Nâzım’dan Kürt halkına mektup var

Nâzım’dan Kürt halkına mektup var

Özkan Öztaş
15/01/2015 Perşembe

Nâzım Hikmet’in doğum günü vesilesi ile usta şairin yaşamını yitirmeden birkaç yıl önce Kamuran Bedirxan şahsında Kürt halkına yazdığı mektubu anımsamakta fayda var.

Kamuran Bedirxan, Cizre Miri Mir Bedirxan’ın torunlarındandır. Babası Emin Alî Bedirxan ise yirminci yüzyılın başlarında İstanbul’daki Kürt örgütlenmelerinin önde gelen isimlerindendir. Kürt aydınlanma tarihi içinde önemli bir yere sahip olan Bedirxan ailesi ya da bir başka ismi ile bilinen Bedirxanî’ler, Kamuran Bedirxan vesilesi ile Nâzım’la da temas kurar.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında çıkan Takrir-i Sükûn kanunu ile birlikte pek çok muhalif ve etnik yayın, örgütlenme ve aydın baskılanır, tutuklanır ve idam edilir. Bu dönemde Almanya’ya göç eden Kamuran ve Celadet Alî Bedirxan kardeşler Kürt halkını aydınlatmak için çalışmalarına Avrupa’da devam eder. Celadet Alî Bedirxan ilerleyen zamanlarda Suriye’ye dönerek çalışmalarına Ortadoğu’da devam etmiş olsa da Kamuran Bedirxan Avrupa’da kalmaya devam etmiştir.

Almanya’da yeni bir yaşam kuran Kamuran Bedirxan orada evlenir ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ve kentlerinden yaşamını sürdürür. Tesadüf odur ya, Kamuran’ın eşi ile Nâzım Hikmet’in o dönemki eşi tanışırlar ve bu vesile ile Kamuran Bedirxan ile Nâzım Hikmet de bir araya gelme şansı bulur.  Görüşme eldeki verilere göre Fransa’da gerçekleşmiştir. Görüşmenin 1950’lerde olduğuna dair de veriler mevcuttur.

Nâzım Hikmet, bir Kürt aydınından Kürt halkına, tarihine ve kültürüne dair pek çok şey dinler ve deneyimler. Bu dönem aynı zamanda Kürt sorununa dair sosyalizm perspektifinden temasın kurulduğu ve Kürt yurtseverliğinin Marksizm ile tanıştığı sürecin başlangıcına denk düşer.

Nâzım, tüm bu görüşmeler ve temasların ardından yıllar sonra Kamuran Bedirxan’a bir mektup yollar. Mektup, kuvvetle muhtemel 1961 ya da 1962’de yazıldığı düşünülmektedir. Mektup yıllar sonra Kamuran Bedirxan’ın kişisel arşivinden çıkmıştır ve orjinali bugün Paris Kürt Enstitüsünde mevcuttur.

Usta şairi anarken, onun yıllar önce Kürt halkının kurtuluşuna ilişkin sözleri ile Kürt ve Türk halklarının kardeşliğine dair mesajını anımsamakta fayda var. Özellikle de mektubun son paragrafının hala geçerli olduğunu görmek, Nâzım Hikmet’in ve onun sosyalist dünya görüşünün kıymetini tekrar hatırlatıyor.

Bu vesile ile, iyi ki doğdun Nâzım…


Nâzım Hikmet’in Kamuran Bedirxan’a Yazdığı Mektup

"Kökleri yüzyılların derinliklerine dalan, tarihiyle, kültürüyle, Kürt milletinin önemli bir çoğunluğu Anadolu'nun bir parçasında yaşar. Anadolu'nun öbür parçalarında yaşayan Türk milletini Kürt milleti kardeşi sayar. Her iki millet, bütün imparatorluklar gibi, halkların zindanı olan Osmanlı İmparatorluğu'nda, Türk ve Kürt derebeylerinin, Osmanlı İmparatorluk idaresinin ağır zincirlerine vurulmuşlardır.

Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra ise her iki millet emperyalizme karşı tek bir cephe kurup çarpışmışlardır. Anadolu milli kurtuluş hareketi yalnız Türkler için değil, Kürtler için de tarihlerinin en şerefli sayfalarından biridir. O dövüş yıllarının sonradan Türk idarecilerince yasak edilen en unutulmaz türkülerinden biri, 'Vurun Kürt uşağı namus günüdür' diye başlar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra, Türk idarecileri ve egemen çevreleri, Kürt hareketinin tamamıyla vaat ettikleri millet ve insan haklarını tanımadı. Hatta işi Kürt milletinin millet olarak varlığını bile inkâra kadar götürdü.

Bu dönem, Türk idarecilerinin ve egemen sınıflarının emperyalizmle uzlaşmaya başlaması dönemidir. Bu inkârla, bu uzlaşmamanın aynı dönemde baş göstermesi sadece bir rastlaşma değildir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti'ni Orta ve Yakın Doğu'da emperyalizmin kalelerinden biri haline getiren Türk politikacıları Kürt milletinin milli varlığını inkârda ısrar ediyor ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde öteki azınlıklarına tanıdığı hakları bile Kürt milletine tanımıyor.

Türk ve Kürt halklarının Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içinde dış ve iç politikada aynı emellere hasret çekmeleri bugünkü Türk idarecilerini korkutuyor. Her iki millet kardeş milli kültürlerini, milli ekonomilerini geliştirmek, toprağa, tarım araçlarına, hürriyete, demokratik haklara kavuşmak istiyor. Türk ve Kürt halkları Türkiye Cumhuriyeti'nin tarafsız bir politika gütmesini, emperyalizmin üssü olmaktan kurtulmasını özlüyor.

Gerçek Türk yurtseverleri Kürt kardeşlerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde milli haklarına kavuşmak için yaptığı kavgayı can ve gönülden nasıl destekliyorsa, gerçek Kürt yurtseverleri de Türk halkının demokrasi ve milli bağımsızlık için yaptığı kavgayı öylece destekliyor.

Anadolu'da yaşayan Türklerle Kürtlerin arasına nifak sokmak isteyen gerici, sömürücü, karanlık kuvvetler, emperyalizmle el ele vererek halklarımızı daha kolay ezmek istiyorlar. Kürt ve Türk halklarının bahtiyarlığa, insanca yaşamaya varmak için derebeylerine, kara kuvvetlere, şehir ve köy ağalarına, gericilere, ırkçılara, milletlerin varlıklarını ve haklarını inkâr edenlere, halkları birbirine düşürüp sırtlarından rahatça geçinenlere emperyalistlerin uşaklarına karşı yürüttükleri yeni milli kurtuluş savaşının zaferi Kürt ve Türk halklarının elbirliğiyle kazanılır. Ancak böyle bir elbirliğiyle kardeş iki millet hürriyete, milli ve insani haklarına kavuşabilir.

Nâzım Hikmet


*Bu kıymetli veriler için, kişisel arşivini cömertçe paylaşan Kürdolog Mehmet Bayrak’a teşekkürler.


Katkı ve Önerileriniz İçin: [email protected]