Mustafa Kemal Erdemol
Top Top Obama
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Özellikle seçmiş değilim.. Barack Obama'nın, Ankara'ya varışımın ertesi günü başlayan Türkiye ziyareti kötü bir rastlantı oldu. Obama türünden Amerikalıların (Bush ya da Clinton da olabilirdi, fark etmez) mümkünse hep ülkelerinde kalmaları herkes için daha hayırlı olur diye düşündüğümden canım sıkıldı doğrusu. Orada da dünyaya pek bir zararları oluyor elbette ama ziyaret ettikleri kentlerde kısa süreliğine de olsa yaşamı alt üst etmeleri, bu adamların verdiği rahatsızlığın en "bire bir" örneği olduğu için daha çok kızgınlığa yol açıyor. En azından benim açımdan böyle.
Obama'nın Ankara'ya gelişi, planlarımı korktuğum kadar kötü etkilemese de, arkadaşlarla buluşmamı en azından bir gün ertelememe yol açtı.. Sadece yedi günlüğüne gittiğim Ankara'da, bir günümün harcanması büyük kayıp benim için.
Tabii çok kişi mutlu oldu Obama'nın gelişinden. Dünyanın en hızlı kirlenen medyası Türk medyasına bakarsanız, Obama'nın, "bölgenin en etkili ülkesi" Türkiye'yi ziyareti çok çok önemli. Kolay mı? Tüm İslam dünyasına mesajı Türkiye üzerinden vermiş olması, ülkemizin hem ne kadar laik hem de ne kadar müslüman olduğunun da bir kanıtı. Bunu kanıtlama ihtiyacını neden duyar, ayrı mesele ama bu açıdan bakılınca dengeyi çok iyi kurmuş ideal bir ülke Türkiye. Öyle olmasa, Obama neden "İslam alemine" mesaj vermeye gelsin ki? Kimse böyle yazmadı belki ama kimi yayınların böyle okunması çok mümkün. Türkiye medyasının, bir "islam alemi" bulunduğuna inanması da ayrıca gülümsetiyor insanı gerçekten.
Ama ben bundan daha çok, Obama'yı da top atışıyla ürkütmüş oluşumuza güldüm. Gelişinden günler önce, Başkan'a bir şey olmasın diye, gittikleri ülkenin güvenlik önlemlerine bile itibar etmeyip, hem de saygısızca tedbirler alan Amerikan gizli servis elemanlarının akıllarına gelir miydi, koca başkanın top atışından korkup, korkuya bağlı psikolojik bir zarar görebileceği? Belli mi olur, belki böyle ani irkilmelere karşı hassastır Obama. Abartmıyorum, ani irkilme kaynaklı şok ölümler bile var. Hayır, tabii ki böyle bir şey olmaması çok iyi ama, güvenlik için aldığınız önlemler her zaman "güvenlik"le sonuçlanmıyor. Nato'nun yeni genel sekreteri Rasmussen, "dünyanın dengesini" sağlama görevini aldığı ilk günlerde, üstelik, onca güvenlik önlemlerine rağmen, kendi dengesini koruyamayıp, merdivenden düşüp kolunu kırdı, malum. Şöyle bir manzara düşünün top patlamasından korkup bayılmış bir Obama ile merdivenden düşüp kolunu kırmış bir Rasmussen. Bunlardan biri süper bir devleti, diğeri de süper bir kurumu temsil ediyor.
Yıllar yıllar önceydi, Filistinlilere kan kusturan İsrail Başbakanı İzak Rabin de banyoda düşüp kalçasını kırmıştı. Dönemin en popüler gazetesi Günaydın'ın bu haberle ilgili başlığını hala unutamam: "Arapların ahı tutu". Şu ya da bu şekilde ayakta duramıyor bu adamlar, onu anlatmaya çalışıyorum.
Obama, bir savaş yaşamadı, işgal edilmiş bir ülkenin yurttaşı da olmadı hiç bir zaman. Cesaretin, biraz da alışkanlıkla ilgili olduğu doğrudur. Korkmaya alışsaydı biraz, kanıksardı top seslerini. İleride, dünya bu neden olmasın, özgür, bağımsız Irak'ın Cumhurbaşkanı, eğer çocukluğunu ülkesinin işgal edildiği yıllarda, Amerikan bombardımanı altında geçirmişse, onun bir top sesinden asla korkmayacağı çok kesindir. Cesaret büyük acılarla gelir çünkü. Yine ilerde, ortadan kalkmasını dilediğim, NATO'nun, diyelim ki, çocukluğunu, ülkesini işgal etmiş İsrail'in askeri barikatlarından atlayarak geçirmiş Filistinli bir genel sekreteri olacak. Mümkün mü merdivenlerden düşmesi?
Korku elbette insani bir duygu. Ne denebilir? Ama Obama, hazırlıklı olmasa bile, zeki bir adam olarak, barış zamanında atılan kurusıkı toptan neden ürksün? Bilenler söylüyor top atışları karşılanan konuk için sürpriz değildir. Üstelik kurusıkıdır. Zarar vermez kimseye. Buluttan nem kapıyor olsam, ABD Başkanı'nın üstelik ülkesiyle "savaş halinde" olmayan Türkiye'de, kurusıkı top atışından ürpermesi, "hem laik hem de müslüman" olduğu için model kabul edilen Türkiye'nin, aslında hiç de tekin bir ülke olmadığı kuşkusundan mı kaynaklanıyor, derdim. Diyenler vardır belki. Bilinçaltı bu, her şey mümkün.
Diplomatik tuhaflıklardan biridir şu bilmem kaç pare top atışı hikayesi. Tamam, ortaya çıkışı gayet barışçı nedenlere dayanıyor, ama günümüzde pek bir anlamsız. Çok eski bir gelenektir bu. Barutun, topun bulunmasıyla birlikte, bir tür selamlama olarak kullanılagelmiş. Karşılanan konuğu, kurusıkı topla selamlamak, öldürme amacı güdülmediğinin bir göstergesi. Barut pahalı bir madde o zamanlar. Kurusıkı da olsa, bir hayli barut harcanıyor. Bu da, konuğunu top atışıyla karşılayan tarafın, eldeki barutu, yani çok pahalı olan bir saldırı ya da savunma malzemesini, "barış için tüketiyorum" demesi anlamına geliyor. Öyle derler.
İnsanoğlunda/kızında tuhaflık mı yok? Ne zararını gördülerse çift sayıları uğursuz saydıklarından, eski zaman insanları şu kurusıkı top atışlarını hep tek rakamlarla yaparlardı. Ne garip huyları var kimi toplumların.
Şunu anlamış olduk en azından. Çok canımızı sıkarsa ne yapacağımızı biliyoruz Obama'ya. Yanımızda her zaman top bulundurma şansımız yok tabii. Arkasından sessizce yanaşıp, iyice şişirdiğimiz balonu kulağının dibinde patlatacağız. Hepsi bu.
Kese kağıdıyla da olur.