Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

Yaş

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Kendisini bir Davos kahramanına dönüştüren o ünlü tartışmayı televizyonda izlediğimde, sonradan kimilerinin dalga geçmek için pek kullanır oldukları "one minute"a değil, bir başka ifadesine takılmıştım ben başbakanın. Takılmaktan çok garip karşılamıştım demek daha doğru belki de. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan, sadece ülkesinin tarihinde değil, dünya siyaset sahnesinde de oldukça deneyimli olan İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres'e kızgınlığını ifade ederken, o güne kadar herhangi bir dünya liderinden duymadığımız şu tuhaf cümleyi de araya sıkıştırmıştı: "Bak! Benden büyüksün".

Cümle aynen böyle çevrildiyse Peres'in ne düşündüğünü anlamak, Tevrat'ta yaşlılara verilen önemi bilenler açısından zor olmamıştır herhalde. İslamiyet'te de öyledir ama, Tevrat'ta, en azından İncil'dekinden çok daha fazla yaşlılıkla ilgili değerlendirmeler yer alır. Yaşlıların deneyimlerine saygı gösterilmesi gerektiğine, bir kez daha belirteyim, İncil'dekinden çok daha fazla vurgu yapılır Tevrat'ta. Peres, öfke nöbetine girmeden önce, kendisine "on emir"i hatırlattığı için Tevrat'ı da bildiğini sandığı Erdoğan'ın "benden büyüksün" deyişiyle, kendisinin "deneyimlerine, bilgeliğine saygı duyulduğu" inancına kapılmış mıydı acaba, o an?

Kapılmışsa fena halde yanılmıştır, çünkü Erdoğan'ın yaşlılık ya da yaşlılar konusunda ne Tevrat'da, ne de Kuran'da yazılanlar doğrultusunda davranmadığı artık kanıtlanmış bulunuyor. Kaldı ki, başbakan, Peres'e gerçekten yaşından ötürü saygı duymuşsa, saygının nerelerde geçerli olduğu konusunda ciddi bir kafa karışıklığı yaşadığını gösterir bu. Ayrıca, kendi parlamentosunun, yaşını mesele yapmayıp, Cumhurbaşkanı seçtiği bir zatı yaşlı bulup saygı duyar gibi yapmak da ne oluyor?

Başbakan, artık bir saplantı haline getirdiğini gözlemlediğim şu "yaş" durumunu, seçim gezilerinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a da, hem de bir kaç kez, hatırlattı, duymuşsunuzdur.

Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini çok genç sanması anlaşılabilir bir ruh halidir. Ancak kendi gençliğinin verdiği pervasızlıkla, başkalarına "yaş" durumlarını hatırlatarak "ayar verme" çabası, meselelere kişilerin "biyolojik zamanları" açısından bakmayanlarla arasında ciddi bir zihniyet farkı olduğunu gösteriyor. Başka vahim zihniyet yanılsamaları da var. Erdoğan'ın, küfürlü konuştuğunu iddia ettiği Baykal için, "gelmişsin yetmiş yaşına hala küfür ediyorsun" deyişini, bir süre önce bir seçim gezisindeki organizasyona ilişkin aksaklık nedeniyle, görevli zata yönelik olan, açık mikrofondan da herkesin duyduğu şu sözleriyle birlikte düşünelim: "Şimdi bana küfür ettireceksin".(Yazı dilinde, "bu aksaklık yüzünden başkaları bana küfür edecek" gibi de anlaşılabilir diye belirtmek zorundayım. Burada, "küfürlü konuşturacaksınız beni" anlamındadır bu cümle. Tv'lerde duyduk çünkü). Demek ki yetmiş yaşındakilere yakıştıramadığı küfür etmeyi, bir gençlik hakkı olarak kendinde görüyor başbakan. Erdoğan, gerçekten kendi gençliğini fazla abartmıyor mu sizce de?

Davos'taki ifadesinin aynısını bir başka vesileyle bu kez "benden yaşlısın" diyerek bir kez daha Baykal'a söylediğini de hatırlatalım. Büyüklere, deneyimleri açısından saygı duyulması gerektiğini öğreten bir dinin mensubu olarak, buradan Baykal'a saygı duyduğu sonucunu çıkarmak da pekala mümkün. Oysa, kişilere sadece yaşlı oldukları için saygı duyulması, hem feodal, hem de sahte bir davranış olarak kabul ediliyor günümüzde. Ama Erdoğan'ın ki, sahte de olsa, saygı amaçlı değil tabii. Çok belli ki, yaşlılığı "cezai ehliyete sahip olmamak" türü bir mazeret sanıyor. "Ne yaparsa yapsın, yaşlıysa hoş görülmeli" yaklaşımıyla, varsayalım ki, saygı temelli de olsa, bir ayrımcılık yaptığı ortada başbakanın. Ne kadar kötü.

Recep Tayyip Erdoğan'ın, yaşlılığı muhataplarına karşı kendi davranışlarını frenleyen bir unsur olarak görmesi çok tuhaf. Bu frenleme olmasa belki de biz, Baykal'ın, Peres'in bilmemiz gereken olumsuz neleri varsa bilmeliyiz. Yaşlıdırlar diye bunlardan hiç haberdar olmazsak, onlara karşı yöneltilmiş, muhtemel bir iftiranın inanıcıları olmaz mıyız? Başbakan "bu zatların yaşlarına saygı duyacağım" diye, onların var olduğunu iddia ettiği kusurlarını dile getirmekten çekinmemeli. Herhalde etrafında bunu söyleyen birileri vardır. Olmalı da.

Jonathan Swift, bilenler bilir, insanlıktan umudunu kesmiş, giderek mizantrop (insansevmez) olmuş bir yazardır. "Hiç bir akıllı adam, daha genç olmayı istememiştir" der. Gençliğin dinamizmi kadar, cehaleti de vardır diye anladığım için, yaşlılığın bilgeliğine sığınmalı anlamını çıkarmışımdır ben bu sözden. Erdoğan, genç kalmayı istemekle ya da hep genç kaldığını sanmakla Swift'in akıllı adam tanımı içine girmemiş oluyor böylelikle. Girmemekte de pek ısrarlı.

Yaşlılığı, içi boş bir saygı gerekçesi yapan bir toplum olduğumuzu söylemeye gerek yok. Geçmişe özlem duyduğumdan değil ama hani Erdoğan Oğuz'lar zamanında yaşasaydı, yaşlılığa verilen önemin farkına varırdı.

Tevrat'a aldırmasa bile Oğuzlar gibi düşünseydi, Peres'i dinlemesi gerekecekti. (Dinlememesi iyi olmuştur, ayrı mesele). Çünkü "Söz ulunun, su küçüğün, diye (aslı kiçiğin'dir diye bilirim ben) bir Oğuz atasözü vardır.

Başbakanın daha çoook su içmesi gerekecek, öyle görülüyor.

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları