İlk bilgisayarı Sovyetler mi kullandı?

Geçtiğimiz günlerde Çernobil tartışmaları üzerinden gündeme gelen Sovyet teknolojisi az bilinen birçok parlak başarıya sahip. Bunlardan bir tanesi de, hiç kuşkusuz, bilgisayar teknolojileri ile ilgili. Uzay çalışmalarından tarım uygulamalarına kadar farklı alanlarda Sovyetler Birliği otomasyon sistemlerine ihtiyaç duyuyor ve bu ihtiyaçlara olası çözümler bilgisayar teknolojisinin de başlangıcı anlamına geliyordu.
soL - Bilim ve Aydınlanma / Kolektif Yaşamı Kurgulama
Pazar, 23 Haziran 2019 09:20

Sovyet bilgisayarcılığının tarihi batı dünyasında bilgisayar araştırmalarının başlamasından önceye dayanmaktadır. Kısmi diferansiyel denklemleri çözebilen ilk bilgisayar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde (SSCB) 1936 yılında üretilmiştir. Söz konusu makinenin amacı su akışını tam otomatik biçimde kontrol etmekti. Sovyetlerin bilgisayar alanındaki ilkleri oluşturan başarısı sadece bununla da sınırlı değil. Günümüzdeki anlamıyla tamamen programlanabilir ilk bilgisayar da yine 1950 yılında SSCB'de üretilmiştir. Bu bilgisayar batıdaki “Ufak Elektronik Hesaplama Makinası”dır ve daha çok kısa ismiyle, yani MESM olarak bilinir.

1984 YILINDA SSCB'DE 300.000 AKTİF PROGRAM VARDI

İlerleyen dönemlerde ise SSCB'nin aya düzenlenecek uzay programları için tam otomatik bilgisayar yazılımları hazırladığını biliyoruz. Sovyet programcılığının hem reel sosyalizmdeki hem de dünyadaki diğer ilerlemelere paralel olarak gelişme kaydettiğini söyleyebiliriz. Örneğin 1984 yılında SSCB'de 300.000 adet aktif programcı bulunmaktadır. Yine dünyaca bilinen ve 90’lı yıllarda Türkiye’de de çok yaygın kullanılan Tetris oyunu, bilgisayar mühendisi Aleksey Pajitnov tarafından Moskova Bilimler Akademisi'nde geliştirilir.

Öte yandan Sovyet bilgisayarcılığından bahsederken iki özelliğe çok dikkat edilmesi gerekmektedir:

(1) Sovyet dünyası ile Batı dünyası arasında soğuk savaş döneminde ciddi bir kopukluk oluşmuştur. 

(2) Sovyet dünyasının teknolojiye yaklaşımı marksizmin teknolojiye yaklaşımını temel alır, ki bu yaklaşım bizim şu an içinde yaşadığımız kapitalist teknoloji anlayışından alabildiğine uzaktır.

Bu nedenlerden ötürü teknolojinin ilerleyişi kapitalist ülkelerden farklı bir yön izlemiştir. Örneğin Batı dünyası 1980'lere doğru kişisel tüketim amacını temel alarak kişisel bilgisayarları olabildiğince yaygınlaştırmıştır. Hatta bugün, artık her evde bir kişisel bilgisayar değil, her çantada, hatta her elde bir kişisel bilgisayardan söz ediyoruz. Öte yandan SSCB kişisel tüketimi ön plana almadığı için bilgisayarları hep belirli projelerde, belirlenmiş amaçlara ulaşmak için kullanmıştır.

BAZI TEORİLER YENİDEN KEŞFEDİLMEK ZORUNDA KALDI

Antikomünizm, Sovyet bilgisayarcılığı ile kapitalizm arasında en azından teknoloji geliştirmede gösterilebilecek birlikteliğe de engel olmuştur. Dolayısıyla çeşitli farklılıklar oluşmuştur. Örneğin kapitalist programlama BASIC ve C gibi yazılım dilleri üzerinden gerçekleştirirken Sovyet dünyasında bunların bir eşiti olan ALGOL dili yaygınlaşmıştır. Sovyetlerde üretilen bilgisayar donanımları da kapitalist şirketlerin bilgisayarlarına göre oldukça farklı özelliklere sahiptir. Örneğin Batı dünyası sıfır ve bir şeklinde ikili (dijital) sistem kullanan bilgisayarlar üzerine araştırma yaparken SSCB'de üçlü sistem üzerine araştırmalar sürmektedir.

Sovyetlerin dağılmasından sonra Sovyet tipi bilgisayar üretimi ve kodlaması tamamen kaybolur. Sovyetlerde gerçekleştirilen bilimsel araştırmaların ancak bir kısmı çevrilir ve çok az kısmı da bilgisayar bilimcilerinin araştırma radarında kalır. Sırf bu yüzden, belki de Sovyetlerde çok önceden bulunmuş olan, bazı teoriler yeniden keşfedilmek zorunda kalır. Belki de bazıları halen yeniden keşfedilmeyi ya da su yüzüne çıkarılmayı bekliyor.

TEKNOLOJİ İLE GÜNLÜK HAYATI NASIL DAHA KONFORLU HALE GETİRİRİZ?

Konu daha geniş olarak ele alınırsa sadece tarihsel bilgileri değil, günümüz kapitalist dünyasının içinde bulunduğu ideolojik krizi de içermektedir. Söz konusu krizi özetlersek: Klasik 19.yy kapitalizmi insanı “ekonomik bir varlık”tan ibaret görmekteydi. Dolayısıyla o dönemde buharlı makinelerin insanın yerini alacağı öngörülmeye başlanmıştı. Günümüzde ise “yapay zekâ” ve benzeri teknolojilerle bu öngörünün gerçekleşmesi ufukta bir olanak olarak belirginleşmiş gibi tartışılıyor.

Günlük hayatımıza farklı ideolojiler etki etse de, tüm bu teknolojiler kapitalizmin içinde ortaya çıkıyor. Kapitalizmin birçok öncü devletinde “Endüstri 4.0” olarak kodlanan otomasyonun emek gücünün yerini alarak büyük bir işsiz ordusu yaratma tehlikesi tartışılıyor. Sovyetlerin yaklaşımında ise bilgisayar teknolojisi toplumun küçük bir kesimi için çok daha büyük sömürü yolları yaratmak anlamına kesinlikle gelmiyordu. Tam tersine komünist ilerleyişin bir parçasıydı. İnsanlığın makinalar aracılığıyla nasıl daha az fiziksel kuvvet harcayacağı, nasıl gündelik hayatın daha konforlu hale geleceği üzerine düşünülüyordu.

Kaynaklar:

[1] ВОДЯНЫЕ ВЫЧИСЛИТЕЛЬНЫЕ МАШИНЫ (Su Hesaplama Makineleri), https://www.nkj.ru/archive/articles/7033/ 

[2] L. R. Graham, Science in Russia and the Soviet Union - A Short History, https://books.google.at/books?id=m_wPpj64GqMC&pg=PA256&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false

[3] Wikipedi, Ternary Computer, https://en.wikipedia.org/wiki/Ternary_computer