Reyhan öğretmen, bir aydınlanma savaşçısı, bir besteci

Reyhan öğretmen, bir aydınlanma savaşçısı, bir besteci

Levent Özübek
03/01/2019 Perşembe

Reyhan öğretmenin sesi kulaklarımdan hiç silinmiyor.  Lise yıllarının müzik dersleri hep aklımda.  Müzik odasındaki derslerde portatif piyanosuyla bize büyük eserlerden pasajlar çalar, çeşitli plâklar dinletir, daha önce öğretmiş olduğu klâsik müzik bestecileri ve onların büyük eserleri hakkında kısa sorular sorardı. Bunların hepimizin hafızasına âdeta kazınması için bıkmadan uğraşırdı. O sordukça, biz bir ağızdan cevaplardık:

-Bedrih Smetana’nın en önemli operası?

-Satılmış Nişanlı!

-Besteci nerelidir?

-Bohemyalı!

-Hangi ekolü takip eder?

-Çek ulusal müziği!

-En çok bilinen eseri hangisidir?

Bizden ses çıkmayınca;

-Ma Vlast yani, Vatanım adlı Senfonik Şiir’idir değil mi? Peki onun en güzel bölümü?

-Moldav nehrini anlatan bölüm!

Bize ünlü operalardan, geçip gitmiş o aydınlanma yıllarında dilimize çevrilmiş koro parçaları, şarkılar öğretir, bunları çok sesli, bazılarını kanonlu söyletirdi. Bunlardan birisi de, Çek besteci Bedrih Smetana'nın bestelediği,  opera sanatının başyapıtları arasında sayılan ve ülkemizde de 1940’lı yıllarda dilimize çevrilerek Halkevleri’nde birkaç dönem üst üste sahnelenmiş olan Satılmış Nişanlı adlı operaydı. Bedrih Smetana’nın bu çok ünlü operasının birinci perdesinden, köylüler korosunun şarkısı… Biz de keyifle söylüyorduk:

Yaz geldi artık çiftçiler

Ekinleri biçecekler

Onları deste yapma zamanıdır

Gençler de eğlenecek, gülecek

Gençler de eğlenecek sevinçle…

Konuyu bilmiyorduk ama herhalde 19. yüzyılda, Bohemya'nın kırsal kesiminde bir yerlerde, bir hasat zamanı ve âdet olduğu üzere hasat sonrası yapılacak bir evlilik ama bir yandan da entrikalı bir çöpçatanlık öyküsü anlatılıyordu. Öyküde ekonomik ve toplumsal boyutunun ağırlık kazandığı anlaşılıyordu. Ama bu operayı dilimize çeviren kimdi, onu da bilmiyorduk.

Ülkemiz o eski tarihlerde, devrimci, ilerici bir kadro tarafından yürütülen böyle bir kültürel atılım görmüştü. Tüm temel eserler gibi büyük ve ünlü operalar, operetler de dilimize çevriliyor, kısıtlı olanaklarla sahneleniyordu. Ülkede bir eğitim ve kültür seferberliği vardı. Köy Enstitüleri, Halkevleri kurulmuştu. Ülkeye aydın yetiştiriyordu bu kurumlar. Ama çok geçmedi, hepsi kapandı. Karşı devrim ülkeyi sarmıştı.

Bizim gençliğimizde bu kazanımların önemli bir bölümü çoktan yok edilmişti ama yine de, o kültürel atılımın etkileri  sürmüyor değildi. Eğitim öğrenim yaşantımızı bu ortamda geçirdik. Ne var ki, Satılmış Nişanlı ve diğerleri gibi insanlık kültür mirasını yüceltmiş birçok operalar, bale eserleri 1940’lı yıllardan sonra bir daha hiçbir zaman o ilgiyle, o coşkuyla sahnelenmedi ülkemizde. Şimdilerde tamamen yok edilmek isteniyor.

Çek besteci Bedrih Smetana’nın en güzel eserlerinden birisi olan Ma Vlast (Vatanım) adlı Senfonik Şiir, altı bölümden oluşur. Bu müziğin gerçekten en güzel bölümü, anılarımızda derin izlerle yerleşmiş olan ve Bohemya'nın en önemli varlığı Moldav nehrini betimleyen bölümdür. Bu müzik, dinleyenleri alır, uzaklara götürür. Bu gidiş ya özlenen, aziz tutulan yerleredir, ya da geçmişimizde yaşayan mekânlaradır… Hepimizin iç dünyamızda yaşattığımız, anılarla, hüzünlere, mutluluklara, acı veya tatlı olaylara, mekân olmuş yerler yok mudur? Bu müzik oraları anımsatır dinleyenlere.

Bedrih Smetana'nın 1866 yılında bestelediği Prodana Nevesta (Satılmış Nişanlı) operası Çek ulusal müziğinin gelişimine doğrudan ve başlı başına bir katkıdır. Konusunu bir Bohemya köyünde yaşanmış gerçek olaylardan alır ve folklorik melodi ve danslarla örülmüştür. Bu bakımdan Çek halkının uluslaşma ve otokrasiye başkaldırma sürecinde  büyük bir rolü olmuştur. Eser, Çek köylülerinin o zamanki ekonomik yaşamlarına vurgulamalar da yapar. Diğer yandan toplumda kökleşmiş olan gerici ahlâk anlayışının, görücü usulü evliliğin ve çöpçatanlığın gerçek sevgi karşısında aldığı ağır yenilgi de hikâye edilir.

Bedrich Smetana'nın müziği ile Çek ulusunun bağımsız bir devlet kurma özleminin yakın bir ilgisi vardır. Besteci, Çek ulusal müziğinin babası sayılmaktan başka o bağımsızlık hareketinde, Çek halkının otokratik Habsburg hanedanı boyunduruğuna başkaldırı mücadelesinde aktif bir rol oynamış bir kişidir. Yurtsever  temalı müzikler, 1848 yılı ayaklanması için marşlar bestelemekle birlikte, yurtsever bir müzik öğretmeni olarak  gösterilerin, barikatların en önünde bulunmuştur. O, bir devrimciydi. Direniş yıllarında kurulmuş olan Svornost'a (Çek Halk Ordusu) katılmıştı. Ayaklanma kanlı şekilde bastırıldıktan sonra Smetana vatanından ayrılmak zorunda kalmış ve yıllarca İsveç'te yaşamıştı.

1848 Ayaklanması, Prag barikatlarından...

Smetana 1860 yılının yumuşayan havasında Prag'a geri döndü ve kendini kentin müzik yaşantısının içinde buldu. Operaları beğeniliyor, Pag Tiyatrosu'nda sıklıkla sahneleniyordu. Kendisi de Prag Provisional Tiyatro daimi şefliğine getirildi.  Prag Konservatuarı müdürlüğü için yaptığı başvuru ise kabul edilmedi. Onun yerine daha muhafazakâr birini atadılar. Geçmiş unutulmamıştı.

Prag kentinin, özellikle Prag Konservatuarı'nın -ki Smetan da orada yetişmiştir-, Çek müziğinin ve Çek operasının klâsik müzik dünyasında seçkin bir yeri vardır, bir geleneği temsil ederler. Bu okulda sadece Çek gençleri değil, tüm Avrupa ülkelerinden gelen birçok yetenekli öğrenciler daha sonra müzik dünyasına önemli eserler kazandırmışlardır. Bizim ülkemizden de, 1930'lardaki aydınlanma çabaları kapsamında, Avrupa'nın bu istisnai müzik kurumu Prag Konservatuarı'a gönderilmiş,  devlet bursuyla orada tahsil görmüş bir müzikçimiz vardır: Halil Bedi Yönetken. (*)

Ülkemizin tüm müzik öğretmenlerinin öğretmeni sayılan Halil Bedi, hem öğretmenlere hem müzik dünyamıza hazine gibi bir miras bırakmıştır. 1932 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın yurtdışına, devlet hesabına tahsile gönderilecek gençlerin seçme sınavını kazanarak Prag Konservatuarı'nda eğitim görme fırsatını bulmuştur. O yıl,  sınavı kazanan gençlerin hepsi daha sonra ülkemizin ünlü bestecileri ve müzik otoriteleri olmuşlardır.

Halil Bedi Yönetken onların hepsinden farklı olarak kendisine müzik eğitimbilimi alanını seçmiştir.  Eğitimciliğiyle, araştırmacılığıyla, insan yetiştiriciliğiyle,  müzik teorisi ve solfej tekniği üzerine yazmış olduğu kitaplarla, müzik dergileri yazılarıyla, müzik eserleri çevirmenliğiyle çok geniş bir alana yayılan çalışmaları bugün ne yazık ki tamamen unutulmuştur. Anadolu'da yaptığı folklor araştırmalarıyla ülkemiz müziğine getirdiği katkılardan başka, Çek halk şarkıları araştırmalarına bile katkıda bulunmuştu. Prag'da ve daha sonra diğer Avrupa kentlerindeki çalışmalarının ardından,  ülkesine dönüp, o yıllarda kurulmuş olan Musiki Muallim Mektebi, Gazi Terbiye Enstitüsü Müzik Bölümü ve Devlet Konservatuarı başta olmak üzere,  birçok kurumlarda yaptığı durmak bilmez çalışmalarla, kısacası aydınlanma mücadelesiyle  geçen mütevazı, sade yaşamını 1968 yılında İstanbul'da noktalamıştı.

Halil Bedi Yönetken daha Prag'da olduğu sıralarda Bedrih Smetana'nın Satılmış Nişanlı operası librettosunu dilimize çevirmeye başlamıştı. Bu opera daha sonra 1943 yılında, Ankara Halkevi sahnesinde diğer büyük operalarla birlikte ve Türkçe olarak sahnelenecekti. Sahnelenme öyküsünü Cevad Memduh Altar'ın o zamanki radyo sohbetlerinden alıntı yaparak aktaralım:

Satılmış Nişanlı operası Ankara Devlet Konsevatuarı Tiyatro ve Opera Şubeleri Şefi Carl Ebert tarafından sahneye konmuştu. Librettonun Türkçe'ye tercümesinin uygun olup olmayacağı tartışmaları daha ilk gösterimden itibaren sonlanmıştı. Bu alanda tercüme yapmanın, üstelik eseri Çek dilinden çevirmenin büyük bir çaba ve birikim gerektirir. Halil Bedi Yönetken'in başardığı bu büyük çalışmanın değeri bellidir. Operanın sahnelenmesinde çok sayıda insan ve sanatçılar görev almışlardı. Opera sanatçılarından başka müzisyenler, korocular, dansçılar ve akrobasi sanatçıları da temsilde görev almışlardı.

Operanın 1. perdesinden Köylüler Korosunu dinliyoruz:

Yaz geldi, artık çiftçiler

Ekinleri biçecekler

Onları deste yapmanın zamanıdır

Gençler de eğlenecek, gülecek

Gençler de eğlenecek sevinçle...

Bedrih Smetana, yaşamının acılarla geçen ve kötüleşen sağlık durumunun aktif çalışmasına artık olanak vermediği son bölümünde, Prag’da bir akşam operaya gitmişti. Gece evine dönüp, uyudu. Sabah uyandığında kulakları hiç duymuyordu. Bir besteci için ne acı bir sonuç…  Vatanım adlı harikulade eserini işte bu acı olaydan sonraları yaptı. Bestelerken hiçbir şey duymuyordu. Sadece içinden hissediyordu ezgileri. 1824 yılı bestecinin hayattaki son yılı oldu.

Ülkemizde opera ve bale sanatının kısa süren macerası hep hatırlanmaya, hiç unutmamaya değer. Günümüzde artık bu sanat dallarının devletle -çok gerekli olan- bağı koparılmıştır. Şimdilerde tamamen boğulmak isteniyor. Ankara'da güzel bir cumhuriyet hatırası olan özgün opera binası yıkılmak, ortadan kaldırılmak tehlikesiyle karşı karşıya.

Reyhan öğretmenin yaşlılık günlerinden kalan, piyanosunun başındayken çekilmiş son bir fotoğrafı var bize anı olarak kalan. Geçtiğimiz yıllarda Karşıyaka'nın tenha bir sokağında, gösterişsiz bir apartmanın küçük giriş katında yaşama veda etti öğretmenimiz. Bize unutulmaz anılar bıraktı.

İyi ki doğdun Reyhan öğretmen, iyi ki doğdun Bedrih Smetana, iyi ki doğdun Halil Bedi, iyi ki doğdunuz tüm öğretmenler, tüm besteciler, tüm devrimciler... Kalbimiz sizin anılarınızla atıyor.

(*) Kendi yazılarında yazdığı şekilde, ismi Bedi'dir.