Reşitköy Barajı' nda neler oluyor: Kazdağarı' nda Yaşam Altından Değerlidir

Reşitköy Barajı' nda neler oluyor: Kazdağarı' nda Yaşam Altından Değerlidir

Arzu Kır
05/10/2017 Perşembe

Reşitköy Barajı, Küçükkuyu-Dikili Sahil Sulama Projesi kapsamında yapımı planlanan 9 barajdan biri. Binlerce yıllık gelenekleriyle, Balıkesir Burhaniye ilçesinin biricik Türkmen köyü Tahtacı' yı da, verimli topraklar üzerindeki zeytinlik, arpa buğday tarlalarını, yurtlarını yutacak olan Baraj' ın ilan edilen amacı "sulama" olarak tanımlı. Oysa, Kaz Dağları ve Madra Dağları' nda binlerce şirkete Maden arama ruhsatı verildiği, 5 km de bir maden/altın/sondaj çalışmalarının yapıldığı, sondaj yapılan yerdeki ağaçların kuruduğu, (Proje sahibi DSİ 25 nci Bölge Müdürlüğü Proje Tanıtım Dosyası' na göre Reşitköy Barajı' nın üzerinde kurulacağı Karınca Deresinin suyu yeterli olmadığı için yolu değiştirilerek bağlanacak olan), Karadere' nin su havzasında siyanür havuzu yapılmakta olduğu, çevrede yaşayan halkın çaresiz izlediği, kulaktan kulağa aktardığı, Burhaniye' nin ilerici ve çevreci kişi ve örgütlerinin 3 maymunu oynadığı gelişmeler yaşanıyor. Bütün bunlar elbette halkın bilgisi, onayı olmaksızın, halka rağmen sessiz sedasız, egemenlerin yerel temsilcileri Belediye, Kaymakamlık, Valilik, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü gibi kişi ve kurumların bilgisi ve çabası ile gerçekleştiriliyor. Tabii, olan bitene seyirci kalan, tüm çabalara rağmen davaya katılmayan,  halkla bilgilendirme toplantılar değil, Reşitköy Barajı ve iptal davasının konuşulmadığı kendi kendine habersiz toplantılar yapan, çaresizliğe çare aramayan, tepkiyi örgütlemeye yanaşmayan, seyirci kalmayı tercih eden siyasi partiler ve özellikle çevreci sivil toplum örgütlerinin de sorumluluğu bir kenara yazılmalı.

Reşitköy Barajı da, son 15 yıldır artan biçimde tüm akarsular üzerinde sermaye lehine, çevrede yaşayanlar, üreticiler aleyhine sonuçlarıyla oynanan oyunlardan bir tanesi. Asıl amaç, ruhsat dağıtıldığı halde aktif hale gelmeyen maden I(özellikle altın) şirketlerinin, su ihtiyacının karşılanmasına yönelik olduğu söylentiler arasında. Ancak, somut olan sulama amacı için inşa edileceği söylenen Reşitköy Barajı Sulama Projesi' nin,  Çevre Kanunu ve 2014 tarihli ÇED Yönetmeliği gereğince "on milyon m3 ve üstü baraj ve göletler için" getirilen sınırlamanın çok üstünde, 93 milyon m3 su tutma kapasitesiyle, ÇED alınması zorunlu olduğu; Valilik tarafından verilen, Balıkesir İdare Mahkemesi' nde İPTALİ istenen "ÇED Gerekli Değildir Kararı"ile ihale ve inşasına girişilmiş olduğudur. 

Somut olan, Reşitköy Barajı' nın 93 milyon m3 su tutma kapasitesi nedeniyle Valiliğin "ÇED Gereklidir" Kararı, ardından ÇED Raporu ve "ÇED Olumlu Kararı" olmaksızın; gün ve sayısı ile   doğrudan etkilenecek olan mahalle muhtarlıklarında askıda, Kaymakamlık, Belediye ve Valilik internet sayfasında ilan edilmeksizin, halk bilgilendirme toplantıları yapılmaksızın İHALE, İNŞA, ONAY ve İZİN verilemeyecek olmasıdır. Mevzuatla tanımlı yasal ve yaşamsal gereklilikler yerine getirilmeksizin Baraj Projesi ihale ve inşa sürecinin başladığıdır.

Somut olan, askıda ve internet üzerinde ilan ve bilgilendirme toplantıları yapılmaksızın uygulamaya girişilen, Valiliğin ÇED Gerekli Değildir Kararı' nın 02.04.2015 tarih ve 2140 Sayılı olduğudur. İptal davasına konu Valiliğin ÇED Gerekli Değildir Kararının ardından, 19 Ocak 2017 de yapılan ihalenin 41  110 000, 00 TL bedelle RUTO Taahhüt ve İnşaat Ltd.Şti.' ne verildiği; işlemlerin yasal dayanağının 03.10.2013 tarihli ÇED Yönetmeliği olup, ÇED zorunluluğu için getirilen sınırlamanın "5 milyon m3" olduğu;  ilk olarak 1963 yılında, Edremit ile sınırlı olarak planlandığı halde, uygulanmadığı için kadük hale gelen Projenin Küçükkuyu-Dikili sahil şeridini kapsayacak şekilde bütün Kuzey Ege (Kaz dağları ve Madra dağları) na genişletildiği, baraj sayısının 9 olduğudur.  Balıkesir İdare Mahkemesi' nde görülmekte olan iptal davasında, davalı Valiliğn yanında davaya katılan, Proje sahibi  DSİ tarafından sunulan cevap dilekçesi ile somutlanmıştır.

Somut olan, 20 Ocak 2017 tarihinde açılan Valiliğin ÇED Gerekli Değildir Kararının İPTAL davasında, iptal isteminin dayanağı olan ÇED Yönetmeliği hükümlerine açık aykırılığa rağmen, yargıçları iktidar tarafından atanan mahkemenin, Yürütmeyi Durdurma İstemini, üç kez inceleyip Karar veremezken, "Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi farklı uzmanlık alanlarında özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan ve bu inceleme sonucunda hazırlanacak raporun taraflara tebliğinden sonra rapora yapılacak itirazlardan yahut itiraz süresinin sona ermesinden sonra bir karar verilmesine", " ÇED Gerekli Değildir Kararının teknik açıdan yerinde olup olmadığının tespiti" hususlarında rapor hazırlanabilmesi için .... beş kişilik bilirkişi heyeti marifetiyle mahalinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına"  karar verilmiştir. Oysa, görülmekte olan dava ÇED Raporunun değil, Valiliğin ÇED Gerekli Değildir Kararının İPTAL davasıdır. Zira, halen yürürlükte olan mevzuat (Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Uluslarası Sözlemeler) ile tanımlı sınırlamalara aykırılık gibi yetki, şekil, konu ve kamu yararını gerçekleştirme koşullardan herhangi birinin ihlali iptal sebebi olup, her türlü ihale, onay, izin, inşanın durdurulması, geri dönüşsüz zararlar yaşanmadan YD kararı verilmesi gerekmektedir. Bu konuda uzman mahkemelerdir. Teknik inceleme değil, mevzuat incelemesi, hukuka aykırılık incelemesi yapılacaktır. Bilmiyor olabilirler mi?

Bir kez daha, Kaz Dağları ve Madra dağlarının bağrında yaşattığı eşsiz doğal güzellikler, çevrede yaşayan insanlar dahil tüm canlılar için sağladığı doğal habitatlar,  BM.Medeni ve Sosyal Haklar Sözleşmesi, BM Paris Prot. Ramsar -Sulak Alanlar Söz, BM.Çevre Konferansı Dekarasyonu,  Kyoto Protokolü ve benzeri sözlemeleri ve ulusal mevzuat ile koruma altına alınmış türler, ören yerleri, SİT' ler sermayenin kar hırsına feda edilmek istenmektedir. Küçükkuyu-Dikili sahil şeridinde yapılacak 9 barajdan sadece biri olan,   (gelişmiş kapitalist ülkelerde 15 m olan) gövde yüksekliği 45 metre, 93 milyon m3 su tutma kapasitesi ile devasa büyüklükteki Reşitköy Barajı inşası durdurulabilir. Zira,  "sulama" amaçlı da olsa, bu büyüklükteki barajların inşası için ÇED Raporu, yani çevre etki değerlendirme raporu alınmalıdır. Gönüllü üniversite, kişi ve kurumlar tarafından, daha sonra mahkemeye sunulmak üzere alternatif raporlar hazırlanmalı, davaya katılmalı, çevrede yaşayan  üreticiler yalnız ve çaresiz bırakılmamalıdır. Kaz dağlarında yaşam, altından değerlidir. Ben söylemiyorum. Burada, duvarlara yazılan, dillerden düşmeyen bir söylem bu, duyulmayı, örgütlenmeyi bekleyen.