Şükran Yiğit
Tökezleme taşları
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46
Şükran Yiğit'in “Tökezleme taşları” başlıklı köşe yazısı 19 Aralık 2012 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Dört beş hafta kadar önceydi. Offenbach’ta yirmi beş yıldır tekrarlanan bir şehir gezisinin haberini görünce, hiç tereddüt etmeden katılmaya karar verdim. Bir Pazar günü. İnsanlari biraz olsun neşelendirecek Noel’e daha çok var. Havanın erkenden karardığı, yağmurun hiç kesilmeden yağdığı, insanların dışarıya çıkmaktansa battaniyelerin altında kitap okudukları ya da televizyon seyrettikleri tipik bir kasım havası. Bir gün önce pazardaki satıcı kadın bile yağmurda yarı yarıya düşen satışlardan şikayet ediyordu: “Sanki yağmurda salata yapmıyor bu insanlar!” diyerek. O yüzden çıkmadan önce şemsiyemi alırken, gezinin katılım azlığı nedeniye iptal edilmesi ihtimalinin epey yüksek olduğunu düşünüyordum. Sokağa çıkıp, on dakikalik yolu yağmurun altında yürümeye göze alamayıp, duraktan bomboş bir belediye otobüsüne bindiğimde ise gezinin iptal edileceğinden artık neredeyse yüzde yüz emin gibiydim. Kim gelecekti ki bu havada “1933-1945: Offenbach’ta Nazi Rejimine Karşı Direnişin İzleri” adlı bir otobüs gezisine!
Ancak gezi otobüsüne geldiğimde, bu tahminimin ne kadar yanlış olduğunu hayretle idrak ettim. Otobüste tek boş yer, arka taraftaki uzun koltuktaydı. Oraya doğru ilerledim ve geziye yalnız katıldığı anlaşılan bir kadın ile genç bir çiftin arasındaki tek boşlukta yerimi aldım. Kimler katılabilirdi ki böyle bir geziye?
Daha kalkışa on dakika vardı. Yavaş yavaş incelemeye başladım insanları. Öncelikle yaş ortalamasının yüksekliği çarptı gözüme. Yanımda oturan, erkeğin başında Kippa taşıdığı ve aralarında İngilizce konuşan çift dışındaki insanların yaşları en az altmış civarındaydı ve çoğu kadındı. Daha çok her yerde rastlayabileceğiniz ve Almanya’da bu yaş grubu için tipik olarak değerlendirebilecek, hafif anoraklar, aşağıya doğru daralan kahverengi ya da bej pantolonlar ve üç santim topuklu yarım botlar giymiş kadınlardı bunlar. Yaşları yetmiş civarında olan birkaç çift vardı ayrıca otobüste. Bir de aralarında hangi dili konuştuklarını anlamadığım, ama büyük ihtimal Slav dillerinden birisini konuşan bir anne-kız.
Geziyi düzenleyenler ise, Offenbach tarihi hakkında faaliyet gösteren ve amatör profesyonel herkese açık bir çalışma grubuydu. Ana amaçlarını, Nazi dönemine dair gayri resmi tarihi tanıklıkları toplamak, kaydetmek ve böyle bir vahşetin bir kez daha tekrarlanmaması için kamuoyunu bilinçlendirmek olarak tanımlıyorlar.
Saat 14’ü gösterdiğinde kalktı otobüsümüz. İlk durağımız birkaç yüz metre ötedeki kiliseydi. Dönemin rahibi Herr Lehmann kilisenin genel politikasının aksine, Nazilere karşı tavır alan ve daha sonraki yıllarda Offenbach’taki fabrikalarda çalıştırılacak Yahudilere ve savaş esirlerine yardım eden, hastalara ilaç bulmaya çalışan bir din adamı olarak yaşamıştı o dönemi. İçinde yüzlerce insanın yaşadığı, bebeklerin doğduğu ve öldüğü esir çadırlarına rahip elbisesi ile girmesini yasaklamıştı Naziler. Ancak sivil olarak girmesine ses çıkaramamışlardı.
Kiliseden sonraki ikinci durağımız, zamanın Offenbach Emniyet Müdürlüğü’ydü. İlk kez 1933 yılında tutuklanan ve burada tutulan Nazi karşıtlarından tornacı Karl Löffert’in öyküsünü daha sonra dinleyecektik.
Otobüs biraz ilerledikten sonra, bu kez Offenbach’ın ana caddelerinden biri olan Kaiserstrasse’nin girişinde durdu. Bir “tökezleme taşı” yerleştirilmişti caddenin girişine. Tökezleme taşları, Offenbach dahil Almanya’nın birçok şehrinde, kasabasında Naziler’in kurbanı olan Yahudi aileler, kişiler ya da Nazi rejimine karşı durmaya cesaret eden az sayıdaki direnişcinin anılarına yerleştirilen 10x10 boyutlarında pirinç levha ile kaplanmış taşlardır. Yerin yüzeyinden hafifçe yükseltilmiş olarak duran bu taşlara takılıp sokakta giderken farketmeden, hiç umulmadık bir yerde ve zamanda tökezler ve o dönemin sessiz kurbanlarını ve sıradan kahramanlarını hatırlarsınız.
İşte bu taşlardan birisi, 1986 yılında Christian Pless adına Kaisertrasse’nin girişine yerleştirilmişti. 5 mart 1933 seçimlerinde Nazi Parti’sine oy vermeleri için halkı korkutan ve oy kullananlara sataşan Nazilere karşı bu caddede bulunan seçim lokaline doğru yürüyüşe geçen otuz sosyal demokratın aralarında bulunan yirmidört yaşındaki işci Christan Pless, bir arabadan açılan ateşle öldürülür. Offenbach’taki ilk Nazi cinayetidir bu. Cenazesi, Nazilere karşı Offenbach’ta yapılan son gösteri olur. SS’lerin mezarlığın duvarlarının dışında beklediği cenazeye binlerce Offenbach’lı katılır. Ailesi bugün hala duran mezar taşına “idealleri için öldü” yazdıracaktır.
Haftaya, Karl Löffert’in öyküsü ile bu geziye devam edeceğiz.