Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Hizbul-NATO

AKP de bir ABD projesidir, Hizbul-NATO’dur. Geldiler, ülkeye çöktüler; bağlılıklarında hiçbir eksilme olmadığını biliyoruz. Ankara’da NATO’yu bütün gövdesiyle görünce İslamcılıklarını, Filistin’i, Gazze’yi, Arakan’ı, ezilen Müslümanları, milliciliklerini, muhafazakarlıklarını, İslamofobi’yi, din kavgasını, İsrail’i, Yahudi baskısını, Hıristiyan eziyetini, Haçlı seferlerini unuttular, asıllarına döndüler, yeni kabelerine, ABD’ye dönüp namaz kıldılar. 

Yayın Tarihi: 26.06.2026 , 22:27 Güncelleme Tarihi: 27.06.2026 , 00:01

Şimdiki İslamcıların mirasçısı olduklarını iddia ettikleri Adnan Menderes iktidarının ilk yıllarında Kore’ye asker gönderme kararı aldı. “Amerika’yı yalnız bırakamazdık” diyerek savundu kararını. Karşılığında NATO’ya dâhil olmuş, Dünyada “büyük bir güç” olarak anılmaya başlanmıştık. “Büyük güç” olmanın bedelini 717 ölü, 2246 yaralı, 16 kayıp ve 219 esir vererek ödedik.

Emperyalizme elini kaptırmışsan kolun yerinde mi diye endişelenmeyeceksin. Ülke, Menderes’in o kararının ardından Amerikan üslerine açıldı, Amerikan ordusu gelip topraklarımıza yerleşti. Sonra bizim orduyu da NATO ordusuna dönüştürdü. Komünizmi, Sovyetleri, kendi halkını düşman belletti. Arkasından İMF geldi, Dünya Bankası geldi, AB geldi, uluslararası şirketler geldi, çok uluslu bankalar geldi.

Bizim İslamcılar bir bakıma Menderes’in o kararının getirisidir. Cumhuriyetin çatlaklarında yeşerdiler, ABD’nin ve NATO’nun kucağında beslenip kök saldılar. İflah olmaz birer antikomünist ve azılı birer “moskof” düşmanı oldular. Zorunlu din dersleri, imam hatipler, kuran kursları, tarikatlar emperyalizmle İslamcı arasındaki o ortak amaç sayesinde hortlayıp yerleşti. Gericilik NATO’nun, ABD’nin, AB’nin, uluslararası şirketlerin, bankaların açtığı yoldan ilerledi. 

***

Böylece bir başlangıç saptamış oluyoruz. İslamcı hareketin modern tarihi devletin kucağında, Komünizmle Mücadele Derneklerinin yamacında başlar. İslamcımız, üzerinize afiyet, doğuşundan itibaren İngilizci, Amerikancı ve Almancıdır. 19. yüzyılın sonundaki Osmanlı-Rus harbinden bu yana asıl düşmanını “Moskof” olarak belirlemiştir. Çünkü Nakşi-Halidiler o savaşta zarar görmüştür. Çar’ın alaşağı edildiğine, yeni bir dünya kurulduğuna aldırmazlar haliyle. Moskof Moskof'tur.

12 Eylül öncesinde toplaşıp yürürlerdi. Yine böyle şalvarlı, takkeli, çok sakallı ve az bıyıklıydılar. Gözde sloganları, “Tip tip tipsizler, Allahsız Komünistler, Amerika gitsin Rusya mı gelsin? Şeriat şeriat!” şeklindeydi. Öyle ya, Amerika giderse Rusya gelmez mi? O halde? En iyisi Amerikancılık… Kaldı ki cihatçılık da, ümmetçilik de nihayetinde Müslümanları İngilizlere ve Ruslara karşı kışkırtmak üzere bulunmuş bir Alman icadı değil mi?

Yalnız laik devlette bu süne zararlılarını oturtacak yeni bir kucak lazım olmuştu. İslamcıları saran o kucak Özel Harp Dairesi’dir. Biliniyordu, Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin doğruladı, Fethullah Gülen ve Mehmet Şevket Eygi, ta 1959’da Özel Harp Dairesi içinde görevlendirilmişti. İslamcılığın iki önemli sembolüdür. Devletin bu süne zararlılarını kontrol etmesi gerekiyormuş, devlet içine alıp kontrol etmezse ABD kontrol edermiş. Pekin’in gerekçesi böyle. Devletin kontrolüne girdiler, sonra devleti kontrol etmeye başladılar. Daha önemlisi devlet kontrol ediyorum sanırken bir de baktılar ki devlet de İslamcılar da ABD’nin kontrolüne girmiş. Komünizmle mücadele laik devletin çürütücüsüdür. 

***

Her siyasi tercihin bir bedeli var. NATO ordusu olmuşsun, ABD’nin kucağına oturmuşsun, ne diyorlarsa yapacaksın haliyle. Daha düne kadar CIA, MİT’in içinde faaliyet gösteriyordu. MİT’i örgütleyen, alet edevatı tedarik eden oydu. JUSMAT’ın (Türkiye'ye Yardım için Ortak ABD Askeri Kurulu) Ankara şubesi TSK’nın merkezindeydi. MİT’te yükselecek her eleman, TSK’de general adayı olacak her kurmay NATO’da, ABD’deki bu iş için düzenlenmiş okullarda eğitim alır, görev yapar, onaylanıp dönerdi. Özel Harp Dairesi de “kontrgerilla” yöntemleriyle çalışmak üzere bizzat ABD ve NATO tarafından peydahlanmıştı. 

Bu yandan çarklı İslamcı “sivil” süne zararlılarını, örgütleyip, donatıp solun üzerine saldılar. Toplumda sivrilmiş tipleri, hadi diyelim “kanaat önderlerini” seçip gerektiğinde kullanmak üzere maaşa bağladılar, kolaylıklar sağladılar. Siyasiyse desteklediler, tüccarsa yol verdiler, tarikatçıysa memur atadılar… Komünizmle mücadelede birleştiler, kaynaştılar, tek vücut oldular. Hepsi Amerikan muhibbidir, hepsi devlet desteklidir, hepsinin bir ayağı Özal Harp Dairesinin, haliyle NATO’nun derinliklerindedir. 

***

Benim “Öteki İslam” kitabı 1990 yılların mahsulü. Üst başlığı “Devletin Din Operasyonu”dur. Anlattığı devletin kucağında büyüyen İslamcılardır. Necmettin Erbakan ve Milli Görüş’ü de Batı’nın, Almanya’nın, NATO’nun kucağında büyümüştür. İslam Batının İslam’ıdır. Doğunun ezilen halkları ile hiçbir ilişkisi yoktur.

1990’lı yıllarda Ortadoğu’nun en laik ülkesinde bir “İslamcı iktidar” döneminin kapısının aralandığı görülüyordu. Nasıl olacaksa, “Modern, laik bir Müslüman ülke” planı yürürlükteydi. O sırada Sovyetler Birliği çözülmekte, arka bahçesinde yeni devletçikler türemekteydi; çoğu Türk ve Müslüman kökenliydi. Türkiye’de laikliği biraz törpüleyip biraz İslam ilave ettin mi bu yeni devletçilikler için mükemmel bir model ortaya çıkmış olacaktı. MİT’in kıyısında TİKA kuruldu ve Türki Cumhuriyetlerin üzerine salındı. Irak’la başlayan sürece bakılırsa Ortadoğu haritası da değişecekti. Türkiye için biçilen rolü Turgut Özal dillendirmişti; Türkiye bu süreçte alması gerekeni almalıydı. Bunun biricik yolu da Amerikancı çizgide ısrardı.

AKP bunların bir sentezi olarak ortaya çıktı. Farkı çok İslamcı az milliyetçi olmasıydı. Kuruluşunda ABD ve İsrail’in önemli dokunuşları vardı. Yandaşları Nasuhi Güngör o dokunuşları “Yenilikçi Hareket” adlı kitabında kayda geçirdi. Gizlisi saklısı yoktur. 

28 Şubat’la Erbakan’ı devirdiler, AKP’nin “genç” kurucuları için yolu açtılar. ABD Türkiye’ye yeni bir rol biçmişti. Ortadoğu, “Büyük Ortadoğu” olacaktı. Bunun için orada sıkı bir “İsrail-Türkiye işbirliği” ve tartışmasız Amerikancı İslamcılar gerekliydi.

Ne hoş; sadece İslamcılarımız değil, bir bütün olarak sağcılarımız Amerikan refleksleri konusunda pek duyarlıdır. ABD’nin arzularını sezerler, derhal ona göre hizalanırlar. ABD’nin Erbakan’a operasyon yaptığı o yıllarda partisine katılmış sağcılar bu hassasiyetin delili. Mesela Cemil Çiçek, Ali Çoşkun, Abdülkadir Aksu, Aydın Menderes, Melih Gökçek, Nazlı Ilıcak o yıllarda Refah Partisi’ne katılmış. Hatta Melih Gökçek Abdullah Gül tarafından engellenince doğrudan ABD’lilerin kapısını çalmış, “yeni hareketinizin liderliğine adayım” demiş…
Hem yenilikçi harekette hem de 28 Şubat’ta açık bir ABD-İsrail parmağı vardır. DSP’yi indirdiler, Amerikancı,

NATO’cu ve İsrailci AKP’yi bindirdiler. Bindiren de indiren de aynı kuvvettir. Ta Menderes’in ülkeyi götürüp ABD’nin kucağına oturtmasından bu yana Amerikalılar bindirir indirir. Bindirilenler sevinç çığlıkları atar, indirilenler ağlayarak Rusya’ya koşar ama indirilmemenin çaresi değildir. 

***

Türkiye’nin İslamcılarının ABD ve NATO ile ilgili kayda geçmiş ilk eylemi organize bir gerici şiddet eylemidir. "Kanlı Pazar"dır. Hedefi Amerika’ya ve NATO’ya kafan tutan yurtseverlerdir. 

Demek ki çıkışlarında Kore’de Amerikan jandarmalığı ve Taksim’de Amerikan donanması yancılığı vardır. O gün bugündür genleri Amerikancı ve NATO’cudur. Necip Fazıl Amerikancıdır; “Ya Amerika’yı tutacaksınız ya Sovyet Rusya’yı ya demokrasiyi ya komünizmayı” der. Fethullah Gülen Amerikancıdır; Nurettin Topçu, Sezai Karakoç, Abdullah Gül, Mehmet Ali Şahin, Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ömer Dinçer, Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik; İslamcılığın tarihinde sembol olmuş kim varsa Amerikancıdır. Kariyerlerini emperyalizme, NATO’ya karşı çıkanlarla savaşarak yapmışlardır.

AKP de bir ABD projesidir, Hizbul-NATO’dur. Geldiler, ülkeye çöktüler; bağlılıklarında hiçbir eksilme olmadığını biliyoruz. Ankara’da NATO’yu bütün gövdesiyle görünce İslamcılıklarını, Filistin’i, Gazze’yi, Arakan’ı, ezilen Müslümanları, milliciliklerini, muhafazakarlıklarını, İslamofobi’yi, din kavgasını, İsrail’i, Yahudi baskısını, Hıristiyan eziyetini, Haçlı seferlerini unuttular, asıllarına döndüler, yeni kabelerine, ABD’ye dönüp namaz kıldılar. 

***

ABD’si, NATO’su, İslamcısı, cihatçısı fark etmez, insanı sevmezler, nefret ederler, kin duyarlar. Hep söylüyoruz, Komünizm başka şeyler yanında kapitalizme inat insan kalma mücadelesidir. ABD ve NATO söz konusu olduğunda nasıl hizalandıklarına bakın, artık tek çıkar yol olduğunu da göreceksiniz. Ya insanlığınızdan vazgeçeceksiniz ya direneceksiniz. 

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları