Rıfat Okçabol
Proje Okulları Yönetmeliği
Yayın Tarihi: 28.08.2025 , 23:19 Güncelleme Tarihi: 28.08.2025 , 23:59
12 Temmuz 2025 günü yayımlanan "Proje Okulları Yönetmeliği" ile proje okullarında "hami" uygulaması getirilmiştir.
Bu yönetmelik "hami"yi, “Proje okullarının hedefleri doğrultusunda ihtiyaç duyulan alanlarda destek sağlayan gerçek veya tüzel kişi” (m. 3. g) olarak tanımlamaktadır.
Bu yönetmelikte proje okulu, “Özel program veya özel proje uygulayan okullar” (m. 5. o) olarak tanımlansa da, bu okullar AKP’nin özel projesi olan okullardır. Anımsanacağı gibi proje okulları, AKP’nin çıkardığı 14 Mart 2014 tarih ve 6528 sayılı dershane yasası ile ilk kez gündeme gelmişti. AKP bu yasadan önce bir yandan “Hedef 2023” sloganını diline dolamış, öte yandan da “dininin ve kininin davacısı olacak gençler” yetiştirilmesini istemişti. Mart 2012’de çıkardığı 4+4+4 yasasıyla da eğitim sistemini resmen gericileştirmişti. Ancak toplumun gözdesi olan ve çocuklarını okutmak istedikleri İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Lisesi gibi okullar, AKP’nin beklentilerine ve "Hedef 2023"e bir türlü uyum sağlamıyorlardı. Proje okulu uygulamasıyla, sıradan okullar değil de toplumun gözdesi olan okulların, proje okuluna dönüştürülmesine başlanmıştı. Bu okullardaki deneyimli, saygın ve sevilen öğretmenlerle yöneticiler, “Görev yeriniz MEB tarafından il emrine çekildi” denilerek, görevden alınıp yerlerine yandaşlar atanıyordu. Danıştay, başlangıçta birkaç atamayı durdursa da ve proje okulu uygulamasını Anayasa’ya aykırı bularak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş olsa da bu süreç devam etti. Proje okuluna dönüştürülen okulların öğrencileri, mezuniyet törenlerinde proje çerçevesinde görevlendirilmiş kişilere arkalarını dönüp protesto etmelerine ve “Yandaş Değil, Çağdaş İdare” istemelerine karşın, bu uygulama giderek yaygınlaştı.
Proje okulu uygulamasıyla ağırlıklı olarak Kabataş Erkek Lisesi Müdür Yardımcılığına getirilen ve “Bütün okullarımızın imam hatip lisesi gibi olması zamanı geldi” (BirGün Gazetesi, 10 Ekim 2016 ) diyen kişiye benzer kişiler göreve getirilmiş olsa da, bu okullarda AKP’nin beklediği dönüşümler pek gerçekleşmedi. Bu nedenle 2025 yönetmeliği, açıkça proje okullarına son ve bitirici darbeyi vurma yönetmeliğidir.
Herhalde toplumun çoğunluğu, iktidarın piyasacı ve gerici hedefleri olduğunun ayrımındadır. Hedef piyasacılık ve gericilik olunca, yönetmelikteki, hamilerin-Proje okullarının hedefleri doğrultusunda ihtiyaç duyulan alanlarda destek sağlayan gerçek veya tüzel kişilerin- kimler olacağı kimler olmayacağı bugünden bellidir. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı gibi laik ve bilimsel eğitimi savunan, Cumhuriyete ve değerlerine sahip çıkan gerçek ya da tüzel kişiler ‘ağızlarıyla kuş tutsalar’ hami olamayacaklardır.
Danıştay, Eğitim Bakanlığı ile Ensar Vakfı arasında 24 Temmuz 2017’de imzalanan ortak seminer ve sosyal etkinlikler düzenleme protokolünü, 13 Eylül 2018 gün ve E: 2017/7712 sayılı kararıyla iptal etmiştir. Danıştay, bu protokolü, Anayasanın 2., 42. ve 128.; Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2., 3., 4., 17. ve 18.; 652 sayılı KHK’nin de 2., 27., 42., 53. ve 56. maddelerine aykırı olduğu için iptal etmiştir. Danıştay bu kararında, “…bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, Devletin hizmet alanı içerisinde ancak genel idare esaslarına göre memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerekir "1 demiştir. Ancak, yukarıda değinilen yasa maddelerinde bir değişiklik olmamasına karşın, benzer bir iki protokolü de iptal eden Danıştay, sonradan nedense bakanlığın TÜRGEV gibi tarikat niteliğindeki kuruluşlarla yaptığı protokolleri iptal etmemeye başlamıştır.
Danıştay’ın bu tutumu ile bakanlığın protokol imzaladığı kuruluşlara bakınca, proje okullarını piyasalaştıracak ya da gericileştirecek gerçek veya tüzel kişilerin hami olacakları şimdiden bellidir.
Bazı okullara hami bulunması, meslek liselerinde çoktaaan başlatılmıştır. Bazı meslek liseleri işverenlere peşkeş çekilmiştir. Kamu okulu, tüm topluma hizmet vereceğine bir işverene hizmet eden ve öğrencileri işveren tarafından sömürülen okullara dönüştürülmüştür. Bu yönetmelikle de, genel eğitim yapan okulların bu kez tarikat niteliğindeki gerçek ya da tüzel kişilere peşkeş çekilme süreci başlayacaktır.
Daha proje okullarına tarikatçı hami bulunmadan, bir proje okulu olan Düzce Turgut Özal Anadolu Lisesi yönetimi, kızlara servis araçlarının ön koltuğuna oturma yasağı ve kantinde kız erkek sırasına uyulması koşulu getirmektedir. Harem selamlık uygulamasına kapı açmaktadır. Hami bulunduktan sonra neler olacağını tahmin etmek zor değildir.
Danıştay’ın yukarıda değinilen kararında belirtildiği gibi, “Anayasamız ve kanunlarımız gereği, ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında etkin önlemler alınması Devletin devredemeyeceği görevleri arasındadır.” Ancak iktidar yasalara aldırmamakta ve kamusal eğitimden el çektikçe, kamusal eğitim hattının çökeceğini ve meydanın işverenlerle tarikatlara kalacağını, yani eğitim sisteminin daha hızlı bir biçimde piyasalaşıp gericileşeceğini de bilmektedir. Ne yazık ki son yıllardaki uygulamalarına bakıldığında, bu yönetmelik de iptal edilmeyecektir.
Bu durumda kamusal ve laik eğitimi tüm ülke bazında koruma -sathı müdafaa- görevi bilinçli yurttaşlarla demokratik kitle örgütlerine kalmaktadır.
- 1
http://www.kesk.org.tr/wp-content/uploads/2018/09/DANI%C5%9ETAY-8.-DA%C4%B0RE-KARARI.pdf, erişim 25 Ağustos 2025.