Rıfat Okçabol
YKS 2025
Yayın Tarihi: 31.07.2025 , 23:33 Güncelleme Tarihi: 01.08.2025 , 00:05
Bu yıl yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS), Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT) 2.560.649 aday başvurmuş, ancak 2.351.641’i sınava katılırken 209.008’i sınava girmemiş. Alan Yeterlilik Testi’ne (AYT) ise 1.721.057 aday başvurmuş, 1.549.940’i sınava girmiş ve 171.117’si sınava girmemiş (Çizelge 1). Son yıllarda LGS’de gözlenen durum YKS’de de yaşanıyor: YKS’ye başvuran aday sayısı, son yıllarda anlamlı bir biçimde azalıyor. Son iki yılda YKS’ye başvuran sayısı 3,5 milyondan 2,5 milyona düşüyor.
Yabancı Dil Testi’ne (YDT) ise 215.451 aday başvurmuş, 156.040’ı sınava katılmışken 59.411’i sınava girmemiş.
Çizelge 2’de de, son yıllarda TYT ve AYT alt testlerinde sınava giren adayların doğru yanıt ortalamaları yer alıyor. Bazı ortalamalar yıldan yıla biraz farklılık gösterse de, çizelgedeki başarı ortalamaları, adayların genelde beklenen düzeye ulaşamadığını gösteriyor.
Milyonlarca adayın girdiği sınavlarda,
- TYT ve AYT’de yalnız bir kişinin tüm soruları doğru yanıtlaması,
- 40.818 adayın "0" çekmesi,
- 400 puanın üstünde puan toplayan aday sayısının sadece 44.183 olması ve
- 1 milyon 200 bin adayın 200 puan bile alamaması
ortaöğretim sistemimizin niteliğiyle ilişkili oluyor. Yıllardır ilköğretimin niteliğini geliştiremeyen bakanlığın ortaöğretimin niteliğini de geliştiremediği belli oluyor. Bu noktada insanın aklına, “Eğitim bakanları ne iş yapar” sorusu takılsa da, bakanın “LGS sorularını imam hatip öğretmenleri” hazırladı yanıtı her şeyi açıklıyor.
Bilindiği gibi ortaöğretim, iktidarın gözdesi olan imam hatip liseleri, iktidarın ucuz işgücü ürettiği meslek liseleri, iktidarın üvey evlat muamelesi yaptığı Anadolu liseleri ile fen ve sosyal liseler yanında iktidarın kerhen lise saydığı açık liseden ve de ayrıca iktidarın ikinci gözdesi niteliğindeki özel liselerden oluşuyor. İktidar bu liselerde farklı programlar uyguladığından, öğrencilerin edinim düzeyleri de farklı oluyor. Edinim düzeyleri farklı olan öğrencilerin hepsine YKS’de aynı soruların sorulması, eğitimde fırsat eşitliğini yerle bir ediyor. Eğitimde fırsat eşitsizliğini pekiştiriyor. Bu eşitsizlik en çok yoksul ve dar gelirlileri vuruyor.
Bu arada TYT’ye başvuru sayısındaki dramatik düşüş yükseköğretimde de önemli sorunların var olduğunu gösteriyor. Lise mezunu olup da TYT’ye başvurma hakkını elde edenler arasında,
- çalışmak zorunda olanlar;
- ailesinden uzakta okumak zorunda kaldığında barınma, yeme-içme ve yol parasını karşılayamayacak olanlar;
- mezun olduğunda iş bulamayacağını düşünenler;
- özel üniversite ücretini karşılayamayacak olanlar;
- devlet yurdunda kalacak olsa AKP’nin gericiliğiyle, özel yurtta kalsa genelde tarikatların gericiliğiyle karşılaşmak istemeyenler;
- Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve ODTÜ gibi devlet üniversitelerine bakıp üniversitelerin AKP’nin çiftliğine dönüştüğünü ve devlet üniversitelerinin kendisine bir şey katmayacağını düşünenler;
- okuduğu lisede, üniversite eğitimi görecek alt yapıyı edinemediğinin bilincinde olanlar;
- ailesinin yükseköğretim görmesine kaşı olanlar ya da
- yurt dışında bir üniversitede okuma olanağı bulanlar
TYT’ye bile başvurmuyor.
Görüldüğü gibi, yükseköğretimden uzak kalan kesimler de genelde yoksul ve dar gelirliler oluyor.
Yükseköğretimdeki bir yozlaşma da, üniversitelerin nitelikleri üzerinden değil de verecekleri burslarla/ödüllerle yüksek puanlı öğrencileri kendilerine çekme yarışına girmeleri oluyor.
Eğitimde fırsat eşitliğine değer veren bir iktidar olmadıkça, bu tür sorunların devam edeceğini görmek gerekiyor.