Nobel Komitesi Alfred Nobel’in vasiyetine nasıl ‘ihanet’ etti?

Nobel Barış Ödülü’nün AB’ye verilmesine yönelik tepkiler sürüyor. Global Research’ten Michel Chossudvosky ise konuya başka bir açıdan yaklaştı: Ödülün bir kişi ya da kişiler toplamı olmayan Avrupa Birliği’ne verilmesi Alfred Nobel’in vasiyetine aykırı…
Perşembe, 18 Ekim 2012 14:06

Geçen yıl ABD Başkanı Barack Obama’ya verilen Nobel Barış Ödülü, bu yıl da Avrupa Birliği’ne verildi. Avrupa’nın birçok ülkesinde AB karşıtı tepkilerin ve mücadelelerin devam ettiği bir süreçte, AB’nin gerek Avrupa’da gerekse başka coğrafyalardaki emperyalist müdahalelerdeki payı apaçık ortadayken verilen bu ödül büyük bir tepki çekti. Ancak daha önce de Soğuk Savaş dönemi ABD yönetiminin simge isimlerinden Henry Kissinger’a, geçtiğimiz yıl ise ABD Başkanı Barack Obama’ya verilen ödülün bu yıl da emperyalizmin bir başka temsilcisine verilmesi çok da şaşırtıcı bulunmadı.

Kendi kurallarını çiğnemekte tereddüt etmediler
Konunun bugüne kadar çok fazla gündeme getirilmeyen bir boyutuna ise Global Research’ten Michel Chossudovsky işaret etti. Chossudovsky, Nobel Barış Ödülü’nün kişilere veya kişilerden oluşan teşkilatlara verilebildiğini, tüzel kişilerin, hele de bir devletler topluluğu olan Avrupa Birliği gibi yapıların ödüle aday gösterilemeyeceğini yazdı. Kanadalı akademisyen, konuyla ilgili şunları söyledi:

“AB’nin barışa katkısı bir hayli tartışmalı olmakla birlikte, esas mesele siyasi, iktisadi, parasal ve mali bir yapı olan bir ulus devletler topluluğunun, Norveç Komitesi’nin yetkisi çerçevesinde Barış Ödülü ‘verilmeye uygun bir aday’ olup olmadığı.”

“Olimpiyat Oyunları ülkelere ‘tevcih edilir’. Ancak Nobel Barış Ödülü’nün, bırakın bir devletler topluluğunu, bir ulus devlete dahi verilmesi mantığın almayacağı bir durumdur.”

Chossudovsky’ye göre bunun sebebi ise ödülün başlatıcısı Alfred Nobel’in vasiyeti. Alfred Nobel’in vasiyetinde ödüllerin şahıslara verileceği şu şekilde belirtiliyor:

“Söz konusu faiz şu şekilde dağıtılmak üzere beş eşit parçaya bölünür: Bir parçası fizik alanında en önemli keşif ya da icadı yapan kişiye, bir parçası en önemli kimyasal keşfi yapan veya ilerlemeyi sağlayan kişiye, bir parçası fizyoloji ya da tıp alanında en önemli keşfi yapan kişiye, bir parçası edebiyat alanında ideal yönde en fazla öne çıkan ürünü veren kişiye ve bir parçası da ulusların kardeşliği, mevcut orduların lağvedilmesi ya da küçültülmesi ve barış kongrelerinin toplanması veya teşvik edilmesi için en çok ve en iyi çalışmaları yapan kişiye verilir…”

Tüzel kişiler de olur mu?
Nobel ödülleri on yıllardır bu vasiyete uygun olarak veriliyor. Özellikle edebiyat ve barış alanlarında verilen ödüllerin çoğunlukla tartışmalı isimlere gittiği, ödüllerin ideolojik amaçlar doğrultusunda verildiği ise bir gerçek.

Geçmişte Barış Ödülleri’nin aynı anda hem bazı kişilere ve bağlı oldukları kurumlara hem de doğrudan bazı örgütlere verildiği de biliniyor. Bunlar arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve Henry Dunand’a verilen ödül, Muhammed el Baradey ve BM Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na verilen ödül ve BM İklim Değişikliği Devletlerarası Paneli’ne verilen ödül sayılabilir.

Ancak Chossudovsky’ye göre bütün bu örneklerde bile ödül bir şahsa ve o şahıs nezdinde bir kuruma ya da şahısların toplamından oluşan bir örgütlenmeye verilmişti. Avrupa Birliği ise bu vasıflardan herhangi birini taşımayan, doğrudan doğruya siyasi, iktisadi ve mali bir yapı.

Diğer yandan AB, Lizbon Antlaşması’yla birlikte “tüzel kişilik” kazandı. Ancak Chossudovsky, Alfred Nobel’in vasiyetinde vurgulanan “kişilerin” tüzel değil doğal kişiler olduğunu, dolayısıyla Norveç Komitesi’nin Nobel Ödüllerinin kendi kurallarına dahi takla attırarak, “barış” ödülünü kriz içindeki AB’ye verdiğini savunuyor.

Servetini TNT’nin icadına borçlu olan Alfred Nobel’in bu durumdan ne kadar rahatsız olacağını bilmek mümkün değil. Ancak söz konusu olan emperyalizmin çıkarları olduğunda Nobel Komitesi gibi kurumların kendi ilke ve kurallarını dahi hiçe saymakta tereddüt etmediği açık.

(soL-Haber Merkezi)