Rıfat Okçabol
Cumhuriyet Bayramını kutlamanın anlamı
Yayın Tarihi: 30.10.2025 , 22:48 Güncelleme Tarihi: 31.10.2025 , 16:40
CUMHURİYET BAYRAMI, yalnız cumhuriyet rejimine geçildiği için kutlanmıyor. Toplum bu bayramı,
- Egemenliğin kayıtsız şartsız halkta olması;
- Ülkenin düşman işgalinden kurtarılması;
- Hiçbir özelliği olmasa da babadan oğula geçen saltanata 1 Kasım 1922’de son verilmesi;
- 24 Temmuz 1923 günü imzalanan Lozan Anlaşması ile ülkemizin bağımsızlığını kazanması;
- Toplumun dini inançlarını sömürme aracı olup halk egemenliğiyle bağdaşmayan hilafetin ve Osmanlı hanedanın 3 Mart 1924’de kaldırılması;
- Cumhuriyet rejiminin “fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür” birey yetiştirme çabası;
- Yabancıların, azınlıkların, eğitim bakanlığının ve şeyhülislamlığın ayrı ayrı ve farklı amaçlarla yürüttüğü okulları eğitim bakanlığının sorumluluğuna veren ve de laik ve bilimsel eğitimin kapısını açan 430 sayılı Öğretim Birliği Yasasının kabul edilmesi;
- Şeri mahkemelerin kaldırılıp toplumsal gereksinimler doğrultusunda bilim ile insan aklının ve deneyimlerinin ürünü olan yasalara göre karar verecek yargı sisteminin kurulması;
- Karma eğitime geçilmesi ve devlet okullarında parasız eğitimin başlatılması;
- İnsanın özgürlüğünü elinden alan ve halk egemenliğinin gerçekleşmesini engelleyen tarikatların kapatılması;
- “Fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür” öğrenci yetiştirecek, Gazi Eğitim Enstitüsü ve köy enstitüleri gibi öğretmen okullarının açılması;
- Harf devriminin yapılması ve Türkçe diline sahip çıkılması;
- Öğretim dilinin Arapça ve Farsçadan Türkçeye dönüştürülmesi;
- Kadının toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak yasaların çıkarılması;
- Bin küsur yıl önce kilise olarak inşa edilip 1450’lerde camiye çevrilmiş Ayasofya’nın, 1934’te müzeye çevrilip dünya mirası haline dönüştürülmesi;
- 1936’da İstanbul ve Çanakkale boğazlarının denetimini Türkiye’ye bırakan Montrö Boğazlar Sözleşmesinin imzalanması;
- 1937’de Anayasa’da laiklik ilkesine yer verilmesi;
- Hatay’da yaşayanların, 29 Haziran 1939’da oy birliği ile Türkiye'ye katılma kararı alması;
- Halkın temel gereksinimlerini daha ucuz ve daha kaliteli bir şekilde karşılayacak Kamu İktisadi Teşekküllerinin (KİT) açılmasına önem verilmesi;
- “Yurtta barış ve dünya da barış” ve insan hakları gibi aydınlanmacı değerlerin geçerlilik kazanması;
- Yasaların Anayasa’ya uyumlu olmasını denetleyecek Anayasa Mahkemesi’nin kurulması;
- Bu topraklarda yaşayanların, ırkları, inançları, cinsiyetleri, varsıllıkları, ten renkleri, yaşadıkları yöre ne olursa olsun eşit haklara sahip olması;
- Bu değerlere sahip çıkan milyonlarca gencin, yetişkinin ve yaşlının var olması;
gibi pek çok nedenden dolayı da kutluyor.
Toplumun genelini cumhuriyeti kutlamaya yönelten bu değerler ve gelişmeler, ne yazık ki, anlaşılmaz bir biçimde bazılarında cumhuriyet düşmanlığının nedenlerini oluşturuyor.
Kimilerinin,
- Ülkenin yabancılar tarafından işgaline izin veren, düşmandan kurtulmak için Kurtuluş Savaşı’nı başlatanları idama mahkum eden ve düşman mağlup olunca da ülkeden kaçan padişahı, kutsal ya da yurtsever sanmasını;
- Kendi iradesiyle ülkeyi yönetecek kişileri seçme hakkından vazgeçip birilerini sultan/padişah/kral ya da ümmet lideri olarak görmek istemesini;
- Ülkeyi düşmandan kurtarıp bağımsız bir ülke olmasını sağlayan bir kişiye (sevmese de) saygı duyulmamasını; buna karşın “Kurtuluş savaşını keşke Yunanlılar kazansaydı” diyenlerin baş tacı edilmesini;
- Hele bu tür davranış sahipleri içinde kalem yalamışların bulunmasını;
anlamak mümkün olmuyor.
Temelsiz ve de gerçekçi olmayan nedenlerle Cumhuriyete düşmanlık gösterenlerin, en büyük zararı kendilerine verdiklerinin ayrımında olmamaları ise olayın bir başka boyutu oluyor.