Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

AKP’li yıllar (II)!

Günümüzün eğitim sistemiyle Cumhuriyet rejiminin ayakta kalması da kolay olmayacaktır.

Yayın Tarihi: 13.11.2025 , 18:00 Güncelleme Tarihi: 14.11.2025 , 00:03

AKP’nin "Acil Eylem Planı", geçen hafta değinildiği üzere yapacağım deyip yapmadıkları ya da dediklerinin tersini yaptığı vaatler dışında, yapacağım deyip gerçekleştirdiği vaatleri de içeriyordu. Örneğin AKP bu planda, "MEB’i yeniden yapılandırılacağını ve müfredat programlarının yenileneceğini" açıklamıştı.

AKP, MEB’i ve müfredatı yeniden yapılandırmakla yetinmedi, her seferinde daha da piyasacı ve gerici nitelikte yeniden yapılandırdı.

AKP iktidar olduğunda, yeniden yapılandırma işine binden fazla milli eğitim müdürünü bir gecede görevden alarak başladı. Yeniden yapılandırma arayışlarını, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği (AB) gibi piyasacı kuruluşların kredileri ve uzmanlarıyla desteklenip yönlendirilen Temel Eğitime Destek Programı, Mesleki ve Teknik Eğitimin Modernizasyonu, Ortaöğretim Projesi gibi projelerle sürdürdü. Öğretmenleri kariyer basamaklarına ayıran-bölen- yasa çıkarsa da, Anayasa Mahkemesi (AYM) bu yasayı iptal etti. İktidarın, sınavla seçilecek 10 bin yoksul öğrenciyi genellikle Fetö okullarında okutması, okullarda türbana serbestlik getirilmesi ve üniversiteye girişte kullanılan katsayı uygulamasının kaldırılması gibi girişimleri, AYM ya da Danıştay tarafından engellendi.1

İmam hatip zihniyetini savunan ENSAR Vakfı ile okullarda ağırlıklı olarak imam hatip değerlerinin öne çıkarıldığı ‘Değerler Eğitimi Projesi’ başlatılırken bakanlığın Kuran kurslarını denetlemesinden vazgeçildi. 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı, ‘Kutlu Doğum Haftası’ ile gölgede bırakıldı (Fetöcü darbe girişiminden sonra, nedense bu haftanın kutlanmasından vazgeçildi). Zorunlu eğitimi 9 yıla çıkarmak yerine, liseler 4 yıla çıkarıldı. Anadolu liselerindeki hazırlık sınıfı, önce beş lise dışında kaldırıldı, sonra yeniden uygulanmaya başlandı.

Dış destekli projelerin yoğun olduğu yıllarda girişimci öğrenci yetiştirmeyi hedefleyen ve AB tarafından önerilen ilköğretim programı uygulanmaya başlandı. Ardından Ortaöğretim Kurumlarına Giriş Sınavı yerine Seviye Belirleme Sınavı (SBS) getirilip bu sınavda din kültürü ve ahlak bilgisi (DKAB) dersi ile yabancı dil dersinden de soru sorulmasına başlandı. AYM, AKP’yi 2008’de, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle para cezasına mahkum etti.  

1965 yılında kabul edilmiş olan Özel Öğretim Kurumları Kanunu yerine Şubat 2007’de yeni bir yasa çıkarıldı. Bu yasanın bazı maddeleri 2010-2023 yılları arasında 12 kez değiştirildi. 1986 yılında kabul edilmiş olan Mesleki Eğitim Kanunu, 2008-2021 yılları arasında 9 kez değiştirildi. AKP iktidarı, yaptığı yasa ve yönetmelik değişiklikleriyle rekor kırdı.

2007, 2010 ve 2014 yıllarında yapılan milli eğitim şuralarında, genellikle bir yandaş sendikanın piyasacı ve gerici önerileri kabul edildi. Eğitim bakanlığı, 2009’dan itibaren belirli aralıklarla stratejik planlar hazırlamaya başlamışsa da, planlardaki çağdaş görünümlü hedefler yerine uygulamada piyasacılığa ve gericiliğe öncelik verildi.2 

Haziran 2011 genel seçimlerinden sonra 2-3 ay içinde 35 kadar Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıştır. Eğitim bakanlığının teşkilat yasası 14 Eylül 2011 tarih ve 652 sayılı KHK ile değiştirildi. “Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaş olarak yetiştirme” amacından vazgeçilip “Küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim” amacı benimsendi. Bakanlık merkez örgütü AKP anlayışı doğrultusunda yeniden yapılandırıldı. Örneğin kız meslek, erkek meslek ile ticaret ve turizm genel müdürlükleri tek bir genel müdürlük altında toplandı. Bakanlığın beyni durumunda olan Talim ve Terbiye kurulunun üye sayısı 15’ten 10’a indirilip eğitimci olmayanların da kurul üyesi olması benimsendi. Ar-Ge Merkezi yerine ‘Strateji Geliştirme Başkanlığı’ oluşturuldu. Bakanlıktaki şube müdürlerinde ve daha üst birimlerde çalışanlarla il müdürlüklerinde çalışanların görevleri (kadrolaşmayı kolaylaştırmak için) sona erdirildi. 

AKP liderinin “Dininin ve kininin davacısı olacak” gençler istemesi (Hürriyet, 20 Şubat 2012) üzerine, 30 Mart 2012’de, laik demokratik ve sosyal hukuk devleti ile bağdaşmayan (pek çok açıdan Anayasa’ya aykırı olan) 4+4+4 yasası kabul edildi. Zorunlu eğitim kağıt üzerinde 12 yıla çıkarılırken, imam hatip ortaokulları ile din dersleri açıldı, açıköğretim okulları zorunlu eğitimin bir parçası sayılarak zorunlu eğitim anlayışıyla bağdaşmayan bir uygulamaya geçildi. Ancak AKP’nin yapılandırdığı yeni AYM, bu yasayı, nasıl oluyorsa Anayasa’ya uygun buldu. Bu yasanın ardından sıra yönetmeliklerin gericileştirilmesine geldi. Örneğin öğrencilere çağdaş giysilerle okula gelmeleri yasaklanırken türban kullanımı serbest bırakıldı ve okullara mescit açma zorunluluğu getirildi. Yeni imam hatipler açılırken, genel liseler, öğretmen liseleri ve meslek liseleri kapatılıp bunlara Anadolu lisesi statüsü verilirken bir bölümü de imam hatibe dönüştürüldü.

SBS yerine Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi getirildi. Ardından da Mart 2014’te dershane yasası çıkarıldı. Bu yasayla, özel dershaneler (sözde) kapatıldı. Dershaneden liseye dönüşen okullara “temel lise” dendi. Özel okula gidenlere parasal destek verilmesine başlandı. "Performans değerlendirmesi" getirilerek yandaş öğretmen istihdamı kolaylaştırıldı. "Proje okulları uygulaması" getirilerek de iktidarın nitelikli liselerde bir gecede kadrolaşmasının yolu açıldı. Belirli süre görev yapan yöneticilerin işine son verilip Talim ve Terbiye Kurulu’nun karar verme yetkisi kldırıldı. Üç ay önce de proje okullarına "hami" uygulaması getirildi.

Ülkemizde 1981’de kurulmuş olan ve başkanlığını eğitim bakanının yaptığı bir "Millî Eğitim Bakanlığı Vakfı" varken, Haziran 2016’da piyasacı/gerici amaçlı ve yandaşlarca yönetilecek "Türkiye Maarif Vakfı" kuruldu. 15 Temmuz 2016 günü gerçekleşen Fetöcü kalkışma sonrasında, Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildi. OHAL KHK’leriyle askeri okullar ile genelde Fetöcü 1065’i özel okul, 361 özel öğretim kurumu, 848 özel öğrenci yurdu ve 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. On binlerce eğitimci,  Fetöcü suçlamasıyla ve de herhangi bir yargı kararı olmadan meslekten çıkarıldı. Fetönün yurt dışında açtığı kurumlar da Maarif Vakfı’na bağlandı.  

2017-2018 öğretim yılına başlarken, halk egemenliği ile Cumhuriyet değerlerini yadsıyan ve imam hatip öğrencilerinin güncel sorunları din kitabı ve hadislere göre çözmesini hedefleyen gerici bir müfredat uygulamaya kondu. AKP’nin yapılandırdığı yeni Danıştay, nedense bu müfredatın Anayasa’ya ve Milli Eğitim Temel Kanununa aykırı bulması. Yeni müfredatla birlikte TEOG’a son verilip adrese dayalı "Liseye Geçiş Sistemi" getirildi. Bu sınavla, yoksul öğrenciler, yaşadıkları adrese yakın liselerin çoğu imam hatip lisesi olduğundan imam hatiplere ya da meslek liseleriyle açıköğretim lisesine gitmek zorunda bırakıldı. Bu arada yükseköğretim sınavı da değiştirilip ağırlıklı olarak imam hatiplerin yararına olması beklenen "Yükseköğretim Kurumları Sınavı" getirildi.

Bakanlık 2023 yılında, "Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum" (ÇEDES) projesini başlatıp imamlarla hafızların ve müftülerin "manevi rehber" olarak (!) sınıflara girmesini sağladı. Bakanlık, sınıf anneleri uygulamasına son verirken, çok daha fazla din görevlisinin okullara girmesini sağlayan "depreme manevi hazırlık" uygulamasını başlattı.

İktidar, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde azınlığa düşmüş olmasına karşın, 2017 müfredatından daha da gerici içerikteki "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ni uygulamaya koydu. Ekim 2024’te de yandaş öğretmen yetiştirme amacıyla Milli Eğitim Akademisi’nin kurulmasını ve AYM’nin 2004’te iptal ettiği öğretmenlerin kariyer basamaklarına ayrılmasını sağlayan "Öğretmenlik Meslek Kanunu"nu çıkardı. 

Eğitim bakanlığı başta diyanet olmak üzere tüm gerici kuruluşlarla ve de hatta yasak olan tarikatlarla bile işbirliği yapmakta, laik ve bilimsel eğitimi savunan kuruluşlara ise fersah fersah uzak durmaktadır. Bakanlık imam hatip liselerini tüm dünyaya örnek lise olarak tanıtmak isterken, okullara siyaseti sokmakta, öğrencileri fırsat buldukça camiye ve gericilerin konferanslarına götürmeye ve karma eğitime son vermeye çalışmaktadır. Pek çok yasa ve yönetmelikte rekor sayıda değişiklik yapan AKP’nin, 4+4+4 yasası ile dershane yasasına bugüne değin dokunmamasının nedeni, bu yasaların yeterince piyasacı ve gerici yasalar olmasıdır. AKP iktidarında eğitim alanındaki yapısal dönüşümlerle Anayasa güvencesi altında olan Öğretim Birliği Yasası resmen kadük olmuştur. Cumhuriyetin “Fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür” genç yetiştirme hedefinin yerini “Dininin ve kininin davacısı olacak” genç yetiştirmek almıştır.

İktidar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “DKAB dersi zorunlu olamaz” kararına 2014’ten bu yana uymamaktadır. Günümüzün eğitim sistemiyle Cumhuriyet rejiminin ayakta kalması da kolay olmayacaktır.

[email protected]

  • 1

    AYM, o yıllarda 16 Nisan 1998 tarihli “Laik devletin doğası gereği resmi bir dini bulunmaması belli bir dine üstünlük tanınmamasını, onun gereklerini yasalar ve diğer idari işlemlerle geçerli kılmaya çalışmamasını gerektirir. Bu bağlamda, laik bir devlette belli bir dinin eğitim ve öğretimi zorunlu hâle getirilemez” kararına bağlı kalmıştır. Ancak 12 Eylül 2010 Anayasa değişikliği sonrasında AKP’nin atadığı üyelerin çoğunluğu oluşturduğu AYM ve Danıştay, nedense 16 Nisan 1998 kararını yok saymaktadır. 

  • 2

    R. Okçabol, AKP iktidarında eğitim, Ütopya Yayınevi, 2023.

Rıfat Okçabol 'ın Son Yazıları