Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Hey Amigo! Örgütün nerede?

Dönelim başa; eşitliği sağlarsak iyiliğe ihtiyaç duyulmaz, özgürlüğü sağlarsak merhamete gerek kalmaz. Yurttaş varsa kul, hak varsa sadaka yoktur. İnsan varsa ümmet imkansızdır. Sorumluluk, dürüstlük ve ahlak varsa insan neden tanrıdan korksun? 

Yayın Tarihi: 17.07.2026 , 22:58 Güncelleme Tarihi: 18.07.2026 , 00:01

İspanyolca bir kelime amigo. Hayatımıza 1970’li yıllarda İtalyan ve Türk işi kovboy filmleriyle girdi. Türkçe karşılığı "arkadaş", "dost" veya “ahbap” olabilir. Güncel dilde "kanka"ya dönüştü, ortalaması “amigo”dur. 

Çocuktuk, “Spagetti Western”lerin altın çağıydı. Hikayeleri, bizde, Ennio Morricone müzikleriyle yer etmişti. O filmlerden dilimize yerleşen bir de tekerleme vardı, “hey amigo çe sabata” diyorduk, orijinal hali “Ehi amico... c'è Sabata, hai chiuso!”dur. Onu da “Hey ahbap, işte Sabata, işin bitti!” diye tarif edebiliriz. Sabata, az sonra rakibine kurşun yağdırıp yere serecektir. Ahbap, yere serilmeye aday olandır; demek ki kötü adamdır!  

Aynı adlı filmin korusu da tanıdıktır; Büyük bir banka soygununu açığa çıkarmak için küçük Teksas kasabasına gelen silahşor Sabata'nın soygunun arkasında kasabanın elitlerinin olduğunu öğrenmesi ve onlarla sert bir mücadeleye girmesi hikaye edilir. 

Bizim Ahbap senaryosu da benzer bir şekilde gelişti. Sabata, Haluk Levent adlı bir kumarbaz şarkıcının peşindeydi, bankayı onun soyduğunu sanıyordu. Ama kasabanın bütün elitlerinin işin içinde olduğu ortaya çıktı araştırdıkça. Dönüp bir daha bakın; eski-yeni bakanlar, bakan yardımcıları, holdingler, savunma sanayinin karanlık tipleri, sanatçı taklitleri, gazeteci müsveddeleri hepsi hikâyenin bir parçası. Toplanmışlar, kafa kafaya vermişler, plan yapmışlar, organize olmuşlar, halkı soymuşlar, kara paralarını aklamışlar. İş üzerinde yakalandılar, halkı tek sorunun şarkıcının kumar oynaması olduğuna inandırmaya çalışıyorlar şimdi. Ahbap’ı, amigo, verecekler, suçlarından kurtulacaklar. Tabii şansları yaver giderse…

***

Tuhaf filmlerdi, şimdi tuhaf zamanlardayız. Bir spagetti western değil izlediğimiz. Soyguncular dernek kurmuş, adını “ahbap” koymuş, halktan para istemiş. Kasabanın şerifinin ve yardımcılarının “ahbap”tan daha beter olduğunu gören kasaba sakini ahbap’ı kahraman bellemiş, varını yoğunu teslim etmiş. Ahbap da topladıklarının bir kısmını şerife vermiş, bir kısmını diğer hırsızlarla paylaşmış, kalanı da kumar masasında ezmiş. Türkiye artık bir kovboy filmi platosudur. Kural yoktur, yasa yoktur, devlet yoktur. Şerif ile kanunsuzlar arasındaki mesafe kapanmıştır. Hızlı silah çeken kimse kanun koyucu odur. Böyle bir düzende kimsenin adı yoktur, önemsizdir, herkes amigodur, herkes ahbaptır. Ahbap ise yere serilmeye aday olandır; demek ki kötü adamdır!  

***

Bu kavram, ahbap, hayatımıza yardım, sadaka, iyilik, merhamet, din, tanrı, ümmet ile birlikte girdi. Hayatımızdan çıkanlar yurttaşlık, hak, vatan, insan, laiklik, sorumluluk, liyakat, dürüstlük ve ahlaktır. 

Turgut Özal ile başladı, Tayyip Erdoğan ile tamama erdi. Din soslu piyasa toplumu yerleşiyordu. Önce cumhuriyetin biriktirdikleri elden çıkarıldı, sonra laiklik ve cumhuriyet cami avlusuna terk edildi. İnsan bireyleşmişti, düzen karşısında yalnızdı, acıları artmıştı. Yaralarına din döktüler ve kalan bütün dişlerini söktüler.

Yoksulluk arttıkça iyilik bir ihtiyaç olur. Zulüm arttıkça merhamet bir erdeme dönüşür. Halbuki iyilik ve sadaka varsılların erdemidir. Merhamet sadece zalimin göstereceği bir özveridir. Zulmedebilecekken etmemek, aç bırakacakken bırakmamak bir erdem değildir. Eşitliği sağlarsak iyiliğe ihtiyaç duyulmaz, özgürlüğü sağlarsak merhamete gerek kalmaz. Yurttaş varsa kul yoktur, hak varsa sadaka yoktur, insan varsa ümmet imkansızdır. Sorumluluk, dürüstlük ve ahlak varsa tanrıyla korkutmaya gerek duyulmaz. 

Yoldaşlık, yurttaşlık bitirilince ahbaplık öne çıktı haliyle. Bunlar serbest düşüş döneminin travmalarıdır. Aydınlanma ve cumhuriyet insanı yüceltmek istiyordu. Şimdi aşağılamak ve kul yapmak istiyorlar. Düşkünün dini yoktur, kulun hakkı muktedirin merhameti kadardır. Sadaka büyük bir yolsuzluğu gizler, merhamet eşitsizliği örter. İyilik muhtaca yapılmış en büyük aşağılamadır. 

***

İki “mana” taşıyor bütün bu vakalar. Birincisi kapitalizm ile ilgili; demokrasi ile piyasa arasında kurulan ilişki koca bir yalandan ibarettir. Açıkça görülüyor, piyasalar diktatörlük istiyor. İkincisi “İslamcı” program ile ilgili. İslamcılığın siyasal programının kapitalizme karşı olduğu tezi temelsiz bir efsanedir. Tüccar dinidir, kâr etmek meşrudur, her ne şekilde olursa olsun kazanmak makbuldür. Bu cemaatte kölelerin payına düşen ise varlıklıların merhameti ve sadakasından ibarettir. Piyasa ile İslam arasındaki müthiş uyumu görebiliyoruz.

Geldiler, hızla zenginleştiler ve aynı hızla genişleyen bir sadaka dağıtım ağı kurdular. Yoksul halktan toplanan vergileri yağmalayıp, tabakta kalan artıkları yoksul halka dağıtmaya “hayır” dediler. Kızılay bile görev değil “iyilik” yapıyor artık. Haliyle yoksulluk, düşkünlük, kulluk da olağanlaştı. Devlet onlara dönüp bakmıyor bile. Evi başına yakılınca kaderiyle baş başa kalıyor, çaresizliği ile yüzleşiyor. Kendisini elinden tutup kaldıracak kahramanlar bekliyor.  Ahbap’ın, amigo, varlık nedenidir.   

***

Neden böyle oldu peki?

Fabrikalarınızı, ordunuzu, vatanınızı, neyiniz varsa onu özelleştirdiler çünkü. Her şey bir avuç patronun artık. Deprem olduğunda enkazınıza koşacak ağır iş makinaları da dahil. Size bırakılan sadece yoksulluğunuz ve çaresizliğiniz.

Devletiniz yok, örgütlü değilsiniz. Haliyle “hey amigo” diye sesleneni dost sanıyorsunuz, yanılıyorsunuz. “Ehi amico... c'è Sabata, hai chiuso!”dur duyduğunuz, “hey ahbap, işin bitti” demektedir. 

Peki, kumarbaz ahbap’ın alternatifi ne? İyilikçi ahbap, Kızılay, AKP yemliği. Yani nereye dönsen üzerine kurşun yağacak. Amigolardan sana fayda yok demek ki…

***

Sonucu görüyoruz: Liyakati sildiler, yurttaş olmanın temelini dinamitlediler. Bunlar basit bir hırsızlık veya haksızlık akası değil, bildiğiniz yıkıcılıktır. 

Ama deniz bitmek üzere. Devleti soydular, halkı yoksullaştırdılar, insanı kul, parayı pul yaptılar. Ülke idari ve iktisadi derin bir krizle karşı karşıya şimdi. Uzun gericilik döneminin son perdesidir. 

***

Dönelim başa; eşitliği sağlarsak iyiliğe ihtiyaç duyulmaz, özgürlüğü sağlarsak merhamete gerek kalmaz. Yurttaş varsa kul, hak varsa sadaka yoktur. İnsan varsa ümmet imkansızdır. Sorumluluk, dürüstlük ve ahlak varsa insan neden tanrıdan korksun? 

Kriz net, haliyle program sade: Ne kulluğa izin vereceğiz ne köleliğe. Ne merhamet dileneceğiz ne sadaka isteyeceğiz. El koyduklarının ağırlığından kurtararak onlara son iyiliği yapacağız. Üretim araçlarının özel mülkiyetini ve haliyle ücretli çalışmayı kaldıracağız. Soymak, yağmalamak, çalmak gibi sömürmeyi de yasaklayacağız. Sonra ahbaplığın değil yoldaşlığın hükmü sürecek. 

O zaman devamı şöyle: Hey amigo, örgütün nerede?

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları