazla halklara ölüm saçarlar. Petrol için Irak’a girerler. Çıkardıkları savaşa kılıf uydurmakta gecikmezler;’’demokrasi götürüyoruz!’’ Uluslararası tekeller ve medya kuruluşları bunu tüm dünyaya yayarlar. ABD’yi ve emperyalist projeleri aklama projesi bu şekilde sürerken, Irak’ta ABD terörü olağanca şiddetiyle devam eder. Çocuklar katledilir, petrolün sıvısı, çocuk bedeniyle boy ölçüşemez bile onların sathında!

Ortadoğu’da istemedikleri iktidarları düşürürler. Halk eylemlerini, halkın örgütsüzlüğünden yararlanarak, karşı devrime dönüştürmeyi başarırlar. Düne kadar dost olduğu liderlerin iktidarını istirdat eder ve onları linç ettirmekten aşağı kalmaz. Arap Baharı’nı güçlü tekelci medyasıyla ‘’devrim’’ diye yutturmaya bile kalkar. Alıcısı var ki, bu yolu denemekten vazgeçmiyor emperyalistler. Yiyenler utansın!

Ukrayna’yı karıştırırlar. Suriye’de ellerini güçlendirmeye çalışırlar. Rusya’nın geri çekilmesini isterler. Daha rahat hareket etmeleri gerektiği için bir ülkenin altını-üstüne getirmekten çekinmezler. Bir binada otuzdan fazla sendikacının ve komünistin herkesin gözünün içine baka baka yakan barbar faşistlere gıklarını çıkarmazlar. Aksine pohpohlarlar. Silah ve mühimmat verirler. Sosyalizmin kazanımlarını tek tek yıkmaya çalışan faşistleri ellerini ovuşturarak desteklerler. Bu insan düşmanı, faşist çetelere karşı bir direniş gördüklerinde ise onları ‘’terörist’’ ilan etmekten hiç gocunmazlar. Donetsk’te halkı için savaşan, emperyalizme kafa tutan devrimci militanlar bu yüzden onlar için teröristtir!

Suriye’de kafa kesen çeteciler ve gerici güruh, emperyalizmin gözünde ‘Ilımlı Muhalif’ olur. Alevi olduğu için insan katledenleri meşrulaştırmaktan zerre gocunmazlar. Kadınları ‘seks kölesi’ pozisyonuna getirmekten büyük zevk duyarlar. Genç beyinleri din adıyla kandırmaktan ve onları savaşa sürüklemekten keyif alırlar. Sınırsız silah, konaklama, teçhizat ve ‘sınırsız’ bir dünya sunarlar. IŞİD’li çeteci kafası estiği zaman, Türkiye’ye, Suudi’lere, Katar’a veya Fransa’ya gidebiliyor. Fransa’ya gidip, bomba patlatabiliyor. Emperyalizmin kontrolünde tabiki… Irak’ta, Lübnan’da, Fransa’da ve Kenya’da patlayan bombalar emperyalizmin bombalarıdır. Coğrafya tanımazlar, sınır bilmezler. Tek bildikleri öldürmek. Ne pahasına olursa olsun!

Emperyalizmin en vahşi özelliği doymak bilmeyişidir. Acımadan, gözünü kırpmadan kan akıtabilmesidir. Bir de utanma duyguları bulunmaz. Düne kadar Hollande; ‘’IŞİD’e karşı mücadelede ortağımız Esad olamaz’’ , ‘’Eğer AB karar almasa bile, biz tek başımıza Suriye’de muhalifleri silahlandıracağız’’ diyordu ve itiraf ediyordu:’’2012 yılında muhaliflere ambargoya rağmen silah verdik!’’ Şimdi ise acılar için ‘’üzüntü’’ içinde olduğunu ifade ediyor!

Davutoğlu açıklama yapıyor ve diyor ki:’’Paris saldırıları açık sekilde gösterdi ki terör, dünyanın her yerinde, her toplum için tehdittir.’’ Terörü besleyenler, ona finansal destek olanlar, teröristlerle toplantılar yapıp yemek yiyenler ve silahlandıranlar patlayan her bombadan, ölen her bir insandan sorumludurlar. Davutoğlu kendi suçunu bilmez olur mu? Biliyor, biliyor ama işine gelmiyor. Hollande gibi…

Bizdeki nasıl IŞİD’i besliyorsa, eğitip-donatıyorsa ve yaşanılan Paris saldırısından sonra pişkince ‘’başsağlığı mesajı iletiyorsa’’ Hollande’de aynı şekilde pişkinliğinden ödün vermiyor. Obama ve Merkel’de diğer aktörler. Böylece bir ortak yanlarını daha bulmuş olduk eli kanlıların; yüzsüzdürler, arsızdırlar ve her daim halklara, emekçilere düşmandırlar.

G20 oluşumu da böyle bir terörist yapılanmadır. Bu yıl Antalya’da gerçekleştirildi. Sonuç olarak; daha fazla sömürü, daha fazla işçi-emekçi kıyımı, ucuz işgücü, güvencesiz ve taşeron çalışmanın arttırılması, sendikasız ve örgütsüz işçi profilinin yükseltilmesi… Çıkan sonuç bu! Üretim güçlerini ellerinde bulunduran ufak bir azınlık, tüm dünyanın kaderine bir otel toplantısında, ağızlarının salyalarını akıta akıta belirleyebiliyor.

Bu yüzden halkı soyan, onlara ölümü, açlığı, zulm gibi bir yaşamı reva görenler teröristlerdir. Halkın refah içinde yaşaması için, açlığın ve yoksulluğun olmadığı bir dünyanın özlemiyle mücadele eden, emperyalist savaşlara karşı çıkan devrimciler terörist olmazlar.

Teröristin tanımına NATO, AB, ABD, G20 girer. Obama’cılık ve Merkel’cilik bu grupların başı. Yani Türkiye bir terörist gruba üye(NATO), bir terörist oluşuma girmek için debeleniyor(AB), bir terörist grubun bir dediğini ikiletmiyor(ABD), bir terörist oluşumunu, tüm meşruluğuyla ülkenin güneyinde en lüks otellerinde ağırlıyor(G20).

Şimdi mesele şu; Tüm bu onursuzluğu kabul mü edeceğiz? Onlar finansal olarak güçlü deyip, her şeye ‘’eyvallah’’ mı çekeceğiz? Yoksa Donetsk’ten ve Suriye’den direniş mi öğreneceğiz? Ya da tarihimizden Ekim Devrimi’nden, Küba’dan, Stalin’in Hitler Almanyasını dize geitrmesinden mi esinleneceğiz?

Dünya’ya bakıp, ahlanıp sızlanmakla bu terörü, bu sömürü çarklarını ve bu kanı durduramayız. Durdurmanın yolu Türkiye’de de, dünyada da basit; örgütlü mücadele vermek.

Tarihimizi, direnişimizi bilerek ve en önemlisi örgütlenerek, dünyadaki bu teröristlerden arınabiliriz. Bugün Fransa’da patlayan bomba, yarın Berlin’de, öbür gün Londra’da patlar. Olan halklara olur, parababaları,emperyalistler ve onların kuklaları ise avucunu ovuşturur ve ‘üzüntülüyüz’ pozunu arsızca verir.

G20’de ‘’IŞİD’e sağladığınız silahlar size döndü bay Hollande, ne düşünüyorsunuz?’’ diye sorulsaydı da, eminim aynı şekilde, aynı pişkinlikle cevap verirdi Hollande. Bu sömürücülerden cevap beklemek değil, onları ilzam duruma getirmek gerek. Hesap sormalı; daha fazla acı, gözyaşı ve kan akmaması için. Bunun için sosyalizm…

Emperyalizme ve onun çeteci-terörist gruplarına, Suriyeli askerin cesaretiyle sesleniyoruz: "Vallahi sizi sileceğiz!"