Rio 2016 V - Madalya Tablosunun Anlattıkları

28/08/2016 Pazar
Rio 2016 V - Madalya Tablosunun Anlattıkları

Rio'da ortaya çıkan madalya tablosu ve ülkelerin bu madalyaları hangi branşlardan kazandığına ilişkin daha ayrıntılı tablolar ve istatistikler, öncelikle hangi ülkelerin çeşitli branşlarda başarılı olabildiklerini ve hangilerinin belirli branşlara odaklandıklarını gösteriyor. Bu çıkarımlardan ilki, yani çok sayıda branşta iddialı olma hali, ekonomik güçle doğrudan ilişkili. Madalya tablosunun ve ülke ekonomilerinin gayri safi yurtiçi hasıla rakamlarına göre sıralandığı listenin ilk 10 sırasında yer alan ülkelerin büyük ölçüde örtüşmesi de şaşırtıcı değil. İlk 10'da yer alan ülkeler madalyaları çeşitli branşlardan toplamışlar ve birçok branşta madalya kazanmak için de, çok sayıda branşa yatırım yapma kabiliyeti olan bir ekonomiye sahip olmak gerekiyor. Yine de, ABD'nin en yakın takipçisinden 19 fazla altın madalya kazanarak eşi benzeri pek görülmemiş bir fark atmasını ayrıca incelemek gerekir.

Peki hep böyle miydi, yani madalya sıralamalarında üst basamaklarda yer alan ülkeler, diğerlerinden daha fazla maddi yatırım yapabildikleri için mi bu sonuç ortaya çıkıyordu? Sporda, televizyon yayınlarının yaygınlaşmasıyla ticarileşmenin artmaya başladığı 1970'li yıllar bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu dönemde, 1976 Montreal Yaz Oyunları da birkaç farklı konuda birden önemli bir milat olmuştur. Laf açılmışken not ederek geçelim, Oyunlara ev sahipliği yapan bu Kanada kentinin mali durumu o kadar bozulmuştur ki, kent yönetimi 2000'li yıllara kadar borç ödemek durumunda kalmış ve organizasyona ev sahipliği yapan kentlerin ekonomilerinin büyüyeceği yönündeki bir zamanlar kabul gören anlayış, sarsılmıştı. Ayrıca, madalya sıralamasında Sovyetler Birliği ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nin gerisinde kalmasından sonra ABD, bugün halen sürdürdüğü üniversite temelli sisteme yönelmişti.

Olimpik sporların büyük bir kısmının halen amatör düzeyde yapıldığı yıllara denk gelen Montreal'de, madalya sıralamasının ilk 10 ülkesinden 7'sinin sosyalist bloktan olması şaşırtıcı değildi. Günümüzde ise, başta atletizm olmak üzere, birçok branşta giderek artan sayıda sporcu, yaşamlarını kazanabilmek için başka iş yapmaya gereksinim duymaksızın salt spora odaklanabiliyor. Kapitalist dünyanın zengin ülkelerinin sporculara bu maddi olanakları daha kolay sunduğu - ve elbette, Küba hariç olmak üzere sosyalist sistemlerin varlıklarını sürdürmediği - bu dönemde de, Montreal sıralamasında gerilerde kalan Büyük Britanya, Rio'da 2. sırayı elde edebiliyor. Tabi Çin'i geçmiş olmaları, haber niteliği taşıyan bir gelişme.

Her iki tabloda ve az çok diğer oyunlarda da, benzer basamaklarda yer alan Almanya ve Japonya ile, sırasını sistem değişikliğine rağmen az çok koruyan Macaristan gibi istikrar örnekleri de bulunuyor. Küba'nın da, 1990'lı yıllardaki kadar olmasa da, belirli bir çizgiyi koruduğu söylenebilir. Bu noktada Küba'nın, tek ya da "en" sosyalist ülke olarak, özellikle atletizmin para getiren bir uğraş haline gelmesinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Rio'da, birisi İspanya birisi de Türkiye adına yarışan ama kendi ülkelerinde yetişmiş olan iki Kübalı madalya kazandı. Daha fazla kazanmak için başka ülkeler adına yarışmayı tercih eden sporcular kadar, ülke adına yarışmaya devam edenlerin de, atletizmdeki yükselen rekabet seviyesine ayak uydurmakta sorun yaşamaları, Küba'nın bir zamanlar çok sayıda madalya kazandığı pistten ve sahadan 1 bronzla dönmesinin nedenleri arasında. Daha iyi dereceler için ihtiyaç duyduğu sırığı, ABD ambargosu yüzünden alamamaktan yakınan 2012 Londra'nın gümüş madalyalısı Yarisley Silva'nın, Rio'da podyumun dışında kalması bu durumun bir örneği. Küba bu koşullarda, güreşe ve köklü bir geleneğinin olduğu boksa daha fazla ağırlık vermişe benziyor.

Aslında Küba'nın çektiği, yüksek düzeyde ve maddi kaynakların belirleyici olduğu rekabete ayak uydurma sıkıntısını yaşayan ve aralarında madalya sıralamasında daha üst basamaklarda yer alanların da olduğu, başka ülkeler de var. Birçok ülke, madalya kazanabileceklerini düşündükleri branşlara daha fazla yatırım yaparak, diğerlerini geri plana atıyor. Yine de, Rio'da alınan bazı sonuçlara bakarak, mutlu istinaların olduğu da söylenebilir. Erkekler su topu finalini "derbi" mağlubiyetiyle kapatmış olsa da Hırvatistan, atletizm, yelken, kürek, atıcılık gibi farklı branşlarda 5 altın madalya alırken, komşuları ve birçok alandaki ezeli rakipleri Sırbistan da, katıldıkları bütün takım sporlarından madalya kazanmayı başardı. Nüfusları sınırlı ve ekonomileri dalgalı da olsa, her ikisi de spor ülkesi olduğunu göstermiş oldu.