Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

Bu bakandan umut yok!

Bakana güvenilmiyorsa velilerin, okullarda neler olduğunu izlemeleri, çocuklarını laiklik ve bilimsellik karşıtı etkinliklerden uzak tutmak için birbirleriyle iş ve güç birliği yapmaları gerekiyor.

Yayın Tarihi: 29.01.2026 , 22:34 Güncelleme Tarihi: 30.01.2026 , 00:00

  • 3-17 yaşta olup da okul kaydı olmayanların yaşa göre sayıları nedir?
  • Açık öğretim okullarında kayıtlı olup da devam eden ve devamsız öğrencilerin ne kadarı 19 yaş ve altı gruptadır?
  • Okul türlerine göre, öğrencilerin devamsızlık oranları nedir?
  • Okul türlerine göre, kaçında yemekhane vardır? Kaç öğrenciye ücretsiz, kaç öğrenciye ücretli yemek verilmektedir?

Bu sorular, mecliste eğitim bakanına soruluyor. Meclise bilgi vermekle yükümlü olan bakan soruları ya hiç yanıtlamıyor ya da sayısal bilgi vermeden bir şeyler diyor. Bakanın soruları yeterince yanıtlamaması, bir yerlerden aldığı güçle meclisi umursamadığını, sorularla ilgili sayısal verileri açıkladığında ortaya çıkacak kara tablodan çekindiğini ya da bu soruların yanıtlarını kendisinin de bilmediğini düşündürüyor. Yanıtlamama gerekçesi ne olursa olsun, bu bakana güvenilemeyeceği anlaşılıyor.

Hemen her gün uyuşturucuya başlama yaşının giderek düştüğü ve 8-10 yaşına kadar indiği haberleri yazılı ve görsel basında yer alıyor. Uyuşturucu kullanan çocuklar, genellikle bu alışkanlığı evlerinde değil de okul yolunda ediniyor. Bilindiği gibi çocuklar, ya gerici müfredat gereği ya da bakanlığın tarikat niteliğindeki gerici kuruluşlarla yürüttüğü projeler çerçevesinde,1 hemen her gün dini öğretim ve pratikleri bombardımanına tutuluyor. Ancak bu Türkiye’de 100 binlerce sınıf olmasına karşın üç yılda uyuşturucuyla mücadele eğitimi verilen sınıf sayısı 6 bini bile bulmuyor. Bakanlık, çocukların MESEM’lerde iş kazalarına uğramasına ve okula aç gitmelerine aldırmadığı gibi, okul çağında uyuşturucuya başlamalarına da aldırmıyor. Bu bakana güvenilebilir mi?

Eğitim-İş, Özel Sektör Öğretmenler Sendikası, Birleşik Emekliler Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu, “Laik, bilimsel ve kamusal eğitim sisteminin Cumhuriyet tarihinin en örgütlü, en sistematik ve en ideolojik gerici kuşatması altında” olduğunu açıklıyor (gazeteler, 18 Ocak 2026). Bu açıklamayı, sistemi dışarıdan izleyenler değil, fiilen sistemin içinde olanlar yapıyor. Yani acı bir gerçek açıklanmış oluyor. Anayasamıza ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre tam da tersi olması gerekirken, “Sükut ikrardan gelir!” örneği bakanlıktan ses çıkmıyor! Bu durumda, bakanın yasalara da aldırmadığı görülüyor.

Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası Genel Eğitim Sekreteri, Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) yaz okulları kapsamında kamu okullarıyla halk eğitimi merkezlerini kullandığını, bu kurslarda çalışacak öğretmenleri TÜGVA’nın seçtiğini ve ücretlerini ise bakanlığın ödediğini açıklıyor (gazeteler, 20 Ocak 2026)!

Geçen Ekim ayında, İlim Yayma Vakfı’nın2 kurduğu Sabahattin Zaim Üniversitesi ile TÜRGEV’in kurduğu İbn-i Haldun üniversitelerinin öncülüğünde kurulan Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER3), "Geleceğin Öğretmen Akademisi" programını uyguluyor (gazeteler, 2 Ocak 2026). Bu dernek ayrıca bakanlıkla işbirliği içinde, pek çok şehirde on binlerce öğretmene, İslamcı ve ümmetçi eğitimi savunan Nurettin Topçu4 anlayışında eğitim veriyor. Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi de, "Öğretmen Akademisi" adıyla 2025-2026 "Geleceğin Öğretmenleri İçin Öğretmenlik Yolunda Projesi"ni başlatıyor! Eğitim bakanı bu tür uygulamaları önleyeceğine, bunlara destek veriyor. Bakanın bu konuda da yasalara aldırmadığı anlaşılıyor.

Yetmiyor bakan, 2020’de başlatılan ve 2026’da bitecek olan TÜGVA protokolünü 2030’a kadar uzatıyor. Bakanın Milli Eğitim Akademisine yandaş öğretmen adayı seçmekle yetinmediği, bazı nitelikli liselere alınacak öğrencilerin, yandaşların çocukları olması için LGS’den sonra mülakat uygulamasını getirmesinden anlaşılıyor.

Esasında, Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği’nin5 kurucularından olan ve Anayasa’ya ve halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet rejimine karşı olan tarikatları birer "sivil toplum kuruluşu" olarak gören bakandan farklı bir tutum beklenmiyor.

İki hafta önce okullar tatile girerken 1. ve 2. sınıf öğrencilerine "öğrenci gelişim raporu" veriliyor. Bu raporda Atatürk görseline yer verilmemesini eleştirenlere bakan, “Bakın biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak Atatürk başta olmak üzere bu ülkeyi bize emanet eden herkese, onların emanetine maddi ve manevi emanetlerine saygı duymak, saygı duyacak bir kuşak yetiştirmekte mükellefiz” yanıtını verebiliyor (gazeteler, 16 Ocak 2026).       

Peki! Bu bakana inanılabilir mi, güvenilebilir mi?

Bakana güvenilmiyorsa velilerin, okullarda neler olduğunu izlemeleri, çocuklarını laiklik ve bilimsellik karşıtı etkinliklerden uzak tutmak için birbirleriyle iş ve güç birliği yapmaları gerekiyor.  

[email protected]

  • 1

    Örneğin Ensar Vakfı, geçenlerde İstanbul Kağıthane’de bir devlet okulunda düzenlediği etkinlikte, çocuklara sarık ve cüppe giydirip tekbir getirtiyor (gazeteler, 13 Ocak 2026).

  • 2

    1973’te kurulan bu vakfın kurucuları arasında Nevzat Yalçıntaş, Sabahattin Zaim, Turgut ve Korkut Özal gibi isimler bulunuyor. Vakfın günümüz yöneticileri arasında da, R. T. Erdoğan, N. Bilal Erdoğan, Selçuk Bayraktar ve meclis başkanlığı yapmış İsmail Kahraman bulunuyor. Bu vakfın web sayfasında şu "Vakıf Duası" da yer alıyor: “Her kimse ki; Vakıflarımın bekasına özen ve gelirlerinin artırılmasına itina gösterirse, bağışlayıcı olan Allahu Teâlâ’nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun, dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin...”  (iyv.org.tr/tr/vakıf-duası-12537).  

  • 3

    İGEDER’in bir de, öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinde öğrendiklerini, gördüklerini oyunla deneyimlemesi ve pekiştirmesi gerektiği bilinci ile geliştirilmiş "Bir Din Bir" projesi bulunuyor. 

  • 4

    N. Topçu’ya göre, “Müslüman Türk’ün mektebi, maarif, metafizik ve ahlak prensiplerini Kur’an’dan alarak Anadolu insanının ruh yapısına serpen ve orada besleyen, insanlığın üç binyıllık kültür ağacının asrımızdaki yemişlerini toplayacak evrensel bir ruh ve ahlak cihazı olacaktır.” (Türk Maarif Ansiklopedisi)

  • 5

    Bu dernek, “Müslüman zihnini inşa etmeye katkıda bulunmak için çalışmak gerektiği malumdur. … Ümmet bakışı ile düşünmek, çalışmak, üretmek, başkalarıyla ilgilenmek, nihayet insana ve insanlığa faydalı olmak” gibi görüş ve anlayışlarıyla tanınıyor. (https://www.cihannuma.org/)

Rıfat Okçabol 'ın Son Yazıları