Terörün yıkıcı etkisini kendi öykümüzle hatırlamak

23/03/2016 Çarşamba
Terörün yıkıcı etkisini kendi öykümüzle hatırlamak

Raul Castro’ya Alaska’dan selam göndermek, sözlerine öykümüzle destek olmak istiyorum. Geçen hafta karaladığım, ancak iyi yazılmadığını düşündüğüm için göndermediğim yazımı bir iki yerini düzeltmek dışında elle(ye)meden gönderiyorum.

Terör, kirli çıkarlarla yeryüzüne hükmedenler için ne büyük silah. ABD’nin Ortadoğu işgalinin gerekçesi olmadı mı New York’taki terör eylemi? Bu eylemin ABD vatandaşlarının Ortadoğu işgalini meşru görmesini sağlamaya yaradığı söylendi elbette, Vietnam zamanındaki gibi bir tepkinin beklenemeyeceği…

10 küsur yıllık işgal…Afganistan ve Irak … Suriye’de boğulan göçmenler, Türkiye’de bombalanan gençler… Kimi örneklerde bombaları üzerinde patlatma kararı verenler de emperyalizmin kurduğu tezgah aracılığıyla kaybettiğimiz canlara dahil elbette.

New York’a dönersek... bir uçağın bir gökdelenin içine, “aksiyon” filmlerine benzer şekilde çarpmasını, karıncalara benzeyen insanların kendilerini yanan gökdelenlerden aşağı atışını izlerken, korkunç şekilde can veren insanlara üzülmenin yanında özellikle coğrafyamız için bu olayın daha çok canın yanacağına işaret ettiği de kesindi. Terör olaylarının zamanı ve uzamı yerle bir edebilen gücünü, bizler ülkemizin kanayan sorununu çözümden uzaklara savurmasından da biliyorduk.

Ancak o günlerde benim bilmediğim, NY terör eyleminden doğrudan da etkileneceğimdi. NY saldırısı sırasında evleneceğimiz gün belliydi. Birkaç ay sonrası için tarih almıştık, değiştirmedik. “ABD’de paran kadar özgürsün” http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ozgur-kesapli-didrickson/abdde-paran-ka... isimli yazımda iptal ettiğimiz ilk göçmen vize başvurumuzda karşılaştığımız durumu şöyle anlatmıştım;

“Evlendiğimizde önce bir süreliğine Alaska’ya gitmeyi, sonra Türkiye’ye yerleşmeyi planlamıştık. İlk göçmen vize başvurumuzun “11 Eylül” sonrasına denk gelmesi nedeniyle de olsa gerek, her görüşmede görevlilerin sertliğiyle karşılaşıyor, basbayağı aşağılanıyorduk. Onurlu hiçbir insanın uzun süre katlanamayacağı bu davranış şekli, eşimin maddi durumu öne sürülerek daha da çirkinleşti. Eşime, bankada yüklü miktarda parası olması gerektiği söylendi. “

Buraya savrulduktan sonra yaptığımız ilk başvuruyla ilgili ise şöyle yazmıştım “Özgürlüklere saygısını sürekli vurgulayan ABD, 11 yıllık evliliğimize rağmen eşimin yeterli para kazanmamasını öne sürerek göçmen vize başvurumuzu reddetti! Hükümetten yardım istememiştik ama demek ki fakir olma ve/veya aileden destek alma hakkımız yoktu!”

Solcu olmamak bir yana, bilim ahlakına bile sahip olmayanların köşeleri tuttuğu/köşeleri tutmasına izin verilen çalışma koşullarında hırpalandıktan sonra gelmiştik Alaska’ya (2010). Bir de göçmen vize kabusu yaşayınca sağlığım ciddi şekilde bozuldu. soL’daki ilk yazımdan sonra verdiğim, ara sıra yine vermek zorunda kaldığım araların nedeni sağlık sorunlarımdı. Direniş sırasında acil servise gitmiştik bir kere. Panik atak gibi bir şey diyelim. 15-20 dakikadan fazla kalmadık ve hala ödeyemediğimiz 1500 dolarlık bir faturamız var. Birkaç hafta önce ise “Medicaid” başvurusu yaptık. Daha doğrusu bir görevli bizim için denedi ancak burada yasal oturma sürem 5 yıl olmadığı için, gelir düzeyi uygun olduğu halde kabul edilmedim! 6 yıldır buradayım aslında ve bana yasal iznimi ilk başvuruda kendi vatandaşının maddi durumunu öne sürerek vermeyen de ABD oldu, sonra süreyi öne sürerek sigortamı yapmayan da!

Eşim tanıştığımızda büyük bir markette gece yerleri siliyordu. Lise mezunuydu. Tanışmamıza kadar olan yaşamı Amerikan yerlilerinin travmalarını da içerir ama şimdilik geçelim. Sonra Türkiye’de 9 yıl benimle kuş göçü araştırmalarında çalıştı. Ülkemizin ilk 6 halkacısından biri oldu. Aslında herkese umut verecek öyküsünü çok özel bulduğum ve biraz da kibir bulaşır mı diye korktuğum için eşimin üniversiteye gitmesini istemiyordum (gerekmiyordu aslında, hala da gereken bir durum değil) ama 2010’da buraya geldiğimizde üniversite diplomasının kalıcı bir iş bulması, insanca yaşamaya yetecek kadar kazanabilmesi için gerekli olduğunu gördük.

Amerikan yerlileri için üniversite bursları vardı. Onlarla, ülkemizde yaptıklarıyla ilgili olacak şekilde eğitimine başladı ancak bir süre sonra o alanda yeterli iş olmadığı gerekçesiyle biyoloji okuması engellendi. Daha doğrusu parası olmadığı için bu durumu kabullenmek zorunda kaldı ve önüne konan 2 seçenekten en uygun olanını seçti (yerli sanatını da düşünerek “işletme” bölümünü seçti). Fonlarla 4 yılı birden okumak da mümkün değildi. En az 1 sene çalışma arası verdikten sonra eğitime devam edebilirdi. Mayıs 2014’te 2 senelik dereceyle mezun oldu. O tarihten beri iş aradığı halde hala iş bulamadı! Sonunda benim gibi vekil öğretmenlik yapmaya başladı. Amerikan yerlisi olduğu için kısmen sağlık sigortası var ancak vekil öğretmenlik sigorta sağlayan bir iş değil. Bu yaz için ise mevsimlik iş buldu. Turistik gemilerde rehberlik yapacak.

Eşim buraya ilk geldiğimizde bizim Orman Bakanlığı ayarındaki bir devlet kurumunda biyoloji işlerinde çalışmıştı. Bu alanda deneyimli olduğu için ve buralı olduğu için (Alaska’da buranın yaban hayatına, iklimine yabancı ama doktora sahibi çok güneyli çalışıyor) bu kurumda sevilmişti ama şimdi “işletme” mezunu olduğu için, lise mezunuyken bile kabul edildiği bu işlere alınmıyor! Zamanında bu haksızlığa inanamadım ve yıllarca birlikte kuş çalıştığımız, ülkemizin ilk kuş gribi çalışmalarında da önemli görevler üstlenmiş eşimin önünün böyle tıkanmasına günlerce ağladım ama solculuğum sınanarak çıkışı bulmaya çalıştım/çalışıyorum.

Bu arada eşim henüz işe giremediği için okurken aldığı kredileri de henüz ödeyemedik (tamamen burslu okumamıştı).

NY terörü olmasa belki planladığımız gibi önce Alaska’ya gelecek ve sonra Türkiye’ye yerleşecektik. Alaska’da olduğumuz süre içinde belki eşim fonlardan yararlanarak daha genç yaşta üniversite okumuş olacaktı. Belki ben de yüksek lisansımı burada yapardım, ne de olsa bilginiz ve onu nasıl kullandığınız değil, nereden mezun olduğunuz daha önemli olabiliyor. Düşünün bir kere, ABD yüksek lisans, doktora diploması! Sıfatların, paranın, ünün bunca önemli olduğu düzende türlü çıkarları için yalan söyleyen, emek hırsızlığı yapanlar ile onları besleyen düzenle ve elbette sesini çıkarmayarak tümünü kollayanlarla daha güçlü savaşmak adına böyle donanmak elbette iyi olabilirdi.

NY terörü dışında da aslında Türkiye’de önderliğinde çalışma yaptığımız insanın ve kimi çalışma arkadaşlarının (düşman olduğu çoktan belli olanları saymıyorum bile) sonradan (elbette kritik zamanlamalarla) bizi böyle yolda bırakacaklarını bilseydik yine Alaska’ya daha önceden gelmeyi denemiş olabilirdik. Eşimin üniversite okuyamamış olmasında ülkemizin iyi eğitimli (!) ve bu nedenle iyi eğitimin almanın, kimsenin bilimsel çalışmalarına çelme takmamanın önemini bilenlerin hakkını da bu nedenle yememeliyim!

Türkiye’de ve burada başımıza gelenlerden sonra çok hırpalandık ancak ne orada ne de burada, az çok emek verdiğimiz alanlarda, pek solcuya rastlamadığımız için taşın suyunu çıkarır gibi çabalıyoruz hala. Eşim yılmadı, hala 4 yıllık eğitim alabilmenin peşinde. Okul deneyimi sonrası artık öğretmen olmaya çalışmanın daha mantıklı olabileceğini düşünüyor ama her an yolumuzu yine tıkayabilirler. Yeni bir yol bulmak gerekebilir. Çok ilerleyemedik ama işte pes etmiş değiliz. Kaldı ki, böylesine haksız bir rekabet sonucunda, eşitlik (ayrıca eşit olmama durumunun göz önüne alınması; otizm vs) sağlanmadan verildiği sürece, eğitimin de ev, araba sahibi olma isteği ile düzeni döndüren, bizi tutsak kılan, öz gücümüzü, yeteneklerimizi öldüren bir durum olduğu da ortada değil mi?

***

Aydınlık bir yeryüzü inşasına eğitimleriyle kimbilir ne çok katkı sağlayacak gençleri katlettiler en son. Bir süredir isim ezberlememeye çalışmamam da ondan, ne çok genç ölüyor. Herkesin istediği, farklılıklarını da baskılamayacak bir eğitimi alabildiği bir dünyanın ne kadar aydınlık olacağını düşmanlar görüyorlar ki bu konulara bir türlü sıra gelmemesi için çabalıyorlar. İnsanlığın ilerlemesi anlamına gelecek bu aydınlığı karartan terörle sevdiklerini yitirenlere acıya dayanma gücü, yaralananlara acil şifalar dilerim.

[email protected]

facebook.com/okesapli

Üniversiteye, bölüme ve elbette devlet üniversitesi olup olmamaya göre harç miktarları değişiyor. Aşağıya 2012-2013 eğitim yılı için (kamu üniversitesi için) harç, yemek, konaklama masrafının 15 bin dolar olduğunun belirtildiği, Eğitim Bilimleri Enstitüsü (Institute of Education Sciences)çalışmasını ekliyorum ancak ABD’de eğitimin ne denli pahalı oluşu üzerine gittikçe artan şiddette ses çıkarıldığını, ilgilenenler için pek çok kaynağın olduğunu belirtmeli.

https://nces.ed.gov/fastfacts/display.asp?id=76